
Bir zamanlar devlet adamlarının namaza gitmesi bile tartışma konusu olurken, bugün Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı’nın Şam’daki Emevi Camii’nde Kur’an-ı Kerim tilavet etmesi, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı toplumsal dönüşümün dikkat çekici sembollerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Suriye’de resmî temaslarda bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Şam’daki tarihî Emevi Camii‘ni ziyaret ederek ikindi namazını eda etti ve Kur’an-ı Kerim’den Zâriyât Suresi’ni tilavet etti. Bakan Çiftçi’nin Kur’an okuyuşu camide bulunan vatandaşlar tarafından huşû içerisinde dinlenirken, ziyaret kapsamında Selahaddin Eyyûbî’nin kabrini de ziyaret ederek dua ettiği bildirildi.
Mustafa Çiftçi‘nin hafız kimliğiyle Emevi Camii‘nde gerçekleştirdiği Kur’an tilaveti sıradan bir protokol görüntüsü olarak değerlendirilemez.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın zaman zaman Kur’an-ı Kerim tilavetlerinde bulunmasının ardından, bir İçişleri Bakanı’nın da resmî görev sırasında Kur’an okuması, devlet hayatında dinî kimliğin görünürlüğü açısından dikkat çekici bir gelişme olarak kayda geçti. Çiftçi’nin hafız olduğu ve göreve başlarken de Kur’an-ı Kerim’den Âl-i İmrân Suresi’nin 26. ayetini okuduğu biliniyor.
Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde, devlet yöneticilerinin ibadetleri dahi uzun yıllar tartışma konusu yapılmıştı.
Bir Cumhurbaşkanı’nın ya da bir bakanın camiye gitmesi, namaz kılması veya Kur’an okuması üzerinden sert siyasi tartışmalar yaşanıyor; “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganları eşliğinde dinî görünürlüğü kamusal alandan uzaklaştırmaya yönelik sert söylemler dile getiriliyordu.
Daha da geriye gidildiğinde, Kur’an eğitiminin ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığı dönemler, ezanın Türkçe okutulduğu yıllar ve 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilerin üniversite kapılarında eğitim haklarından mahrum bırakıldığı acı hatıralar hâlâ hafızalardaki yerini koruyor.
Bugün ise Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı’nın İslam tarihinin en önemli mabetlerinden biri olan Emevi Camii’nde Kur’an tilavet etmesi, toplumsal hafızada “nereden nereye” dedirten sembolik bir tablo ortaya koyuyor.
Bununla birlikte Müslümanlar açısından en önemli husus, Kur’an’ın yalnızca güzel bir sesle okunması değildir.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim‘i şöyle tanıtmaktadır:
“Bu Kur’an, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran ve en doğru yola ileten ilahi rehberdir.”
Kur’an, sadece tilavet edilmek için değil; anlaşılmak, yaşanmak, adaletin, merhametin ve hakkaniyetin hayatın her alanına hâkim olması için gönderilmiştir.
Bu sebeple Müslümanların duası; Kur’an’ın hayatın merkezinde olduğu, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) örnekliğinin rehber kabul edildiği bir toplumun inşasıdır.
Bugün Emevi Camii‘nden yükselen Kur’an sesi elbette gönülleri sevindirmiştir.
Ancak asıl hedef; Kur’an’ın sadece camilerde değil, adalette, eğitimde, ailede, ekonomide ve bütün toplumsal hayatta belirleyici olduğu bir medeniyet tasavvuruna yeniden kavuşabilmektir.
Şu anda Devlet adamlarımızdan da beklediğimiz tam da budur…
Rabbimizden niyazımız odur ki; Kur’an’ı rehber, Resûlullah’ı (s.a.v.) önder edinen bir hayat yaşamayı bizlere nasip eylesin. Bizleri de bu kutlu yolda çalışan, mücadele eden ve hakkı ayakta tutan kullarından eylesin. Âmin.
İSLAMİ HABER “MİRAT”