islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3796
EURO
53,8736
ALTIN
6.132,83
BIST
13.782,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
33°C
İstanbul
33°C
Açık
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

VAHİY PENCERESİ: Yahudi ve Hıristiyanları Veli Edinmeyin

VAHİY PENCERESİ: Yahudi ve Hıristiyanları Veli Edinmeyin
A+
A-

Yahudi ve Hıristiyanları Veli Edinmeyin

(Maide Suresi, 51. Ayet Üzerine Bir Okuma)

Bu hafta Vahiy Penceresinde, yıllardır tartışılan, çoğu zaman bağlamından koparılan ve bu yüzden de maksadının uzağına savrulan bir ayeti ele alıyoruz. Maide Suresi’nin 51. ayeti, Kur’an’ın sadece bir uyarısı değil; aynı zamanda bir kimlik, duruş ve bağımsızlık manifestosudur.

Ayetin İlk Bakışta Uyandırdığı Algı

Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmeyin” ifadesi, yüzeysel okunduğunda sert, dışlayıcı ve keskin bir yasak gibi algılanabiliyor. Bu algı, ayeti Kur’an’ın bütününden ve indirildiği tarihsel zeminden kopardığımızda ortaya çıkıyor. Oysa Kur’an, hiçbir ayetini boşlukta bırakmaz; her uyarı, belirli bir bağlam ve amaçla gelir.

“Veli” Kavramı Ne Söyler?

Ayetin kilit kelimesi “veli”dir. Veli; sadece dost, arkadaş ya da komşu değildir. Veli; yön veren, koruyan, karar mekanizmasına hâkim olan, sadakat ve bağlılık talep eden otorite demektir. Ayet, günlük insani ilişkileri değil; siyasi, askeri ve ahlaki teslimiyet ilişkisini konu edinir.

Mesele, birlikte yaşamak değil; kimin gölgesinde durduğumuzdur.

Nüzul Ortamı: Bir Uyarının Arka Planı

Maide Suresi’nin bu ayeti, Müslümanların Medine’de hem dış tehditlerle hem de iç zaaflarla sınandığı bir dönemde nazil oldu. Bazı Müslümanlar, güvenliği ve geleceği Allah’a ve müminlere yaslamak yerine, dönemin güçlü aktörlerine sığınma eğilimi gösteriyordu. Ayet, işte bu zihinsel ve siyasi bağımlılığı hedef aldı.

Bu yönüyle ayet, bir inanç toplumunun iradesini koruma çağrısıdır.

Kur’an’ın Diğer Ayetleriyle Birlikte Okumak

Kur’an, kendileriyle savaşmayan, zulmetmeyen ve barış içinde yaşayan kimselere karşı adaleti ve iyiliği emreder. Komşuluk, ticaret, ilim ve insani ilişkiler kapatılmaz. Kapatılan şey; değerlerin, kaderin ve yön tayininin başkalarına teslim edilmesidir.

Bu yüzden Maide 51, bir nefret metni değil; bir bilinç metnidir.

Bugüne Bakan Yönü

Ayet, bugün de canlı bir soruyla karşımızda duruyor:
Kime güveniyoruz? Kime dayanıyoruz? Kimden medet umuyoruz?

Müslüman, adaleti herkes için ayakta tutar; fakat yönünü, sadakatini ve nihai bağlılığını yalnızca Allah’a verir. Güçlü görünenin peşine takılmak değil, haklı olanın yanında durmak esastır.

Son Söz Yerine

Maide 51’i başkalarına karşı bir silah gibi okumak, Kur’an’ın ruhunu ıskalamaktır. Bu ayet, başkalarını dışlamak için değil, Müslümanları kendine getirmek için indirilmiştir. Asıl muhatap “ötekiler” değil, biziz.

Vahiy Penceresi’nden bu hafta görünen manzara şudur:
Kur’an, kimliğini koruyamayanların değil; kimliğini inşa edenlerin kitabıdır. Ve bu ayet, bizi başkalarına değil, kendimize bakmaya çağırır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.