islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Pazar Açık
21°C
Pazartesi Açık
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C

Araplaşmak ya da Zırvanın Tevili

Araplaşmak ya da Zırvanın Tevili
A+
A-

“Araplaşmak” ya da Zırvanın Tevili

İsminin önünde “prof.” ünvanı da olan şahsın bir yıl önceki mülakatında sarf ettiği sözler geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme geldi. Şahıs, özbeöz Çorumlu olan Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi’nin Mısır’dan getirildiğini, onun eliyle Osmanlı’nın Türkleri Araplaştırdığını iddia ediyordu.

Zırva tevil götürmez. Nitekim sözleri tekrar gündeme gelip de alay konusu olunca şahıs bilmediği bir dönem hakkında konuşup hata yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Ancak şahsın sözlerini zırva yapan bilgi hataları değil, “Araplaşmak” kavramı.

Türkiye’de Siyonizm’in doğrudan hizmetindeki “Türk ırkçılığı” bu “Araplaşmak” kavramını son zamanlarda sıkça kullanır oldu. Esasen “Araplaşmak” kavramı yeni değil; Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren “Araplaşmak”, “Müslümanlık” kavramı yerine kullanıldı. Türklerin Müslüman olmasını içine sindiremeyenler ya da Türkleri Müslümanlıktan uzaklaştırmak isteyenler, “Müslüman” kavramını kullanmaya cesaret edemedikleri için korkakça “Araplaşmak” kavramına sarılıyorlar. CHP’de üç dönem milletvekilliği de yapmış Kemalettin Kamu’nun şu zırvaları o zihniyetin ibretlik vesikasıdır: “Ne mucize ne efsun / Ne örümcek ne yosun / Ka’be Arap’ın olsun / Çankaya bize yeter”. Şimdilerde ise “Araplaşmak”, Türklük ile Müslümanlığı birbirinden ayırmak suretiyle Türklüğü yok etmek maksadıyla cahil ve de ahmak ırkçıların dilinden düşmüyor.

Türklerin Müslüman olmakla Araplaştığı iddiası gerçekten zırvadır.

Bir kere Türkler 8. yüzyılda İslam ile şereflenmiştir. Aradan 13 yüzyıl geçmiş olmasına rağmen bugün asimile olmadan Türk kimliği ile varlıklarını sürdürüyorlar.

Türklerin Araplaşmasından kastedilen eğer 1928’e kadar kullanılan alfabe ise, o alfabe Arap alfabesi, Fars alfabesi, hatta Osmanlı alfabesi, hatta “eski” alfabe değil, Türkçe sesleri mükemmelen karşılayan, asırlar içinde gelişmiş, büyük bir medeniyetin kendi eliyle ürettiği özbeöz ve özgün Türk alfabesidir. İslam öncesi pek de bir okuma-yazma faaliyeti olmayan Oğuz Türkleri, Arap-Fars karışımı bir alfabeyi kendilerine uyarlayıp özgün hale getirmiştir.

Eğer maksat Türkçedeki Arapça kelimeler ise, dilimizde bütün kısırlaştırma operasyonlarına rağmen Arapçadan daha fazla Farsça kelime vardır ki kimse çıkıp da “Farslaşmaktan” bahsedemez. Yeryüzündeki her dil başka dillerden kelime devşirir; böylece zenginleşir, güzelleşir, mükemmelleşir. Oğuzların gündelik konuşmaya ancak yeten dilleri, karşılaştıkları yeni dil ve kültürleri devşirmekle bir büyük medeniyet lisanına dönüşmüştür.

Eğer “Araplaşmaktan” maksat Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber, Mekke ve Medine merkezli bir dine mensubiyet ise, bunda, bir şeref olmakla ve hiçbir mahsuru bulunmamakla birlikte dini ilimlerin bir sistematiğe kavuşmasında başta Semerkantlı İmam Maturidi olmak üzere nice Türk’ün emeği ve eseri vardır. Kur’an ve Hadis, İslam’ın ruhu ise, o ruhu estetik kalıplara nakşeden Semerkant, Buhara, Rey, İsfahan, Herat, Nişabur, Konya, Bursa, İstanbul gibi Türk şehirleridir. Bir dinlerinin olduğu bile şüpheli topluluklar İslam ile kendilerini bulmuş, İslam ile Türk olmuştur.

Eğer “Araplaşmaktan” maksat, Şah İsmail’in değil de Yavuz Selim’in tarafında durmak ise, “Seyyid” olduğunu, Ehl-i Beyt’ten olduğunu, Peygamber soyundan geldiğini, yani Arap olduğunu iddia eden, nihayetinde de nesli Farsîlik içinde eriyip giden Şah İsmail’dir.

Eğer “Araplaşmaktan” maksat Türklerin Yahudilik ya da Hristiyanlığı ya da ne idiği belirsiz “Şamanizm”, “Tengricilik”, “Kök Tengricilik” gibi sonradan üretilmiş, yapay ve sığ inanışları seçmemiş olmalarına bir hayıflanma ise o da beyhude çabadır, ciddi bir ruh ve zihin hastalığıdır.

Zırva tevil götürmez dedik ama bir kısım korkağın “Müslümanlık” diyemediği için “Araplaşmak” demesi karşısında da dilimizi, kalemimizi tutamadık.

Kim ki “Araplaşmak” diyorsa, bilin ki tarih cahilidir, Türk tarihine yabancıdır, İslam’ın hasmıdır, Türk’ün ve Türklüğün düşmanıdır. “Türkler Araplaştı” diyen, doğrudan “Müslümanlık” diyemediği için kelimelerin ardına sığınmaya çalışan bir korkaktır. Cahilden uzak durun, hem korkak hem cahil ise oradan kaçın.

Yeni Şafak / Aydın Ünal 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.