islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1648
EURO
53,9432
ALTIN
6.056,88
BIST
13.976,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
33°C
İstanbul
33°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C

KUR’AN’I OKUMAK, ANLAMAK VE UYGULAMAK VAZİFEMİZDİR

KUR’AN’I OKUMAK, ANLAMAK VE UYGULAMAK VAZİFEMİZDİR

KUR’AN’I OKUMAK, ANLAMAK VE UYGULAMAK VAZİFEMİZDİR

Kur’ân, Yüce Rabbimizin son ve evrensel peygamber olarak seçtiği Hz. Muhammed ile insanlığa bildirdiği yasaların bütünüdür.

Allah’ı tanıtan, hayatın başlangıcı ve sonucunu bildiren âyetleri, sunduğu umumî hayat kanunları, felâket ve mutluluk sebebi olan yaşayış şekillerine ait tarihî belgeleri, kâi­natla (evrenle) ilgili ilmî mucizeleri, hakkı bâtıllardan ayı­rıcı düsturları ve insanlığın ölüm ötesi yaşamını açıklayan haberleri ile Kur’ân-ı Kerîm bütün akıl sahipleri için hidâyet kaynağıdır.

Mü’min bütün Kutsal Kitapların özünü içeren Kur’ân’a iman eden ve onun ihtiva ettiği itikadî, ikti­sadî, içtimaî, hukukî ve ahlâkî bütün düsturlarının Mevlâmız tarafından konulan emirler ve yasaklar olduğuna ina­nan ve Kur’ân Nizâmı’nı yaşamaya bütün varlığıyla yönelen insandır.

Mü’min Kur’ân insanıdır. O’nu okumak, anlamak, yaşamak ve yaymakla görevlendirilmiştir.

Rabbimizin “…Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyunuz…” (Müzemmil, 20) şeklindeki emrinin gereği olarak mü’minin Kur’ân’a karşı ilk vazifesi, ibadet olduğu inancıyla O’nu sık sık okuması ve orijinal harfleriyle öğrenerek ihlâsla ti­lâvet etmesidir.

Müslüman’ın inandığı ve hayat nizamı edindiği Kur’ân’ı tecvid üzere güzelce okuyamamanın mazereti olamaz. Hiçbir mü’min, ben Kur’ân okuyamıyorum dememelidir. Bu çok acıdır ve cehaletlerin en çirkinidir. Çünkü, O’nun öğrenilme­si, günde 1-2 saat olmak üzere, en çok bir aylık bir iştir.

Devrimizde birçok mü’minin Kelime-i Şehâdet cümlesini bile rahatlıkla telâffuz edememesi, ilk defa karşılaşılan yabancı bir dilin kelimelerini telâffuz eder gibi Kur’ân kelimelerinde zorluk çekmesi ve bunun böyle devam edip gitmesinin inanç zaafı olmaktan başka bir izahı yoktur.

Her mü’min, Kur’ânı aslî harfleriyle okumasını öğrenecektir. Bu, dinî bir vazifedir ve bir ibâdettir.

Bu mevzuda Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Sizin en hayırlınız, Kur’ânı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir.”

“Kim Kur’ân’dan bir harf okursa o harf sebebiyle ona bir birim sevap verilir. Her bir sevap ise on katı ile mükâfatlandırılacaktır. (Tac, 4/5-4)

İslâm dinini aşkla yaşayabilmesi için mü’minin Kur’ân’ı ciddî ve sürekli bir şekilde okuması gerekir. Bundan ötürüdür ki mü’minlere emredilen ve günde beş defa kılınması gereken namazlarda, başta Fatiha sûresi olmak üzere Kur’ân’dan bölümler okunması emredilmiştir. Böylece mü’minlere namaz çağı öncesi Kur’ân eğitimi gerekli kılındığı gibi, hayat süresince de Kur’ân’la fikrî ve kalbî bir rabıta kurmaları sağlan­mıştır.

Şu eşsiz ve tarife sığmaz ihtişama bakınız ki her mü’min, en az günde beş defa namazlar aracılığı ile Kur’ân’la doğrudan doğruya bir bağlantı kuracaktır. İslâm dininin iman, ahlâk, iktisat, hukuk vs. düsturlarını oluşturan Kur’ân âyetlerini, Rabbinin hu­zurunda, Rabbinden indirilen şekliyle okuyarak ve dinleyerek Allah’a ibâdet edecektir.

Muhterem Mü’minler!

Kur’ân-ı okumak mümin için ne derece lüzumlu ise öğrendiklerini korumak ve unutmamak da o nispette zarurîdir.

Bu sebepledir ki Peygamberimiz Kur’ân’a karşı gösterilecek alâkasızlığın manevî sorumluluğuna deği­nerek şöyle buyurmuşlardır:

“Kurân’dan bildiklerinizi mutlaka muhafaza edi­niz. Çünkü bana ümmetimin günahları gösterildi de, kendisi Kur’ân’dan bir sûre veya bir âyet öğrenip de sonra onu unutan kişinin günahından daha büyüğünü görmedim.” (Tac, 4/9)

Mü’minler!

Kur’ân’ı aslî harfleri ile fakat anlamayarak okumuş olmak bir ibâdet ise de asıl gaye O’nu anla­maktır. Bu sebeple Kur’ân’a yönelik bir görevimiz de onu anlamaya çalışmaktır.

İslâm dini, temel yasalarını teşkil eden Kur’ân’ın anlaşılmasını belirli zümrelerin tekeline bırakma­mıştır. Kur’ân, her bir ferd için gönderilmiştir ve Kur’­ân mesajı ana hatlarıyla herkes tarafından anlaşılacak kadar açıktır.

Bu gerçeği ifade etmek içindir ki Rabbimiz şöyle buyurmuştur:

“Andolsun ki biz, Kur’ân’ı anlaşılması/üzerinde düşünülmesi için kolaylaştırmışızdır. O halde bir düşü­nen (ibret alan) var mı?” (Kamer, 17)

Kur’ân-ı biraz olsun anlayarak okumuş olmak için, Kur’ân’ın orijinal harfleriyle yazılmış metnini ihtiva eden meâl ve tefsirlerinden sıra ile günlük dersler ta­kip etmeliyiz. Bir sayfa metin, akabinde de okunan say­fanın tercümesi ve tefsirini okumalıyız.

Ayrıca, muhtelif mevzûlardaki Kur’ân âyetlerini açıklayıcı ilmî eserleri de ciddi bir gayretle takip etme­liyiz.

Kur’ân-ı okumanın, onu anlamak için olacağı ger­çeğini kavrayamayan birçok mü’min kardeşimiz, hatta birçok din görevlimiz, Kur’ân-ı yıllarca okudukları, de­falarca hatmettikleri halde tercüme ve tefsirlere rağbet etmedikleri, sunduğumuz usulü benimsemedikleri için, Kur’ân’ın manâ zenginliklerinden feyiz alamamışlar­dır. Biz, bu duruma düşmemeliyiz.

Hayat nizamımız Kur’ân’ı okumak an­lamak için olacağı gibi, anlamak da şüphesiz tatbik et­mek için olacaktır. Mü’minin Kur’ân’a imanı zaten O’nu yaşamak içindir.

Kur’ân’a karşı bu üçüncü görevimizle ilgili olarak Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“İşte bu Kur’ân, indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Artık Kur’ân’a uyun, (O’nun emir ve yasaklarına aykırı davranıştan) sakının ki merhamet olunanı­nız.” (En’am, 155)

Mü’min, Kur’ân’ı mûsikisinden yararlanmak ve kültürünü artırmak için okumayacaktır. O’nu yaşa­mak için öğrenecek, okuyacak ve dinleyecektir.

Kur’ân-ı tebliğ eden, nurlu ve mukaddes hayatıy­la da yaşayarak açıklayan biricik önderimiz Peygam­berimiz, Kur’ân’ı yaşamamız konusunda şöyle buyurur:

“Kur’ân, (maddî ve manevî bunalımların) şifa kaynağıdır.” (K. Hafâ, Hn. 187)

“Kur’ân’a sarılınız. Onu hayat rehberi tanıyınız. Çünkü, O, alemlerin Rabbi olan Allah’ın sözüdür…” (C. Sağîr, 2/64)

“Allah’ın kelâmının (emir ve yasaklarının) insan­ların koyduğu yasalara üstünlüğü ise Allah’ın yara­tıklarına üstünlüğü gibidir.” (Tac, 4/6)

“İşte bu sebepledir ki Allah, (emir ve yasakları­nı ihtiva eden) Kur’ân’la amel eden toplumları yük­seltir. O’nun izinden gitmeyenleri de alçaltır.” (R. Salihin ve Ter. 2/341)

Tatbik olunmayan bilgilerden bir menfaat edinilemeyeceği gibi, inanılan, okunan, anlaşılan, fakat yaşan­mayan Kur’ân’dan da özlenen faydalar sağlanamayacaktır.

Yararlanmak şöyle dursun, bilerek ve ısrar ederek Kur’ân düzenine aykırı yaşayanlar, dünya hayatında buhranlarla, Âhiret hayatında azaplarla cezalandırıla­caklardır.

Rabbimiz bu gerçeği şöyle açıklar:

“Benim zikrimden (Kur’ân’ımdan) yüz çeviren kişi için (buhranlarla dolu) dar bir hayat var­dır…” (Tâ-Hâ, 124)

“İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalan­layanlar (yok mu?) Onlar Cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalacaklardır.” (Bakara, 39)

Kur’ân ile alakalı dördüncü görevimiz de onun mesajlarını yaymaya çalışmaktır. İnşallah bu görevimizi bağımsız olarak işleyeceğiz.

Mü’minler!

Kur’ân’ımızı okuyalım. O’nu anlamaya çalışalım. Çocuklarımıza Kur’ân öğretelim. Onlara Kur’ân öğret­menin en mühim vazifemiz olduğunu bilelim. Zira Kur’ân-ı okuyamayan kişi namaz kılmak için bilinme­si zarurî olan âyetler ve sûreleri doğru okuyamaz. Kur’ânsız da namaz olmaz. Dostlarımızla bir araya gelerek Kur’ân’ın tercüme ve tefsirlerini okuyalım. Öğ­rendiklerimizle amel edelim. Öğrendiğimiz Kurân mesajlarını çevremize yayalım. Dünya ve ahiret mutlulu­ğu yolların en güzeli ve doğrusuna ileten, iman ede­rek hayırlı işler yapanlara büyük bir mükâfatı müjde­leyen (İsra, 9) Kur’ân’ın dostlarınındır.

Yüce Rabbinden, Kur’ân’ı, gönüllerimizin baha­rı, kalplerimizin şifası, hayat yolumuzun nuru, kabirle­rimizin aydınlığı kılmasını diler, hutbemizi bir hadîs manâsıyla bitiririm!

“Kur’ân-ı okuyan, bütününü (veya bir kısmını) ez­berleyen, O’nun helâl kıldığını helâl, haram kıldığını da haram kabul eden kişiyi Allah Kur’ân sebebiyle Cen­net’e sokacak ve ailesinden Cehennemlik olan on kişi­ye de şefaat ettirecektir.” (İ. Mace, Hn. 4209; Tac, 4/6)

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.