
Yüksek veri aktarım hızına sahip 5G teknolojisi, ülkemizde 1 Nisan 2026 itibarıyla kullanıma sunuldu. İnsanlık, haberleşme konusunda son yüzyılda çığır açan yeniliklerle tanıştı. Öyle bir dönem yaşıyoruz ki, bir önceki teknoloji bile artık çok eski addediliyor. Haber alma ve iletme sürecinde, gün içinde farkında bile olmadan sadece telefonlarımız üzerinden defalarca başkalarıyla irtibata geçiyoruz. Bu iletişim kanalları artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Onların yokluğunu ya da yoksunluğunu düşünemiyor, hatta düşünmek bile istemiyoruz; çünkü haberleşmek, en temel insani ihtiyaçlardan biri.
Tarih boyunca insanlar, birbirleriyle haberleşmek için farklı araçlar kullanmışlardır. Ses ve duman, bunlardan ilk akla gelenleridir. Bununla birlikte değişen şartlar ve ortaya çıkan zorunluluklar, insanları yeni arayışlara yöneltmiştir. İnsanlık tarihine baktığımızda, haberleşmede en kadim vasıtalardan biri posta güvercinleridir. Güvercinlerin yuvalarına olan sadakatleri ve yeme olan zafiyet derecesindeki düşkünlükleri insanlar tarafından keşfedildikten sonra, bu sevimli kuşlar iki nokta arasında haber taşıyan güçlü bir iletişim vasıtasına dönüştürülmüştür.
Bu sistemde bir güvercin öncelikle yuvasına alıştırılır, ardından belirli bir süre kalacağı başka bir konuma götürülür. Götürüldüğü bu yeni noktada, en sevdiği yiyeceklerle beslenerek orası güvercin için tercih edilir bir yer haline getirilir. Daha sonrasında ise kuşlar asli yuvalarına geri gönderilirler. Çok beğendikleri bu yiyeceklere tekrar ulaşma motivasyonuyla hareket eden güvercinler, asıl yuvalarından salındıklarında hızla diğer noktaya uçarlar. Böylece iki merkez arasında güvenilir bir iletişim rotası oluşturulmuş olur.
Bunların yanı sıra güvercinler, seyahat halindeki gemilerde ve savaş zamanlarında cephe hatlarında haber akışını sağlamak için etkin bir şekilde kullanılmıştır. İster denizde ister karada olsun, bu kuşlar kilometrelerce mesafeye rağmen iki nokta arasında yollarını bulabilme yeteneğine sahiptir. Göçmen kuşların doğuştan gelen yön bulma becerilerini hesaba kattığımızda, güvercinlerdeki bu yeteneğin aslında şaşırtıcı olmayan bir fıtrat olduğu söylenebilir. Ancak burada dikkate değer olan en büyük fark, güvercinlerin bu yeteneklerini insanların hizmetine sunacak şekilde evcilleşmiş olmalarıdır.
Kaynaklara göre güvercinler, henüz üç-dört aylıkken posta eğitimi almaya başlarlar. Bu eğitim süreci; önce bir, ardından sırasıyla üç, on, yirmi, otuz, elli, doksan ve yüz otuz kilometrelik mesafelerden salınarak kademeli bir şekilde gerçekleştirilir. Üçüncü yılın sonunda ise bin kilometrelik mesafeleri hiçbir zorluk yaşamadan kat etmeye başlarlar. Güvercinler bu uçuşları esnasında otuz gramlık bir ağırlığı da taşıyabilme mukavemetine sahiptir. Sefer sırasında veya farklı bir vesileyle nakledilecek güvercinler için onların rahat edebileceği özel mahfazalar tasarlanmış ve ulaşımları bunların içerisinde sağlanmıştır. İhtiyaç duyulduğu anda ise güvercinler hemen serbest bırakılarak, aldıkları eğitim doğrultusunda haberin iletilmesi gereken merkeze doğru uçurulmuştur.
Güvercin postaları, eski dönemlerden itibaren devletlerin haberleşme ağının mütemmim bir cüzü mahiyetinde teşkilatlandırılmıştır. Tarihte posta teşkilatını kurumsallaştıran ilk devlet Persler olmuş, daha sonra benzer bir sistemi Romalılar da uygulamıştır. İslam devletlerinde ise bu teşkilat Berid adıyla anılmıştır. Kara yoluyla haberleşmenin risk teşkil ettiği veya hızın hayati önem kazandığı savaş gibi kriz dönemlerinde, güvercinler vasıtasıyla haberleşme yöntemi stratejik bir çözüm olarak devreye alınmıştır. Söz konusu medeniyetlerde kara teşkilatlanmasının yanı sıra, güvercinler de bu sistemin en etkili unsurlarından biri olarak kullanılmıştır.
İslam devletlerinden Abbasiler ve Fatımiler de haberleşmede güvercinlerden geniş ölçüde yararlanmışlardır. 982 yılında, Abbasiler Dönemi’ne ait nakledilen bir olay, güvercinlerin yalnızca haberleşmede değil, sembolik de olsa taşımacılıkta da kullanıldığını göstermektedir. Posta güvercinlerine bağlanan kirazların Şam’dan Kahire’ye gönderildiği rivayet edilir. Bu olay, esasen iki merkez arasında güvercinler aracılığıyla kurulan bağın ne denli geliştiğini göstermesi açısından oldukça dikkat çekicidir.
Türk-İslam dünyasında ise bu yöntemi ilk kullanan devlet Selçuklular olmuştur. Ardından Zengiler, Eyyubiler ve Memluklar haberleşmede güvercinlerden faydalanmışlardır. Bu dönemde özellikle Kahire ve Şam, güvercin postası ağının en önemli ana merkezleri olarak ön plana çıkmıştır. Bu bölgelere inşa edilen ve istasyon görevi gören burçlar, haber akışının sağlandığı stratejik noktalar haline gelmiştir. Tesis edilen bu gelişmiş güvercin postası ağı sayesinde, Orta Çağ’ın en kritik dönüm noktalarından biri olan Haçlı Seferleri sırasında Türk-İslam devletleri haberleşmede güvercinlerden istifade etmişlerdir.
Osmanlı Dönemi’nde de güvercinlerin haberleşmede etkin bir şekilde kullanıldığına dair önemli kayıtlar mevcuttur. Osmanlı tarihçisi Celâlzâde Mustafa’nın aktardığına göre; 1552 yılında Avusturyalılar, Segedin’e ani bir baskın düzenleyerek şehri ele geçirme teşebbüsünde bulunmuşlardır. Segedin Sancak Beyi Hızır Bey, savunma için kaleye çekilirken bir yandan Belgrad’daki Sokullu Mehmed Paşa’ya bir ulak göndermiş, diğer yandan da Budin Valisi Hadım Ali Paşa’ya bir ‘kebuternâme’ (güvercinle gönderilen haber) uçurarak acil yardım istemiştir. Celâlzâde, kendisine güvercin ile haber salınan Hadım Ali Paşa’nın Sokullu’dan çok daha önce Segedin’e vararak Hızır Bey’in imdadına yetiştiğini aktarmaktadır.
İlerleyen dönemlerde telgraf teknolojisi yaygınlaşmasına rağmen, Osmanlı Devleti’nde güvercinle haberleşmeye yönelik ilginin yeniden canlanmasındaki en önemli kırılma noktası, 1870 yılındaki Fransa-Prusya Savaşı sırasında Almanların Paris’i kuşatması olmuştur. Döneme ait kaynaklar incelendiğinde, bu kuşatma sonrasında dış dünyayla bağlantısı kesilen Paris’in, iletişimini güvercinler vasıtasıyla sürdürdüğü görülmektedir. Bu gelişmenin etkisiyle Osmanlı Devleti’nde de güvercinlerin askerî haberleşmede kullanılması ve bu sistemin nasıl teşkil edileceğine yönelik önemli çalışmalar yapılmıştır.
Toptaşı Askerî Rüşdiyesi Fransızca Muallimi Yüzbaşı Necip Efendi tarafından 1887 yılında kaleme alınan Güvercinlerin Muhâberât-ı Askeriyyede Sûret-i İstihdâmı adlı eserde konu etraflıca ele alınmıştır. Eserde, Muhâberât-ı Askeriyyenin Ehemmiyeti başlığı altında, Fransa-Prusya Savaşı sırasında Almanların Paris’i kuşattığı döneme değinilmektedir. 23 Eylül 1870 ile 28 Ocak 1871 tarihleri arasında, yani 127 gün boyunca, kış şartlarının olumsuzluğuna rağmen 358 güvercinin uçurulduğu ve dış dünya ile haberleşmenin bu yolla sağlandığı ifade edilmektedir. Ancak uçurulan bu güvercinlerden yalnızca yaklaşık ellisinin amacına ulaşabildiği belirtilmiş, bu düşük başarı oranı, güvercinlerin önceden yeterince eğitilmemiş olmasına bağlanarak eleştirilmiştir. Söz konusu eser, sekiz bölümden oluşmakta olup posta güvercinlerinin tarihi, yetiştirilmesi, eğitimi ve askerî muhaberatta kullanımı gibi konuları ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır.
Yüzbaşı Necip Efendi’nin yazdığı bu eser dolayısıyla Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi tarafından Dördüncü Rütbeden Nişân-ı Âlî-i Osmânî ile taltif edilmesi üzere önerilmiştir Teklif yazısında, Avrupa’da düvel-i muazzama ordularının tamamında, muharebe ve muhasara zamanlarında güvercinler vasıtasıyla haberleşmenin sağlandığı; bu amaçla ordular bünyesinde kebûterhaneler (güvercinlikler) teşkil edildiği ifade edilmektedir. Ayrıca, Necip Efendi’nin kaleme aldığı bu eserin Osmanlı Ordusu’nda da kebûterhanelerin kurulmasına katkı sağlayacak nitelikte olduğu vurgulanmış, kendisinin taltif edilmesinin, bu değerli çalışmanın takdir edilmesi anlamına geleceği belirtilmiştir.
Osmanlı Devleti’nin Kerç Şehbenderliğinden (konsolosluk) 1898’de gönderilen resmi yazıda Avrupa ordularının posta güvercini kullanımına dair bir örnek sunmaktadır. Rusya’nın harp sırasında veya lüzumu takdirinde Kerç, Kefe ve Sivastopol arasında kullanılmak üzere alınan elli kadar askerî posta güvercininin iki-üç haftadan beri Kerç istihkamında talim ve terbiyelerine başlandığı ve bir zabit idaresinde Kefe ve Sivastopol’a götürüldüğü bildirilerek bu şehirler arasında güvercinler vasıtasıyla haberleşmenin teminine gayret edildiği bildirilmiştir.
Güvercin postalarında karşılaşılan en önemli sorunlardan biri, gönderilen mektubun uçuş sırasında güvercinden düşerek muhatabına ulaşamamasıdır. Bu soruna çözüm bulduğunu ifade eden Mösyö De Clerk, Osmanlı Devleti’nin Paris Sefareti’ne gönderdiği mektupla icadının özelliklerini paylaşmıştır.
De Clerk, uzun zamandır güvercin beslediğini ve muhabere güvercinlerinde mektup taşımada kullanılan mevcut yöntemlerin güvenlik ve kullanım kolaylığı açısından yeterli olmadığını belirtmiştir. Bu yöntemlerde mektupların genellikle güvercinlerin tüyleri altına yerleştirildiğini, ancak güvercinlerin gagalarıyla bunları çoğu zaman düşürdüğünü ifade etmiştir. Nitekim, uçurulan on güvercinden sekizinin menzile mektupsuz ulaştığını dile getirmiştir. Bu düşük başarı oranının, Paris muhasarası sırasında Yüzbaşı Necip Efendi tarafından aktarılan verilerle örtüştüğü de söylenebilir.
Buna karşılık De Clerk, geliştirdiği özgün mektup mahfazasının kauçuktan yapıldığını ve güvercinlerin ayağına bağlandığını belirtmiş; bu yöntemin hayvanların uçuşunu hiçbir şekilde olumsuz etkilemediğini vurgulamıştır. İcadının defalarca denendiğine ve tam başarı elde edildiğine de özellikle dikkat çekmiştir.
Balkan Savaşı başlamadan hemen önce, 3 Eylül 1912 tarihinde, Yanya Mevki-i Müstahkemi Kumandanlığı tarafından yapılan muhabere güvercini talebi, bu kuşların askerî haberleşmedeki pratiğine dair bilgiler sunmaktadır. Yazıda, muhabere güvercinlerinin müstahkem mevkilerde ne denli önemli hizmetler ifa ettiği vurgulandıktan sonra, Yanya Mevki Kumandanlığına bağlı Preveze ve Maçova bölgelerinde kullanılmak üzere yedi çift muhabere güvercinin Avrupa’dan satın alınması istenmiştir.
I. Dünya Savaşı sırasında, Almanların Fransızların güvercinler vasıtasıyla casusluk faaliyetlerinde bulunduğunu tespit etmeleri üzerine, Osmanlı Devleti de benzer bir tehlikenin kendi topraklarında ortaya çıkmasından endişe etmiştir. Bu doğrultuda, vilayetlerde güvercinlik bulunan yerlerin tespit edilerek komutanlıklara bildirilmesi hususu, ilgili idari birimlere tebliğ edilmiştir.
Görüldüğü üzere, teknolojik gelişmelere rağmen, bu teknolojilerin yetersiz kaldığı veya kesintiye uğradığı dönemlerde kadim bir iletişim vasıtası olan güvercinlere başvurulmuştur. Özellikle savaş gibi haberleşmeye en fazla ihtiyaç duyulan zamanlarda, güvercinler ordular için önemli bir haberleşme vasıtası olarak hizmet etmiştir.
Kaynak: Prof. Dr. Uğur Ünal – Fokus+