
CİMER’e Yazılan Öğretmen Şikayetleri “Bu Kadarı da Olmaz” Dedirtti
Veliler ve öğrenciler tarafından öğretmenler hakkında CİMER’e yapılan bazı başvurular, okuyanları hem güldürdü hem düşündürdü. Sosyal medyada paylaşılan şikayetler kısa sürede viral olurken, eğitimde beklentilerin nereye evrildiği sorusu yeniden gündeme geldi.
Mesaj Attım, Görüldü Ama Cevap Yok
CİMER başvurularında en dikkat çeken şikayetlerden biri, öğretmenin gece saat 23.30’da gelen ödev sorusuna yanıt vermemesi oldu. Veliler, öğretmenin çevrimiçi olduğu halde cevap vermemesini “ilgisizlik” olarak değerlendirirken, öğretmenlerin mesai saatleri konusu tartışmaya açıldı.
Kırmızı Kalem Travması
Bir diğer başvuruda öğretmenin kırmızı kalem kullanması şikayet edildi. Kırmızı rengin şiddeti çağrıştırdığı ve çocuğun bilinçaltını olumsuz etkilediği ileri sürülerek, öğretmenin yeşil kaleme geçmesi talep edildi. Eğitimciler, renk psikolojisinin bu kadar derin ele alınmasına şaşkınlıkla yaklaştı.
Öğretmenin Kebabı Öğrenciyi Üzdü
Bazı veliler öğretmenlerin sosyal medya paylaşımlarını da CİMER’e taşıdı. Lüks restoranda kebap yerken paylaşılan bir fotoğrafın, sınıftaki dar gelirli öğrencileri üzebileceği savunuldu. Şikayet, “Öğretmen aç karnına mı dolaşmalı?” sorusunu beraberinde getirdi.
Arabası Eski, Vizyonu Mu Düşük?
Öğretmenin eski ve kirli bir araba kullanması da CİMER’e konu oldu. Veliler, bu durumun çocukların vizyonunu olumsuz etkileyebileceğini iddia etti. Sosyal medyada yapılan yorumlarda “Öğretmen model araba mı kullanmalı?” sorusu öne çıktı.
Ödev Az, Ödev Çok, Her Türlüsü Şikayet
Bazı veliler öğretmenin hiç ödev vermediğini söylerken, bazıları da ödevlerden başlarını kaldıramadıklarını belirtti. Bir taraf çocuk tabletle oynuyor diye şikayet ederken, diğer taraf akşam dizi izleyemediklerini ifade etti. Eğitimciler, bu başvuruların “ödev paradoksu”nu gözler önüne serdiğini belirtiyor.
Ağaç Rolü Krizi
Yıl sonu gösterisinde bir öğrencinin “ağaç” rolü alması CİMER’e taşındı. Veliler, çocuklarının başrol oynaması gerektiğini savunarak öğretmeni taraflı davranmakla suçladı. Sosyal medyada “Orman sahnesinde herkes başrol isterse ne olur?” yorumları yapıldı.
Saksı Suladı, Bahçıvan Oldu
Bir başka şikayette öğretmenin öğrenciden sınıftaki saksıyı sulamasını istemesi “angarya” olarak nitelendirildi. Veliler, çocuklarının bahçıvan olmak için okula gönderilmediğini vurguladı.
Sucuklu Tost Travması
Nöbetçi öğretmenin kantinde sucuklu tost yemesi de CİMER’e konu oldu. Veliler, elma yiyen çocukların moralinin bozulduğunu belirterek öğretmenlerin öğrencilerin önünde iştah açıcı yiyecekler yememesi gerektiğini savundu.
Nutella Mahremiyeti
Beslenme çantasına Nutella koyan bir veli, öğretmenin “sağlıklı beslen” uyarısını özel hayata müdahale olarak değerlendirdi. “Beslenme çantası mahremdir” ifadesi sosyal medyada en çok paylaşılan cümlelerden biri oldu.
Kedi Krizi ve Tüy Endişesi
Öğretmenin evinde kedi beslemesi bile CİMER’e taşındı. Veliler, kedinin görünmez tüylerinin sınıfa taşındığını ve çocukların hapşırdığını öne sürdü. Çözüm olarak ya kedinin verilmesi ya da öğretmenin tayin istemesi önerildi.
Eğitimciler Endişeli, Sosyal Medya Eğlenceli
Uzmanlar, bu tür başvuruların öğretmenlerin mesleki motivasyonunu olumsuz etkileyebileceğini belirtirken, sosyal medya kullanıcıları yaşananları “CİMER Günlükleri” başlığıyla mizah konusu yapmaya devam ediyor.
HABER YORUM
Bu haber çoğumuza tebessüm ettirdi bel ki ama “ağlanacak halimize gülüyoruz dedirten bir haber bu…
Aslında diğer taraftan da toplumun ne kadar yozlaştığını gösteren bir haber…
Neye benziyor biliyor musunuz bu durum?
Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken, Hıristiyan din adamlarının, meleklerin dişi mi erkek mi olduğunun tartışılmasına benziyor…
Laik eğitim sisteminde, minicik dimağların, seküler batıl hezeyanlarla doldurulmasını garipseyeceğimiz ve şikayet edeceğimiz yerde, çocukların ebeveynleri üzerinde kurduğu hegemonyanın göstergesi olan bu tür şikayetlere ancak gülüp geçiyoruz… Bir taraftan da “Toplum ne hale geldi” diyerek üzülüyor, geleceğimiz noktasında endişelere kapılıyoruz…
Kemmiyetin keyfiyetin önüne geçtiği, sorumluluğun yerini talebin aldığı bu anlayış, maalesef güçlü bireyler değil, her şeye alınan, hiçbir şeye tahammülü ve sabrı olmayan nesiller üretir. Böyle bir nesilden de, ne ahlak, ne fedakarlık ne de dik bir duruş beklenir….
Bizim derdimiz üzüm yemek olmalı bağcıyı dövmek değil….
Bizim derdimiz, talepkâr olmaktan ziyade, sorumluluk sahibi olmaktır…
Hak aramak kadar, haddimizi bilmenin erdemli ve ahlaklı bir duruş olduğunu en baştan bilmemiz gerekiyor….
Bu olaya Kur’ani perspektiften bakarsak, Kur’an bize çokluğu değil, takvayı; gösterişi değil, ihlası; rahatlığı değil, sabrı öğretir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”