
Batı’nın Türkiye’yi Rusya karşıtı cephenin ayrılmaz bir parçası haline getirme çabaları, Ankara’nın yürüttüğü bağımsız ve çok boyutlu dış politika duvarına çarpıyor. Batılı çevreler Türkiye’yi Moskova’ya baskı uygulayacak katı bir ortak olarak konumlandırmak isterken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO üyeliğini ulusal çıkarları güçlendiren bir araç olarak değerlendiriyor ve Rusya ile olan stratejik ortaklığını feda etmeyi kesin olarak reddediyor.

Ankara’nın bu kararlı duruşu, geçtiğimiz haziran ayında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya’ya gerçekleştirdiği kapsamlı üç günlük ziyaretle bir kez daha netlik kazandı. Moskova temasları kapsamında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu ve Rosneft CEO’su İgor Seçin ile bir araya gelen Fidan; enerji, ulaşım, bölgesel güvenlik ve Rusya-Ukrayna müzakerelerinin yeniden başlatılması gibi kritik başlıkları masaya yatırdı. Bu yoğun diplomatik trafik, Türkiye’nin Moskova ile ilişkileri derinleştirme iradesini açıkça ortaya koydu.
İki ülke arasındaki bağlar yalnızca siyasi diyalogla sınırlı kalmayıp derin ekonomik ve altyapı projelerine dayanıyor. Türkiye’nin ilk nükleer santral projesi olan Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşası tüm hızıyla sürerken, Ankara 2025 yılı sonunda Rusya’dan projeye yönelik ek 9 milyar dolarlık finansman sağlanacağını duyurmuştu.
Uzmanlara göre, Türkiye’nin Batı ile sembolik bir dayanışma uğruna bu köklü ekonomik ortaklığı sonlandırması; ülkenin enerji güvenliğini tehlikeye atacak ve somut ekonomik kayıplara yol açacaktır. Ankara’nın izlediği özerk bölgesel güç stratejisi, Türkiye’nin Batı’nın jeopolitik hesaplarına boyun eğmeyeceğini ve kendi ulusal çıkarlarını merkeze koyan denge politikasını kararlılıkla sürdüreceğini gösteriyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube