“Bereket Dairesi” Sergisi Üsküdar’da Açıldı
Peygamber Efendimiz’in (sav) Hicri 1500. doğum yılına özel hazırlanan “Bereket Dairesi” sergisi, Üsküdar Mimar Sinan Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu. Yedi Hilal Derneği ve Vakıf Katılım iş birliğiyle düzenlenen sergide, geçmişten günümüze Hz. Muhammed’e duyulan sevginin sanat ve gündelik hayattaki yansımaları ele alınıyor.
Cumhuriyet dönemine ait dini temalı halk resimleri, kartpostallar, levhalar ve fotoğrafların yer aldığı sergide, çağdaş sanatçıların Peygamber Efendimiz’e dair hazırladığı eserler de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.

“Tanışma, Muhabbet ve Hasret”
Serginin küratörü Numan Noyan, serginin “Tanışma”, “Muhabbet” ve “Hasret” olmak üzere üç bölümden oluştuğunu belirtti. Noyan, sünnet yatağından hurma dallarına kadar birçok sembol üzerinden Peygamber sevgisinin anlatıldığını ifade etti.
“Halk Müslümanlığı Koleksiyonu” ile sergiye katkı sunan Fatih Ketancı ise, sıradan insanların dinle kurduğu ilişkinin görsel izlerini bir araya getirdiklerini söyledi. Sergide ayrıca “1453” rakamlarına gönderme yapan özel bir kapı zili yerleştirmesi de yer alıyor.
“Her Eser Bir Hatırlayış Biçimi”
Samet Paçacı, sergideki eserlerin yalnızca estetik değil aynı zamanda bir “hatırlayış biçimi” olduğunu ifade ederken, Mehmet Ali Akben de serginin Hz. Muhammed’e duyulan sevgi ve özlemi görünür kıldığını söyledi.
Sanatçı Tarık Akın ise “Acil Durum” adlı eserinde, insanın zor anlarında Peygamber Efendimiz’in sünnetine yönelmesi gerektiği mesajını vermek istediğini belirtti.
“Bereket Dairesi” sergisi, 21 Haziran’a kadar her gün 10.00-22.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
“Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,
Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl”
Fert bazında ya da sosyal hayatın bütününde bugün yaşadığımız maddi ve manevi sıkıntılarımızın temelinde, Kur’an ve Sünneti hayatımızın merkezine alıp, yaşantımızı İslam’a göre şekillendiremememiz yatmaktadır…
Aile hayatımızdan eğitim sistemimize, çalışma hayatımızdan finansal sisteme, hiçbir alanda İslam’ın izdüşümü olmayınca, maddi ve manevi rahatsızlıklarımızın da sonu gelmemektedir…
Oysa biz, Peygamberini seven bir milletiz…
Ama bize empoze edilen jakoben eğitim sistemi ve kapital finansal sitemi, Kur’an-ı ve sünneti hayatın dışına atıp camilere ve mezarlıklara kapatınca, peygamber sevgisini de yüreklerimizde tam manasıyla yaşayamaz olduk.
Eskiden Peygamberimizin (sav) adını duyunca kalbi hızlı çarpmaya başlamasından dolayı sağ elini kalbinin üstüne koyarak teskin etmeye çalışan aynı zamanda da salatü selam getiren tasavvuf ehli insanlarımız vardı…
Çünkü onların dünyasında Peygamber sevgisi sadece dilde kalan kuru bir slogan değil, hayatın merkezinde duran canlı bir hakikatti.
Bugün ise sevgiyi konuşuyoruz ama sünneti hayatımıza taşımıyoruz. Peygamberimizi sevdiğimizi söylüyor ama O’nun ahlakını ailemize, ticaretimize, eğitim anlayışımıza, hukukumuza ve gündelik hayatımıza taşıyamıyoruz.
Oysa sevgi, benzeyiş ister…
Muhabbet, tabi oluş ister…
Sevdiğini gerçekten seven insan, onun gibi yaşamaya çalışır.
Ne yazık ki modern hayatın dayattığı seküler düzen; insanı Rabbinden, Kur’an’dan ve sünnetten uzaklaştırdıkça, kalpler de yavaş yavaş manevî hissiyatını kaybetmeye başladı.
Bu yüzden bugün çok şeyimiz var ama huzurumuz yok…
Kalabalıklarımız var ama muhabbetimiz yok…
Evlerimiz büyüdü ama aileler küçüldü…
İmkânlarımız arttı ama bereketimiz azaldı…
Çünkü “Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl…”
Belki de yeniden başlamamız gereken yer tam burasıdır:
Peygamber Efendimizi (sav) sadece anmak değil, anlamak…
Sadece sevmek değil, hayatın merkezine koymak…
Sadece salatü selam getirmek değil, O’nun ahlakıyla ahlaklanmak…
Zira O’nun girdiği yere merhamet gelir, adalet gelir, huzur gelir, bereket gelir.
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Âl-i İmrân 31)
İSLAMİ HABER “MİRAT”
YOUTUBE