
Top yuvarlak…
Peşinden koşan milyonlar…
Ekran başında nefesini tutan milyarlar…
Ve bütün dünyanın aynı anda aynı konu hakkında konuştuğu devasa bir organizasyon…
Adına Dünya Kupası diyoruz.
Peki gerçekten sadece bir spor organizasyonu mu izliyoruz?

Yoksa insanlığın dikkatini istediği yöne çevirebilen küresel bir gösterinin parçası mı oluyoruz?
Dünya Kupası başladığından beri haber bültenlerine dikkat ettiniz mi?
Gazze artık ilk haber değil.
Doğu Türkistan’daki zulüm gündemin gerilerine itildi..
Rusya-Ukrayna savaşı eskisi kadar konuşulmuyor.
Afrika’daki açlık, Yemen’deki dram, Sudan’daki iç savaş, dünyanın birçok yerindeki insani krizler adeta görünmez hâle geldi.
Çünkü ekranları futbol doldurdu.
Sosyal medyayı futbol doldurdu.
Kahvehaneleri futbol doldurdu.
Evleri futbol doldurdu.
İnsanların zihnini futbol doldurdu.
Elbette futbol oynamak da izlemek de başlı başına kötü değildir.
Spor; insanı dinlendiren, kardeşliği güçlendiren, sağlığı destekleyen önemli bir faaliyettir.
Ancak mesele spor olmaktan çıkıp hayatın merkezine yerleştiğinde sorgulanması gereken bir tablo ortaya çıkar.
Bir maç için saatlerce ekran başında oturuyoruz.
Takımlar için birbirimize öfkeleniyoruz.
Hakem kararlarını günlerce tartışıyoruz.
Milyarlarca doların döndüğü bu endüstri, insanların duygularını yönlendiren dev bir mekanizmaya dönüşüyor.
Tam da bu noktada akıllara yıllarca tekrarlanan o meşhur söz geliyor:
“Din toplumların afyonudur.”
Bu cümleyi dini küçümsemek için kullananlar, acaba bugün aynı cesaretle futbol endüstrisini eleştirebilirler mi?
Çünkü bugün milyonlarca insanın gündemini belirleyen, saatlerini alan, öfkesini ve sevincini yöneten şey çoğu zaman futbol endüstrisidir.
Belki de asıl soru şudur:
Bugünün afyonu gerçekten nedir?
Bir insanın saatlerini, düşüncelerini ve bütün gündemini ele geçiren her şey; sorgulanmayı hak eder.
Gazze’de çocuklar ölürken…
Doğu Türkistan’da insanlar kimliklerini korumaya çalışırken…
Mazlum coğrafyalar yardım beklerken…
Biz yalnızca ofsaytı mı tartışacağız?
Bu yazı futbola düşmanlık yazısı değildir.
Bu yazı, önceliklerimizi yeniden hatırlama çağrısıdır.
Bir topun peşinden koşan yirmi iki futbolcuyu saatlerce izleyebiliriz.
Ama dünyanın gerçek acılarına da aynı duyarlılığı gösterebiliyor muyuz?
İşte asıl mesele budur.
Çünkü bir ümmeti ayakta tutan şey, skor tabelaları değil; vicdanıdır.
Top döner…
Kupalar el değiştirir…
Şampiyonlar unutulur.
Ama mazlumların gözyaşı, insanlığın vicdanında silinmeyen bir iz bırakır.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Biz gerçekten maçı mı izliyoruz, yoksa bize izletilen gündemin içine mi hapsediliyoruz?
İSLAMİ HABER “MİRAT”