islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1648
EURO
53,9432
ALTIN
6.056,88
BIST
13.976,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C

LGS VE ÜNİVERSİTE SINAVLARI ÇAĞIN GERİSİNDE Mİ KALDI?

LGS VE ÜNİVERSİTE SINAVLARI ÇAĞIN GERİSİNDE Mİ KALDI?
13/06/2026 11:39
A+
A-

LGS VE ÜNİVERSİTE SINAVLARI ÇAĞIN GERİSİNDE Mİ KALDI?

Her Çocuğu Aynı Kalıba Sokmak Mümkün Mü?

Milyonlarca öğrenci bugün  Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında ter döküyor. Ardından üniversite adayları YKS maratonuna çıkacak. Yıllardır uygulanan bu sınav sistemleri, öğrencileri belirli okullara ve üniversitelere yerleştirmeyi amaçlıyor. Ancak eğitim uzmanlarının ve ailelerin giderek daha fazla sormaya başladığı bir soru var:

Bütün öğrencileri aynı sınavla değerlendirmek gerçekten adil mi?

Bugün eğitim sistemleri büyük ölçüde matematik, fen, Türkçe ve benzeri akademik alanlardaki başarıyı ölçüyor. Oysa insan sadece bu alanlardan ibaret değil. Kimi öğrencinin sayısal zekâsı güçlü, kimi öğrencinin dil yeteneği öne çıkıyor. Kimi liderlik vasfıyla dikkat çekerken kimi sanatta, sporda veya teknik becerilerde akranlarından ayrışıyor.

Buna rağmen milyonlarca öğrenci aynı soruların karşısına oturtuluyor ve gelecekleri birkaç saatlik sınav performansına göre şekilleniyor.

Velilerin En Büyük Yanılgısı

Birçok anne ve baba çocuklarının doktor, mühendis, avukat veya benzeri mesleklerde olmasını arzu ediyor. Elbette ailelerin çocukları için iyi bir gelecek istemesi son derece doğal.

Ancak çoğu zaman gözden kaçan önemli bir gerçek var:

Her çocuk aynı kabiliyetlerle yaratılmıyor.

Bir öğrencinin başarılı olacağı alanı belirleyen şey sadece çalışkanlığı değil, aynı zamanda sahip olduğu fıtrî yeteneklerdir. Sayısal düşünme becerisi yüksek olan bir öğrenciyi sözel alanlara zorlamak ne kadar yanlışsa, sanatsal veya sosyal yönü güçlü bir öğrenciyi sadece akademik başarıya odaklamak da aynı derecede yanlış olabilir.

Bu nedenle eğitim sisteminin temel amacı öğrencileri aynı hedefe yönlendirmek değil, her öğrencinin güçlü olduğu alanı keşfetmesine yardımcı olmak olmalıdır.

Çocuklarımız Yarış Atı Değildir

Modern eğitim sistemlerinin en büyük problemlerinden biri, çocukları birer birey olarak değil, adeta bir sınav maratonunun koşucuları gibi görmesidir. Daha ilkokul çağlarından itibaren birçok öğrenci deneme sınavları, özel dersler, kurslar ve sürekli artan başarı baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Oysa çocuklarımız yarış atı değildir.

Her çocuğun gelişim hızı, öğrenme şekli, ilgi alanı ve hayata bakışı farklıdır. Sürekli puanlarla ölçülen, akranlarıyla kıyaslanan ve sadece sınav başarısı üzerinden değerlendirilen çocuklar zamanla ağır bir psikolojik yük altında kalabilmektedir. Kaygı bozuklukları, özgüven eksikliği, başarısızlık korkusu ve tükenmişlik hissi artık eğitim dünyasının sıkça konuştuğu problemler hâline gelmiştir.

Daha da önemlisi, sınav odaklı bir eğitim anlayışı çocukları hayata değil, yalnızca sınava hazırlamaktadır. Oysa hayat; problem çözebilme, iletişim kurabilme, üretken olabilme, sorumluluk alabilme ve insanlarla sağlıklı ilişkiler geliştirebilme becerileri de istemektedir. Sınavda yüksek puan almak elbette önemlidir; ancak tek başına başarılı ve mutlu bir hayatın garantisi değildir.

Eğitimin amacı çocukları birbirleriyle yarıştırmak değil, her birinin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmaktır. Çünkü toplumun ihtiyacı birbirinin kopyası insanlar değil, farklı yetenekleriyle değer üreten bireylerdir.

Dünyada Farklı Modeller Uygulanıyor

Birçok gelişmiş ülkede öğrencilerin yetenekleri erken yaşlardan itibaren takip ediliyor. Psikolojik değerlendirmeler, ilgi testleri, beceri analizleri ve öğretmen gözlemleriyle öğrencilerin hangi alanlarda başarılı olabileceği belirlenmeye çalışılıyor.

Bu sistemlerde amaç, bütün öğrencileri üniversiteye göndermek değil; her öğrenciyi kendi potansiyeline uygun alana yönlendirmek.

Çünkü toplumun sadece doktorlara ve mühendislere değil; iyi teknisyenlere, sanatçılara, girişimcilere, ustalara, öğretmenlere ve araştırmacılara da ihtiyacı var.

İslam’ın İnsan Yetiştirme Modeli

Aslında insanları kabiliyetlerine göre değerlendirme anlayışı İslam geleneğinde de açık şekilde görülmektedir.

Peygamber Efendimiz (sav), insanları tek tip görevlerle sorumlu tutmamış; onların yeteneklerini ve karakter özelliklerini dikkate almıştır.

Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Halid bin Velid’dir. Tarihin en büyük askerî dehalarından biri olarak kabul edilen Halid bin Velid, savaş meydanlarındaki üstün kabiliyetiyle öne çıkmıştır. Rivayet ettiği hadis sayısı oldukça sınırlı olmasına rağmen, askerî strateji ve komutanlık alanındaki başarısıyla İslam tarihine damga vurmuştur.

Peygamber Efendimiz (sav) de onun bu yönünü görmüş ve askerî alanda değerlendirmiştir.

Buna karşılık Enes bin Malik ve Ebu Hureyre gibi sahabiler ilim ve rivayet alanında öne çıkmışlardır. Binlerce hadis nakleden bu sahabiler, İslam ilim geleneğinin oluşmasında büyük rol oynamışlardır.

Bu örnekler gösteriyor ki İslam’ın insan yetiştirme anlayışında herkesin aynı olması değil, herkesin sahip olduğu kabiliyeti en verimli şekilde kullanması esastır.

Çözüm Ne Olabilir?

Uzmanlara göre öğrencilerin ilkokulun son yıllarından itibaren kapsamlı yetenek analizlerinden geçirilmesi gerekiyor.

Akademik başarı tek ölçü olmaktan çıkarılmalı; öğrencilerin sosyal becerileri, liderlik özellikleri, teknik yatkınlıkları, sanatsal kabiliyetleri ve ilgi alanları da dikkate alınmalı.

Böylece gençler başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için değil, kendi potansiyellerini ortaya çıkarmak için eğitim alabilir.

Sonuç

LGS ve üniversite sınavları uzun yıllardır eğitim sisteminin merkezinde yer alıyor. Ancak değişen dünyada tek tip sınavlarla milyonlarca öğrencinin geleceğini belirlemek giderek daha fazla sorgulanıyor.

Belki de asıl soru şudur:

Çocuklarımızı sınavlara mı hazırlıyoruz, hayata mı?

Eğer amaç hayata hazırlamaksa, eğitim sisteminin öğrencileri aynı kalıba sokmak yerine onların Allah’ın verdiği kabiliyetleri keşfetmelerine yardımcı olması gerekiyor. Çünkü başarılı insan, herkesin yaptığı işi yapan değil; yaratılışına uygun alanda en iyi olabilen insandır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.