
Allah’ın Resûlü’nün Eşleri
“Peygamber Mü’minlere kendi canlarından daha yakın ve önceliklidir. Onun eşleri de Mü’minlerin anneleridir.” (Ahzâb 6)
Hz. Hatice bint‐i Huveylid (555‐ 620)
Hz. Hatice, Mekke’de ticarî kimliği ile bilinen erdemli bir kadındı. İki evlilik yapmış üç çocuklu bir duldu. Kırk yaşındaydı. Peygamberimiz ise yirmibeş yaşındaydı. Ticaret ilişkisi sebebiyle tanışıyorlardı. Aralarında onbeş yaş fark vardı. Evlendiler. Onbeş yılı Peygamberlik öncesi dönemde olmak üzere evlilikleri yaklaşık 25/yirbeş yıl sürdü. Peygamberimiz, Hz. Hatice’nin 65 yaşında ölümüne kadar ikinci bir evlilik yapmadı. Tek kadınlı yaşadı.
Hz. Hatice, evrensel Peygamber kılınan eşi Hz. Muhammed’e ilk iman eden kadın oldu. Canını ve malını İslâm’a adadı. Peygamberimiz, “Bana ondan daha hayırlıbir kadın verilmedi.” diyerek Hz. Hatice’yi hiç mi hiç unutmadı. Onu hayatı boyunca sevgi ve saygıyla andı.
Hz. Sevde bint‐i Zem’a (577‐ 644/Hicri 23)
İlk Müslüman kadınlardandı. Eşiyle Habeişistan’a göç etmişti. Dönüşlerinde eşi vefat etti. 50/Elli yaşında altı çocuklu bir duldu. 52 yaşındaki Sevgili Peygamberimizin Hz. Hatice’den sonraki ilk eşi oldu. 68 yaşında vefat etti. Beş hadis rivâyet etmiştir.
Hz. Âişe bint‐i Ebu Bekir (605‐ 678/Hicri 58)
Allah’ın Resûlü’nün 54 yaşında iken evlendiği Hz. Âişe henüz ergenliğe adım atmış bulunan genç bir kızdı ve eşleri arasında tek bâkire olanıydı.Evliliğinde yaşının 14‐19 arası olduğıda ileri sürülmektedir.[1]
Bu izdivacı Hz. Âişe’nin babası Hz. Ebû Bekir arzuladı. Allah kendisinden razı olsun Hz. Ebû Bekir Allah’ın Resûlü’ne ilk îman eden erkekti. O, İslâm’ın yayılması uğrunda malını bezletti. Canını tehlikeye attı. Allah’ın Resûlü’ne hicret arkadaşı oldu. Allah’ın Resûlü katında ondan daha sevgili bir sahâbî yoktu. O’nun vekiliydi, müsteşarıydı. Hz. Ebû Bekir’in arzusu kırılamazdı.
Allah’ın Resûlü’nün Hz. Âişe ile evliliği Hz. Ebû Bekir’i mutlu etmek amacına yönelik görülebilirse de, bu evlilik bize göre daha köklü amaçlara dayanır.
Allah’ın Resûlü’nün öğretileri arasında bâkirelerin tercih edilmesi vardır. Bu ilkeyi örneklendirmekgerekirdi.
O’nun taaddüd‐i zevcâtının ana amacı; eşlerinin, İslâm’ın özellikle kadınlara dönük tebliğinde hizmet üstlenmeleriydi. Tebliğ, hiç şüphesiz her kadının yapabileceği bir hizmet değildir.
Tebliğ için zeki, genç, kafası ve kalbi yalnız İslâm kültürü ile dolu dinamik eşlere ihtiyaç vardı. Kaldı ki yaşlı olup cinsel gücü yerinde olan bir insanın, genç bir kızla evlenebileceğini ve böylece genç, hem de kumalı bir kadının nasıl yönetilmesi gerektiğini örneklendirmek gerekirdi. Çünkü yüz milyonları aşacak mü’minler arasında böylesine bir evliliğin zarûretini duyacak nice mü’minler olacaktı.
‐ Doğrusunu Allah bilirbu sebeblerle Allah’ın Resûlü Hz. Âişe ile evlendi.
Bu sebeblerin başında da hiç şüphesiz dînin tebliği gelir. Nitekim Allah’ın Resûlü’nün sağlığında ve O’nun irtihalinden sonra dînin tebliğinde Hz. Âişe pek büyük hizmetler yapmıştır. İslâm Dîni’nin iki ana kaynağından ikincisi olan Sünnet’in insanlara ulaşmasında Hz. Ebû Hüreyre’den sonra en büyük hizmeti gören Hz. Âişe olmuştur. O’nun rivâyet ettiği hadislerin toplamı 2210/İki bin iki yüz on’dur. Yetmiş dört yaşında vefat etmiştir.
Allah’ın Resûlü’nün Hz. Âişe ile evlenmesinin sebebinin ilâhî bir talimata dayandığı hakikatine de işaret edelim.[2]
Hz. Hafsa bint‐i Ömer (604‐ 665/Hicri 45)
Bu muhterem annemiz, geleceğin İslâm devlet Başkanı olacak büyük sahâbî Hz. Ömer’in kızıdır. Kocasının şehid edilmesinden sonra 22 yaşında dul kaldı. Babası Ömer, onu Hz. Ebû Bekir’e ve Hz. Osman’a teklif etti. Onlar kabul etmediler. Hicretin 3./üçüncü yılında, 56 yaşında olan Allah’ın Resûlü onu kabul buyurup, nikâhladı. Okur yazar olan bu annemiz, İslâm Dîni’nin tebliğinde üzerine düşen görevi yapmış ve 60 (altmış)hadis rivâyet etmiştir. 64 yaşında vefat etmiştir.
Hz. Zeynep bint‐i Hüzeyme (596‐626/Hicri 49)
Üç evlilik yapmıştı. Üçüncü eşi, Allah’ın Resûlü’nün halasının oğlu Abdullah b. Cahş idi. Otuz yaşında bir duldu ve himayesizdi. Kadınsı hiçbir özelliği olmayan Hz. Zeyneb, hicretin 4./dördüncü yılında, 57 yaşında olan Allah’ın Resûlü’nün eşleri arasına girmesinden üç ay sonra sonra vefat etti.
Hz. Ümm‐ü Seleme/Hind bint‐i Ebî Umeyye (596‐680/Hicri 61)
İslâmî tebliğ hareketinde etkili görevler başarmış bu mübarek kadın, faziletli bir Müslümanın eşiydi. Hicretin 4./dördüncü yılında kocasının ölümü ile dul kaldı. Yetimleri vardı. 31 yaşındaydı. Üstelik pek kıskançtı. Allah’ın Resûlü onunla, onu ikna ederek evlendi. Amacı
açıktır. Çünkü O, yetimleri koruyup gözetmeyi emreden bir dînin Peygamberi idi. Evlilikte yetimli dulların tercih edilmesi gibi yüksek bir ahlâkî ve sosyal sorumluluk örneğini insanlara vermek durumundaydı.
Ümmü Seleme ile bu örneği verdi.
Ümmü Seleme’nin evliliğini bizzat kendisinden dinleyelim.
Ümmü Seleme (r. anha) anlatıyor.
Ebû Seleme’nin vefatından sonra dört ay on günlük iddetim dolduğu zaman Allah’ın Resûlü bizzat kendisi bana evlenme teklif etti.
Talebini içeren sözlerini bitirince şöyle dedim:
‐ Ya Resûlallah! Benim ilginizi çekecek (maddi ve manevî) hiçbir özelliğim yoktur.
Kaldı ki ben çok kıskanç bir kadınım. Bende göreceğiniz (ve sizi tedirgin edecek) kıskançlığın sebebiyle Allah’ın beni azâba uğratmasından korkarım.
Üstelik yaşlanmış bir kadınım. Bir de çoluk çocuk sahibiyim.
Allah’ın Resûlü bu mazeretlerimi şöylece karşılayıp giderdi:
‐ Sözünü ettiğin kıskançlığını Allah giderecektir. Yaşınla ilgili olarak ileri sürdüğün mazeretin (benim için geçerli değildir. Çünkü) senin gibi ben de yaşlandım. Çoluk çocuk sahibiyim şeklindeki özrünü (mesele edinme. Zira) senin çocukların benim de çocuklarımdır.
Ümmü Seleme diyor ki; Allah’ın Resûlü’nün bu tatmin edici beyanları üzerine kabul edip onunla evlendim…[3]
Ümm‐ü Seleme anemiz 378 Hadis rivayat etmiş olup seksenbeş yaşında vefat etmişitir.
Hz. Zeyneb bint‐i Cahş (588‐641/Hicri 20)
Hz. Zeyneb, Allah’ın Resûlü’nün halası Ümeyye bint‐i Abdülmuttalib’in kızıdır. Neseb onuru gelişmiş bir ailenin kızıydı. Ailesi onu Allah’ın Resûlü ile evlendirmek istiyordu. Fakat Allah’ın Resûlü onu uzun yıllardır oğlu olarak çağrılan evlâtlığı ve azadlı kölesi Zeyd’e istedi. Zeyd genç ve güzeldi. Fakat köle asıllı olması sebebiyle Zeyneb ve ailesi onu benimsemedi. Allah’ın Resûlü ise bu evlilikle neseb gururunu yıkmak ve köle asıllı olmanın eksiklik olmadığını bilfiil duyurmak istiyordu. Ahzâb Sûresi’nin, “Hiçbir mü’minin Allah’ın ve Resûlü’nün tercihleri ve kararlarına karşı gelemeyeceğini” bildiren otuz altıncı âyetinin indirilmesi, Zeyneb ve ailesini Zeyd’i istemeyerek‐ kabule mecbur kıldı.
Zeyneb, kocası Zeyd’e karşı bir büyüklük duygusundan sıyrılamadı. Hırçınlığı ve geçimsizliği giderek arttı. Allah’ın Resûlü’nün hayır tavsiyelerine rağmen Zeyd, Zeyneb’i boşamak zorunda kaldı. İlâhî kader örgüsünü örüyordu.
Yüce Allah, tarîhi asırlardan beri devam edegelen ve köklü bir câhiliyet kurumu olan evlâtlığı kaldırmayı diledi. Evlâtlıklarını evlât bilen mü’minler arasında bu kurumu devre dışı bırakabilmek için Allah’ın Resûlü’nün uygulamasına gerek vardı. Bunun için olacak Yüce Allah, Zeyneb’i Resûlü’ne nikâhladı ve bunu Kur’ânî bir vahiyle bildirdi.
Bu evlilikte Allah’ın Resûlü’nün arzusu ve seçimi yoktu. İlâhî emri alınca, hicretin 5./beşinci yılında 36 yaşındaki Zeyneb’i eşleri arasına kattı.[4] Kendisi 58 yaşındaydı.
Bütün peygamberlik hayatı süresince Allah’ın Resûlü’ne en ağır gelen uygulama buydu. Yıllar boyu oğlu olarak çağrılan Zeyd’in boşadığı kadını eş olarak almak…[5]
Allah’ın Resûlü’nün çok evliliğinin evrensel peygamberliğine dayandığı gerçeğini belgeleyen bu olay, öneminden ötürü Kur’ân‐ı Kerîm’de şöylece yer aldı.
Ahzab Sûresi Âyet 37:
“(Ey Muhammed!) Hani bir zaman Allah’ın kendisini nimetlendirdiği ve senin de iyiliklerde bulunduğun kimseye (Zeyd’e) “Hanımını boşama, Allah’dan kork” diyordun. Fakat (oğulluk uygulamasının kaldırılması için ileride Zeyneb’in sana eş kılınacağına dâir sana vahiyle bildirilen gerçeği) Allah’ın açığa vuracağı hakikati insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Halbuki Allah kendisinden çekinerek saygıyla korkmana daha lâyıkdı.
Zeyd karısından ilişiğini kesip boşayınca, Biz onu sana nikâhladık ki, evlâtlıkların ilişkilerini kesip boşadıkları eşleriyle evlenmekte mü’minlere güçlük olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine gelir.”
Zeynep annemiz 11 hadis rivâyet etmiş ve 53 yaşında vefat etmiş‐
tir.
Hz. Cüveyriye bint‐i Hâris (605‐670/Hicri 50)
İslâm’ın egemenliğine baş kaldırdığı için hicretin 5./beşinci yılında hezimete uğratılan Benî Mustalik kabîlesi reisi Hâris’in kızıydı. Kocası öldürülmüştü. Babası ve kardeşleri ise kurtulmuşlardı.
Hz. Cüveyriye, kabîlesinin diğer mensubları gibi esir edildi. Kabile reisi kızı ve de güzel bir esîreydi. 24 yaşındaydı. Sâbit b. Kays’ın hissesine düştü. O da ona yüksekçe bir bedel biçti.
Hz. Cüveyriye, Allah’ın Resûlü’ne geldi. Kocasının öldürüldüğünü, babasının ve kardeşlerinin durumunu bilmediğini, pek yüksek biçilen fidyesini ödeyemeyeceğini anlattı ve yardım diledi. Allah’ın Resûlü, özgürlük fidyesini vererek, onu esaretten kurtardı ve azat etti. Geleceğini belirlemede onu serbest bıraktı.
Babası Hâris, kızını esaretten kurtarmak için Medine’ye geldiğinde, kızının kurtarılıp azad edildiğini gördü. Bu sebeble Allah’ın Resûlü’ne sevgisi arttı, Müslüman oldu. Sonra da Cüveyriye’yi eşleri arasına katıp, kendilerini onurlandırmalarını Allah’ın Resûlü’nden rica etti. O da kabul buyurdu. Hz. Cüveyriye’nin ödenen özgürlük fidyesi mehirine sayılarak O’nun eşleri arasına katılmasından sonra sahâbîler, ‐Allah’ın Resûlü’nün eşinin mensub olduğu kabilenin fertleri esir tutulamaz‐ diyerek esirlerini salıverdiler.
Hz. Reyhâne bint‐i Zeyd (608‐632/Hicri 10)
Peygamberimizle yaptıkları antlaşmaları çiğnemeleri ve Hendek’te arkadan kuşatma yaparak ihanet etmeleri sebebiyle hicretin 5./beşinci Ben‐i Kureyza ile savaşılmış ve esir edilmişlerdi. Alınan esirler arasında Reyhâne de vardı. Yahûdi asıllı olan Reyhâne 19 yaşında güzel ve dul bir kadındı. Peygamberimiz onu İslâm’çağırdı. Bir süre sonra özgür iradesiyle Müslüman oldu. Peygamberimiz onu önce özgürlüğüne kavuşturdu. Sonra da evlilik teklif etti. O da kabul etti. Böylece özgürlük bedeli mehirine sayılarak annelerimiz arasına katıldı. Peygamberimizle evliliği beş yıl süren Hz. Reyhâne, O’nun ebedî aleme irtihalinden çok kısa bir süre önce 24 yaşında vefat etti.
Cenaze namazı Peygamberimiz tarafında kıldırıldı.
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT”
DİP NOTLAR
[1] Hz.Âişe’nin evlilik yaşı için bak. Bünyamin Erol, Hz.Âişe Kaç Yaşında Evlendi? Dokuz mu Ondokuz mu? İslâmi Araştırmalar Der. cilt 19,sayı 4.
[2] Bak. et‐Tac 3/379, Buhârî K. Nikâh B. 35 (6/131). Hadis Istılahları Prof. Talât Koçyiğit sh. 277‐8.
[3] Müsned 4/28.
[4] İ. Kesîr,
[5] Nisâ Sûresi’nin yirmi üçüncü âyetinin hükmüne göre kişi, öz çocuğunun boşadığı kadınla evlenemez. Ancak evlâtlık öz evlâd gibi değildir.