
MİRAT HABER ARAŞTIRMA DOSYASI – 2. BÖLÜM
İsrail Ürünlerine Boykot Mümkün mü? Yerli Alternatifler Neden Eczanelerde Bulunamıyor?
İsrail merkezli ilaç şirketlerinin Türkiye’deki faaliyetleri tartışılırken, vatandaşın karşısına yalnızca boykot çağrısı değil, önemli bir soru daha çıkıyor: Yerli alternatifler gerçekten erişilebilir mi? İlaçta etik tercih ile sağlık hakkı nasıl birlikte korunabilir?
İsrail’in Gazze’deki saldırılarına yönelik uluslararası tepkiler, şirketlerin ticari ilişkilerinin de sorgulanmasına yol açıyor. İngiltere’de Royal College of Nursing sendikasının Teva UK ile ticari ortaklığını sona erdirmesi, sağlık alanında faaliyet gösteren kuruluşların etik tercihlerini gündeme taşıdı.
Ancak Türkiye’de ilaç boykotu tartışması, diğer tüketim ürünlerinden farklı değerlendirilmek zorunda. Çünkü ilaç, hastaların yaşamını ve sağlığını doğrudan ilgilendiriyor.
Muadil ilaç var ama erişilebilir mi?
Türkiye’de eşdeğer ilaçlar, aynı etkin maddeyi aynı miktarda içeren ve biyoeşdeğerliği kanıtlanmış ürünler olarak tanımlanıyor. Sağlık Bakanlığı bilgilendirmesine göre, gerekli bilimsel koşulları sağlayan eşdeğer ilaçlar ruhsatlandırılıyor ve belirli şartlarda eczacı tarafından birbirinin yerine verilebiliyor.
Ancak her ilacın eşdeğeri bulunmuyor. Bazı ilaçlarda aynı etkin maddeye sahip alternatifler olsa bile hastanın klinik durumu, ilacın formu ve tedavinin özellikleri değişiklik yapılmasını uygun kılmayabilir.
Üstelik eşdeğer bir ürünün ruhsatlı olması, her eczanede bulunabileceği anlamına gelmiyor. Üretim kapasitesi, tedarik zinciri, dağıtım ve stok sorunları, vatandaşın tercih edebileceği ürünlere ulaşmasını zorlaştırabiliyor.
Vatandaşın yaşadığı sorun: Ürün var, eczanede yok
Tüketicilerin yaşadığı erişim sorunları, yerli alternatifler konusunun yalnızca üretimle sınırlı olmadığını gösteriyor. Örneğin protez yapıştırıcısı ve temizleyicisi gibi ağız bakım ürünlerinde de yerli seçenekler bulunsa bile bunlara her bölgede kolaylıkla ulaşmak mümkün olmayabiliyor.
Bu durum, İsrail merkezli şirketlerin ürünlerine yönelik boykot çağrılarında da önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Tüketiciden bir ürünü almamasını istemek kadar, güvenilir ve erişilebilir alternatiflerin bulunup bulunmadığını araştırmak da gerekiyor.
Doktor, eczacı ve hastanın sorumluluğu
Boykot tartışması, doktorların hastaların ihtiyacı olan ilaçları yalnızca üretici şirketin merkezine bakarak reçete etmemesi veya hastaların tedavilerini kendi kararlarıyla kesmesi şeklinde yürütülemez.
Doktor, hastanın sağlık durumuna göre en uygun tedaviyi belirlemeli; eczacı ise mevzuatın izin verdiği çerçevede eşdeğer ilaçlar hakkında bilgi vermelidir. Hastalar da kullandıkları ilaçları değiştirmeden önce mutlaka sağlık uzmanlarına danışmalıdır..
Bununla birlikte, sağlık kurumları ve ilgili kamu otoriteleri, güvenli ve ruhsatlı alternatiflerin erişilebilirliğini artırmak, tedarik süreçlerini şeffaflaştırmak ve yerli üretimi desteklemek konusunda sorumluluk taşıyor.
Boykotun yolu bilinçli tercihten geçiyor
İsrail merkezli şirketlerin ticari faaliyetlerinin kamuoyunca sorgulanması, tüketicilerin etik tercihlerine ilişkin meşru bir tartışmadır. Ancak bu tartışma, hastaların tedaviye erişimini tehlikeye atmamalıdır.
Türkiye’de hangi ilaçların hangi şirketler tarafından üretildiği, nerede imal edildiği ve güvenli alternatiflerin bulunup bulunmadığı açık biçimde ortaya konulmalıdır. Yerli üretim teşvik edilmeli, ancak yerli ürünlerin kalite, güvenlik ve erişilebilirlik şartlarını karşılaması da sağlanmalıdır.
Boykotun etkili ve sorumlu olabilmesi için vatandaşın önüne yalnızca bir yasak veya çağrı değil, güvenilir bilgi ve uygulanabilir seçenekler konulmalıdır.
İsrail’in politikalarına yönelik tepki, masum insanların sağlığını riske atmadan, adalet ve insan hakları temelinde yürütülmelidir. Çünkü insan hayatını korumak, savunulan vicdani duruşun da ayrılmaz bir parçasıdır.
Kaynaklar: Sağlık Bakanlığı eşdeğer ilaç bilgilendirmesi, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Rekabet Kurumu.
İSLAMİ HABER “MİRAT”