
Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı duruşu ve siyasi iradesiyle hayata geçen, Türkiye’nin yakın tarihindeki en önemli adımlardan biri olarak hafızalara kazındı.
Türkiye’nin yakın tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olarak görülen Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin yeniden ibadete açılmasının üzerinden altı yıl geçti. Uzun yıllar “açılamaz”, “uluslararası kriz çıkar” ve “mümkün değil” denilen Ayasofya, 24 Temmuz 2020’de yeniden ezan ve namaz sesleriyle buluşarak milyonlarca Müslümanın ortak sevincine sahne oldu.

1934 yılında müzeye dönüştürülen Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması, yıllarca toplumun farklı kesimleri tarafından dile getirilen önemli taleplerden biri oldu. Yıllar boyunca meydanlarda, sivil toplum kuruluşlarının programlarında ve çeşitli platformlarda “Ayasofya açılsın” çağrıları yapıldı. Nihayet Danıştay’ın kararı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Ayasofya yeniden asli kimliğine kavuştu.
Kararın ardından ilk cuma namazına Türkiye’nin dört bir yanından yüz binlerce vatandaş katılırken, bu gelişme İslam dünyasında da büyük memnuniyetle karşılandı.
Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması sürecinde Avrupa başta olmak üzere birçok uluslararası çevreden peş peşe eleştiriler geldi. Buna rağmen Türkiye, Ayasofya’nın kendi egemenlik hakkı kapsamında değerlendirildiğini vurgulayarak kararından geri adım atmadı.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, uluslararası baskılara rağmen alınan bu kararın Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en dikkat çekici adımlardan biri olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.
Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması talebini yıllarca gündemde tutan bazı çevrelerin, kararın ardından bu tarihi gelişmeye ilişkin yeterince vurgu yapmadığı yönündeki değerlendirmeler de kamuoyunda zaman zaman dile getiriliyor.
Özellikle geçmişte “Neden açılmıyor?” diyerek hükümete sert eleştiriler yönelten bazı kişi ve grupların, kararın uygulanmasının ardından aynı hassasiyeti göstermediği yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor.
Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, yalnızca bir idari karar değil; milyonlarca Müslümanın yıllardır kurduğu bir hayalin gerçekleşmesi olarak hafızalara kazındı. Böylesine tarihi gelişmelerin günlük siyasi tartışmaların gölgesinde unutulması, toplumsal hafızanın en büyük zaaflarından biri olarak değerlendiriliyor.
Farklı siyasi görüşler elbette tartışılabilir. Ancak Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması gibi tarihî bir adımın, uluslararası baskılara rağmen hayata geçirilmiş olması, Türkiye’nin yakın tarihinde önemli bir kilometre taşı olarak yerini aldı. Bu gerçeğin, siyasi hesaplardan bağımsız şekilde değerlendirilmesi ve tarihî hafızada hak ettiği yeri koruması, gelecek nesiller açısından da büyük önem taşıyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube