islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3978
EURO
54,0601
ALTIN
6.162,69
BIST
13.641,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

İsrail ve Avrupa Osmanlı’dan Neden Korkuyor?

İsrail ve Avrupa Osmanlı’dan Neden Korkuyor?
A+
A-

İsrail ve Avrupa Osmanlı’dan Neden Korkuyor?

Son yıllarda özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere bazı İsrailli siyasetçilerin ve yorumcuların, zaman zaman Türkiye’yi “Osmanlı‘yı yeniden canlandırmak istemekle” suçlayan açıklamalar yaptığı görülüyor. Benzer şekilde bazı Avrupa siyasetçilerinin de “Neo-Osmanlı” söylemini dile getirdiği veya Türkiye’nin bölgesel etkisini bu çerçevede değerlendirdiği biliniyor.

Peki neden, üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen Osmanlı Devleti hâlâ uluslararası tartışmalarda kendisine yer buluyor?

Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle Osmanlı’nın tarih boyunca nasıl bir yönetim anlayışı benimsediğine bakmak gerekir.

Osmanlı’nın Gücü Sadece Ordusundan Gelmiyordu

Osmanlı Devleti, altı asır boyunca üç kıtada hüküm sürdü.

Hiçbir devlet yalnızca askerî gücüyle altı yüz yıl ayakta kalamaz. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için adalet, hukuk, kamu düzeni ve farklı toplulukların birlikte yaşayabileceği bir sistem kurabilmesi gerekir.

Osmanlı‘nın en çok öne çıkan yönlerinden biri de buydu.

Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler kendi dinî kurumlarını muhafaza edebiliyor, ibadetlerini yerine getirebiliyor ve kendi dinî liderleri aracılığıyla birçok iç meselelerini çözebiliyorlardı. Devlet, vergilerin ödenmesi ve kamu düzeninin korunmasını esas alırken farklı inanç gruplarının varlığını da tanıyordu.

Bugünkü anlamıyla modern demokrasi ile Osmanlı‘nın yönetim biçimi aynı değildir. Ancak tarihçiler, döneminin birçok devletiyle karşılaştırıldığında Osmanlı’nın dinî topluluklara sağladığı görece geniş yaşam alanının dikkat çekici olduğunu ifade etmektedir.

1492: Yahudilerin Unutmadığı Bir Tarih

Osmanlı denildiğinde akla gelen en önemli tarihî olaylardan biri 1492’dir.

İspanya‘da Katolik Krallar Ferdinand ile Isabella‘nın yayımladığı Elhamra Fermanı sonrasında yüz binlerce Yahudi ya Hristiyan olmaya zorlandı ya da ülkelerini terk etmek zorunda bırakıldı.

Bu süreçte Osmanlı Sultanı II. Bayezid, Yahudilerin Osmanlı topraklarına kabul edilmesini sağladı.

Selanik, İstanbul, Edirne, İzmir ve diğer birçok şehir, İspanya’dan gelen Yahudiler için yeni bir yurt hâline geldi.

Yahudi tarihine ilişkin pek çok akademik çalışmada, Sefarad Yahudilerinin Osmanlı‘da ticaret, tıp, matbaacılık ve bilim alanlarında önemli katkılar sunduğu; Osmanlı yönetiminin de onlara yaşama ve ibadet etme imkânı tanıdığı anlatılmaktadır.

Bugün dünyanın birçok yerindeki Sefarad Yahudileri, atalarının Osmanlı topraklarına sığınmasını tarihî hafızalarının önemli bir parçası olarak hatırlamaktadır.

Osmanlı Korkusu Mu, Güç Dengesi Tartışması Mı?

Günümüzde zaman zaman “Osmanlı geri geliyor” veya “Neo-Osmanlı” gibi ifadeler siyasî söylemlerde kullanılmaktadır.

Bu tür ifadeler çoğu zaman tarihî bir değerlendirmeden ziyade güncel siyasetin dili olarak ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’nin Balkanlar, Orta Doğu, Kafkasya ve Afrika’daki diplomatik, ekonomik veya kültürel etkisinin artması, bazı çevreler tarafından Osmanlı mirası üzerinden yorumlanmaktadır.

İsrail’de bazı siyasetçilerin ve yorumcuların Türkiye’nin bölgesel rolünü eleştirirken Osmanlı göndermeleri yaptığı görülmektedir. Avrupa’da da zaman zaman benzer benzetmeler kullanılmaktadır.

Osmanlı’nın En Büyük Gücü Adalet Anlayışıydı

Osmanlı‘yı yalnızca fetihlerle açıklamak eksik olur.

Onun asıl gücü, fethettiği şehirlerde kurduğu düzen ve adalet anlayışıydı.

Tarih boyunca farklı dinlerden insanların aynı şehirde yaşayabilmesi, mahkemelerin işletilmesi, vakıf sistemiyle sosyal yardımlaşmanın sağlanması ve ibadet özgürlüğünün korunması Osmanlı’nın öne çıkan özellikleri arasında yer aldı.

Elbette Osmanlı tarihi boyunca hatalar, isyanlar, adaletsizlikler ve farklı uygulamalar da yaşanmıştır. Hiçbir devlet kusursuz değildir. Ancak genel tarihî tablo değerlendirildiğinde Osmanlı’nın farklı toplulukları uzun süre aynı siyasi yapı içinde bir arada tutabilmiş olması dikkat çekici bir başarı olarak görülmektedir.

Asıl Korku Ne Olabilir?

Bazı yorumculara göre mesele Osmanlı’nın yeniden kurulacağı endişesi değildir.

Asıl mesele, adalet, hukuk ve farklı inançların bir arada yaşayabildiği güçlü bir medeniyet modelinin yeniden hatırlanmasıdır.

Çünkü tarih, yalnızca savaşları değil; insanların huzur içinde yaşayabildiği dönemleri de kaydeder.

1492’de Avrupa kapıları Yahudilere kapanırken Osmanlı kapılarını açmıştı.

Bu tarihî gerçek, bugün dahi Osmanlı’nın farklı inanç gruplarına yaklaşımını tartışırken en sık verilen örneklerden biri olmayı sürdürmektedir.

Sonuç

Tarih, ideolojik önyargılarla değil, belgelerle okunmalıdır.

Osmanlı Devleti modern anlamda bir demokrasi değildi; ancak kendi çağının şartları içerisinde farklı din ve etnik kökenlerden toplulukların uzun süre birlikte yaşayabildiği geniş bir siyasî düzen kurmayı başarmıştır.

Bugün Osmanlı üzerine yapılan tartışmaların önemli bir kısmı da bu tarihî mirasın nasıl yorumlanacağı etrafında şekillenmektedir.

Belki de asıl soru şudur:

İnsanlar gerçekten Osmanlı’nın adından mı rahatsız oluyor, yoksa adalet, din ve vicdan özgürlüğü ile farklı toplumların birlikte yaşayabildiği güçlü bir medeniyet fikrinin yeniden hatırlanmasından mı?

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.