islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C

“Bir Geçiş Döneminin Değil, Bir Kopuşun Ortasındayız.”

“Bir Geçiş Döneminin Değil, Bir Kopuşun Ortasındayız.”
A+
A-

“Bir Geçiş Döneminin Değil, Bir Kopuşun Ortasındayız.”

“Uluslararası kurallara dayalı düzen hikayesinin kısmen yanlış olduğunu, en güçlülerin işlerine geldiği gibi davrandığını, ticaret kurallarının asimetrik olarak uygulandığını, uluslararası hukukun sanık veya mağdurun kimliğine bağlı olarak değişen bir titizlikle uygulandığını biliyorduk. Bu kurgu oldukça kullanışlıydı. Özellikle Amerikan hegemonyası; deniz yollarının güvenliği, finansal istikrar, kolektif güvenlik ve uyuşmazlıkların çözümü için destekleyici çerçeveler gibi imkanlar sundu. Bu yüzden, pencereye tabelayı astık. Ritüellere katıldık ve büyük ölçüde retorik ile gerçeklik arasındaki uçurumu dile getirmekten kaçındık. Bu pazarlık artık işe yaramıyor. Açık konuşayım: Bir geçiş döneminin değil, bir kopuşun ortasındayız.”

Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada küresel düzenin artık eskisi gibi işlemediğini dile getirerek yeni bir düzenin başladığını belirtti. Büyük güçler rekabetinin yoğunlaştığı, kurallara dayalı düzenin giderek çözüldüğü bir dünyada yaşıyoruz. Güçlü olanın istediklerini yaptığı, zayıf olanın ise uyum sağlamaktan başka seçeneği olmadığı bir dönemde, ülkelerin boyun eğmenin güvenlik sağlayacağı yanılgısına kapılma eğilimi oluşuyor. Carney’e göre, bu yaklaşım artık işe yaramayacak.

Carney, durumu Havel’in Güçsüzlerin Gücü makalesi üzerinden açıklıyor: Komünist sistemin gücü, insanların içten içe doğru olmadığını bildikleri ritüellere katılmasıyla sağlanıyordu. “Yalanın içinde yaşamak” olarak tanımlanan bu durum, bir kişi bile oyunu bırakırsa kırılgan hâle geliyordu. Carney, günümüzde şirketlerin ve ülkelerin de artık bu tabelaları indirme zamanı geldiğini söylüyor.

Kanada örneği üzerinden yapılan değerlendirmede, kurallara dayalı uluslararası düzenin kısmen gerçek dışı olduğu vurgulanıyor. Carney, “En güçlü aktörler işine geldiğinde kendilerini muaf tutuyor, ticaret kuralları asimetrik uygulanıyor ve uluslararası hukuk sanığın veya mağdurun kimliğine göre farklı titizlikle işletiliyor” diyor. Yani, bu düzenin her zaman adil olmadığını biliyorduk. Ancak bu kurgunun kullanışlılığı, Amerikan hegemonyasının sağladığı çerçeveden kaynaklanıyordu: Deniz yollarının açık tutulması, istikrarlı bir finansal sistem, kolektif güvenlik ve uyuşmazlık çözümü gibi mekanizmalar, orta ölçekli güçlerin değerler doğrultusunda hareket etmesine imkân sağladı. Carney, bu yüzden “tabelayı vitrine astığımızı” ve ritüellere katıldığımızı, ama retorikle gerçeklik arasındaki uçurumu dile getirmekten büyük ölçüde kaçındığımızı söylüyor.

Ancak artık bu anlaşma geçerli değil. Son 20 yılda yaşanan finans, sağlık, enerji ve jeopolitik krizler, aşırı küresel bütünleşmenin risklerini gözler önüne serdi. Büyük güçler ekonomik entegrasyonu bir baskı aracı, gümrük tarifelerini tehdit aracı ve tedarik zincirlerini istismar edilecek zayıf noktalar olarak kullanmaya başladı. Entegrasyon, boyun eğdirmenin kaynağı hâline geldiğinde, bunun karşılıklı fayda sağladığı yalanı sürdürülmesi mümkün değil.

Orta ölçekli güçler için durum kritik: Dünya Ticaret Örgütü, Birleşmiş Milletler ve COP gibi kurumlar artık eskisi kadar güvenli bir zemin sunmuyor. Bu nedenle ülkeler, enerji, gıda, kritik madenler, finans ve tedarik zincirlerinde daha fazla stratejik özerklik geliştirmek zorunda. Ancak bu yol, kalelerle çevrili bir dünya yaratırsa daha kırılgan ve sürdürülemez bir ortam doğurabilir.

Carney, çözümün kolektif stratejik özerklik ve dayanıklılık yatırımlarında yattığını söylüyor. Ortak standartlar ve birlikte hareket etme, parçalanmayı önler ve maliyeti paylaşmayı mümkün kılar. Kurallar artık tek başına güvenlik sağlamıyorsa, ülkeler kendi iç güçlerini inşa etmek ve gerçekleri açıkça adlandırmak zorundadır. Tabelayı vitrinlerinden indirmek, sadece retorikten gerçekliğe geçmek değil, aynı zamanda kendi kapasitesini güçlendirmek ve orta ölçekli güçlerin birlikte hareket etme potansiyelini ortaya çıkarmaktır.

Konuşmanın Tam Metni: “Principled and pragmatic: Canada’s path” Prime Minister Carney addresses the World Economic Forum Annual Meeting

Mirat Haber – YouTube

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.