
Bu hafta Vahiy Penceresi’nde, yıllardır tartışılan, çoğu zaman bağlamından koparılan ve bu yüzden de maksadının uzağına savrulan bir ayeti ele alıyoruz. Maide Suresi’nin 51. ayeti, Kur’an’ın sadece bir uyarısı değil; aynı zamanda bir kimlik, duruş ve bağımsızlık manifestosudur.
“Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmeyin” ifadesi, yüzeysel okunduğunda sert, dışlayıcı ve keskin bir yasak gibi algılanabiliyor. Bu algı, ayeti Kur’an’ın bütününden ve indirildiği tarihsel zeminden kopardığımızda ortaya çıkıyor. Oysa Kur’an, hiçbir ayetini boşlukta bırakmaz; her uyarı, belirli bir bağlam ve amaçla gelir.
Ayetin kilit kelimesi “veli”dir. Veli; sadece dost, arkadaş ya da komşu değildir. Veli; yön veren, koruyan, karar mekanizmasına hâkim olan, sadakat ve bağlılık talep eden otorite demektir. Ayet, günlük insani ilişkileri değil; siyasi, askeri ve ahlaki teslimiyet ilişkisini konu edinir.
Mesele, birlikte yaşamak değil; kimin gölgesinde durduğumuzdur.
Maide Suresi’nin bu ayeti, Müslümanların Medine’de hem dış tehditlerle hem de iç zaaflarla sınandığı bir dönemde nazil oldu. Bazı Müslümanlar, güvenliği ve geleceği Allah’a ve müminlere yaslamak yerine, dönemin güçlü aktörlerine sığınma eğilimi gösteriyordu. Ayet, işte bu zihinsel ve siyasi bağımlılığı hedef aldı.
Bu yönüyle ayet, bir inanç toplumunun iradesini koruma çağrısıdır.
Kur’an, kendileriyle savaşmayan, zulmetmeyen ve barış içinde yaşayan kimselere karşı adaleti ve iyiliği emreder. Komşuluk, ticaret, ilim ve insani ilişkiler kapatılmaz. Kapatılan şey; değerlerin, kaderin ve yön tayininin başkalarına teslim edilmesidir.
Bu yüzden Maide 51, bir nefret metni değil; bir bilinç metnidir.
Ayet, bugün de canlı bir soruyla karşımızda duruyor:
Kime güveniyoruz? Kime dayanıyoruz? Kimden medet umuyoruz?
Müslüman, adaleti herkes için ayakta tutar; fakat yönünü, sadakatini ve nihai bağlılığını yalnızca Allah’a verir. Güçlü görünenin peşine takılmak değil, haklı olanın yanında durmak esastır.
Maide 51’i başkalarına karşı bir silah gibi okumak, Kur’an’ın ruhunu ıskalamaktır. Bu ayet, başkalarını dışlamak için değil, Müslümanları kendine getirmek için indirilmiştir. Asıl muhatap “ötekiler” değil, biziz.
Vahiy Penceresi’nden bu hafta görünen manzara şudur:
Kur’an, kimliğini koruyamayanların değil; kimliğini inşa edenlerin kitabıdır. Ve bu ayet, bizi başkalarına değil, kendimize bakmaya çağırır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”