
Şanlı Peygamberimiz, hitabelerinden sonra Minâ’daki kurban kesim alanına geldi. Bir kısmını kendisinin Medîne’den, diğer bir kısmını Hz. Ali’nin Yemen’den getirdiği, tamamı yüz adet olan kurbanlık develerin altmış üçü- nün yedisini bizzat kesti. Diğerlerini gözetimi altında kestirdi. Geriye kalanlarının kesilmesini de Hz. Ali’ye emir buyurdu.[ 1]
Aynı gün albenisi olan kurbanlık iki koç daha kestirdi.
Kurban kesiminden sonra Allah’ın Elçisi (s.a.) mübarek başını tıraş ettir.
Saçlarının yarısını, hatıra olarak almayı arzu eden insanlara birer ikişer dağıtırken, diğer yarısının hepsini Ebû Talha El Ensari’ye verdi. [2]
Günümüz İslâm dünyasında yapılan sakalı şerif ziyaretlerine konu olan saçlar, dağıtılan bu saçlar olsa gerektir.
Hac görevi olarak sahâbîlerden bir bölümü saçlarını kestirmiş, bir bölümü kısaltmıştı. Kesenlere, “Allah’ım! Saçlarını kesenlere merhamet et” şeklinde üç defa duâ ederken, kısaltanlara bir defa duâ etti. [3]
Melik b. Rabîa ismli sahâbî bizzat dinlediğini vurgulayarak şöyle anlatır:
Allah’ın Resülü “Allah’ım! Saçlarını tamamen kesenleri bağışla” diyerek duâ etti (ve duâsını tekrarladı). Bu sırada topluluktan bir kişi “Saçlarını kısaltanlara da duâ et Ya Resülallâh!” ricasında bulundu.
Allah’ın Resûlü tekrarladığı duâların dördüncüsünde saçlarını kısaltanlar için de bağışlanmaları duâsında bulundu.
Melik b. Rabîa anlatımını şöyle sürdürüyor:
–Ben o gün saçlarımı tamamen kestirenlerdendim. Saçlarımı kestirmemden ötürü Hz. Peygamberin duâsına mazhar olmanın bana yaşattığı mutluluğu, kızıl develer gibi en değerli dünya malları bile bana yaşatamazdı. [4]
Bu arada, kesilen kurbanlık develerin her birinden birer parça alınması talimatı verdi. Bir kazanda pişirilen etlerden damadı Hz. Ali ile birlikte yediler, çorbasından da beraberce içtiler.
Hz. Peygamber kesilen hayvanların etlerinin, derilerinin ve örtülerinin dağıtılmasıyla da
Hz. Ali’yi görevlendirdi. [5]
Allah’ın Resûlü, Akabe Cemresini taşlayıp kurban kestikten ve de tıraş olduktan sonra ihramdan çıktı. Mekke’ye gidip farz tavâfını yapmadan güzel kokular süründü. Hz. Âişe, O’nu misk içeren bir kokuyla bizzat kendi elleriyle kokulamıştı.
Bütün bu görevlerin yapıldığı Zülhicce’nin onuncu Cumartesi günü devesine binerek Minâ’dan Mekke’ye indi. Aynı gün (öğleden önce) farz tavâfını yaptı. Kova ile çekilen Zemzem suyundan ve dağıtım için hazırlanan şıradan içti. Öğle namazını Mekke’de kıldı, sonra da Minâ’ya döndü.
Eşi Ümmü Seleme, insanların arkasından binekli olarak tavâf etti, çünkü hastaydı. Bu konudaki mazerete dayalı talebini Hz. Peygamber kabul buyurdu. Âdetinden temizlendiği için Hz. Âişe de gusül abdesti alarak tavâf etti.
Salât ve Selâm üzerine olsun. Allah’ın Resûlü farz tavâfını yaptıktan sonra eşleriyle yakından ilgilendi. [6]
(DEVAM EDECEK)
ALİ RIZA DEMİRCAN
HOCAMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”
DİP NOTLAR
1-Müslim Hac 19; Ebu Davud Menasik
2-Ahmed Davudoğlu, Sahîh-I Müslim Tercüme ve Şerhi, 6/600; et-Tac 2/146
3-Buharî Hac 122
4-Mecmeüz-Zevâid 3/26
5-Müslim Hac 19
6-Buharî Hac 129