
“RAMAZAN GENELGESİ”
“BİRİLERİNE VERDİĞİMİZ RAHATSIZLIKTAN DOLAYI “ÖZÜR!” DİLEMİYORUZ!”
“Turnusol Kâğıdı: Maskelerin Düştüğü An”
Milli Eğitim Bakanı Sn Prof Dr Yusuf Tekin’in yayımladığı Ramazan genelgesi, sıradan bir bürokratik metin değil; bu milletin ruh köküne, tarihsel hafızasına ve medeniyet iddiasına uzanan açık bir irade beyanı olmuştur.
Aynı zamanda bu irade, devletin, kendi toplumsal gerçekliğiyle barışmasının, milletin değer dünyasıyla yeniden hemhâl olmasının da güçlü bir işaret fişeğidir.
Bu genelge aynı zamanda, kamunun soğuk ve mesafeli dili yerine, bu toprakların kadim sesini! ve vicdanını önceleyen bir yaklaşımın tezahürü olarak da okunmalıdır.
Gelinen nokta itibariyle bu genelge; bu toprakların inancını kamusal hayattan kovmayı modernlik sayan vesayetçi zihniyet için adeta bir “turnusol kâğıdı” vazifesi görmüştür.
Cumhuriyet Halk Partisi’nden Halkların Demokratik Partisi’ne, ‘‘arkaik! Laiklik istismarcılarından PKK sempatizanlarına ve bazı eğitim sendikalarına… kadar aynı itiraz dilinde buluşanların aslında neyi savunduklarını bir kez daha ortaya koymuştur.
Bu mesele, sadece bir Ramazan… meselesi de değildir.
Zira bu topraklarda Ramazan sadece bir ay değil; bir medeniyet nefesidir.
Bu medeniyet nefesini çocuklarımızla buluşturmak ta; asla bir dayatma değil, kökleriyle bağını koparmayan bir nesil yetiştirmenin vicdani, tarihi ve milli bir sorumluluğudur.
Bu mesele; bu milletin değerleriyle barışık, kendi köklerinden beslenen bir eğitim tasavvuru meselesidir.
Mesele, milletin inancını hayatın dışına iterek nötr bir alan üretme iddiasının, gerçekte bir proje!, bir ideolojik mühendislik faaliyetinden ibaret olduğunun ayan beyan açığa çıkması meselesidir.
“Arkaik! Laiklik Perdesi ve İdeolojik Tahakküm”
Yıllarca “laiklik” perdesi arkasına saklanan ideolojik tahakküm, bir kez daha bu denli açık ve telaşlı! bir refleksle kendini ifşa etmiştir.
İnancı görünmez kılmayı tarafsızlık, geleneği kamudan dışlamayı ilericilik diye pazarlayan anlayış; sadece Ramazan’ın hatırlatılması karşısında dahi tahammülsüzlüğünü açığa çıkarmıştır.
Bu tepki, aslında aynı zamanda kaybedilen kültürel hegemonyanın sancısıdır.
Zira kamusal alanı steril bir ideolojik laboratuvara çevirmek isteyenler, milletin inanç dünyasıyla temas eden her adımı “tehdit” olarak kodlayanlardır.
“Eğitimde Medeniyet İddiası”
Genelgeyle adeta arı kovanına çomak sokulmuş ve hakikat gürültüyü bastırmıştır.
Bu genelge, inancın kamusal görünürlüğünden rahatsız olanların maskesini düşürmüş; milletle aynı istikamete bakmayanların safını netleştirmiştir!
Çünkü bu millet için eğitim, sadece teknik bilgi aktarımı değil; aynı zamanda ahlâkın, irfanın ve medeniyet bilincinin kuşaktan kuşağa aktarımıdır.
Eğitim politikaları, köksüz bir gelecek tasavvurunun değil; kökleriyle barışık, özgüveni yüksek nesillerin inşasına hizmet etme politikalarıdır.
“Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı “özür!” dilemiyoruz!”
Bugün verilen rahatsızlık tepkisi, yarın kurulacak yerli ve sahici eğitim ufkunun habercisidir.
Zira bu “genelge” sadece bir idari düzenleme olmanın ötesinde, kültürel bir istikamet beyanıdır; bir zihniyet dönüşümünün ilanıdır…
Tekrar teşekkürler Sn Bakanımız…
Erol KAVUNCU
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
👏 👏 👏
Allah razı olsun bakanımızdan olması gereken normal bir durum bazılarının neden rahatsız olduğunu dahi anlayamıyorum.