
Bugün küresel ekonominin merkezlerinden biri olan Çin, bundan yalnızca 150 yıl önce çöküşün eşiğindeydi. 20. yüzyılın ortalarında ise milyonlarca insanın açlıktan hayatını kaybettiği büyük felaketler yaşadı. Peki bu ülke nasıl yeniden ayağa kalktı ve dünyanın en güçlü aktörlerinden biri haline geldi?
1949’da Mao, iktidara geldi ve Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu. Ancak bu yeni dönem, beklenen refahı hemen getirmedi.
Bu yıllar, Çin’in en zorlu dönemleri olarak tarihe geçti.
1978’de sahneye çıktı ve Çin’in kaderini değiştiren ekonomik reformları başlattı.
Bu süreç “Çin tipi kapitalizm” olarak anılmaya başlandı. Ülke, ucuz iş gücü ve üretim kapasitesiyle dünyanın fabrikasına dönüştü.
2000’li yıllarla birlikte Çin:
Bugün Çin, ABD ile birlikte dünyanın en büyük iki ekonomisinden biri olarak görülüyor.
1989’da , ekonomik reformlara rağmen siyasi özgürlüklerin sınırlı kaldığını gösterdi. Çin, ekonomik olarak açılırken siyasi olarak sıkı kontrolünü sürdürdü.
Bugün ile Çin arasında:
öne çıkıyor. Özellikle meselesi, iki güç arasında en kritik kriz başlıklarından biri olarak dikkat çekiyor.
Çin’in süper güç olma hikayesi;
çöküş, açlık, ideolojik deneyler ve radikal reformlarla dolu uzun bir yolculuk.
Bugünkü Çin’i anlamak için yalnızca ekonomik başarısına değil, aynı zamanda yaşadığı büyük kırılmalara da bakmak gerekiyor. Çünkü bu yükseliş, yalnızca bir ekonomik başarı değil; aynı zamanda tarihin en sert dönüşümlerinden birinin sonucu.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube