islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,3322
EURO
55,0758
ALTIN
6.610,63
BIST
12.150,67
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
20°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
15°C

Azerbaycan’da Başörtüsü Tartışması: Kipa ve Başörtüsü Üzerinden Özgürlük Sınavı

Azerbaycan’da Başörtüsü Tartışması: Kipa ve Başörtüsü Üzerinden Özgürlük Sınavı
A+
A-

Azerbaycan’da Başörtüsü Tartışması: Kipa ve Başörtüsü Üzerinden Özgürlük Sınavı

Hristiyan ülkelerde dinî özgürlük tartışılırken Müslüman çoğunluklu Azerbaycan’da başörtülü kız çocuklarının okul kapılarından çevrilmesi, öğretmenlerin ise başlarını açmakla görevlerini kaybetmek arasında bırakılması, laiklik adına savunulan anlayışın sorgulanmasını gerektiriyor. Türkiye’nin 28 Şubat hafızası da bu tablonun nereye varabileceğini hatırlatıyor.

Azerbaycan’da Kipa Serbest, Başörtüsü Yasak mı?

Azerbaycan’da Yahudi toplumu ve Yahudi öğrencilerin eğitim gördüğü kurumlar bulunuyor. Bu durum, dinî kimliklerin eğitim hayatındaki görünürlüğü konusunda önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Yahudi öğrenciler kipayla okula gidebilirken, Müslüman kız çocuklarının başörtüsü nedeniyle okul kapılarından çevrilmesi nasıl açıklanabilir? Aynı ülkede farklı dinlere mensup öğrencilerin kıyafetlerine farklı ölçüler uygulanıyorsa, burada laiklik ve eşitlik ilkelerinin nasıl hayata geçirildiği sorgulanmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğü, bütün inançlar için eşit biçimde geçerli değilse gerçek anlamda özgürlükten söz edilebilir mi?

Azerbaycan’dan gelen görüntüler, insanın vicdanını sızlatıyor. Başörtülü kız çocukları okul kapılarından geri çevriliyor. Eğitim görmek isteyen küçücük çocuklar, inançlarının gereği olarak başlarını örttükleri için sınıflarına giremiyor. Yıllarca emek vererek öğretmenlik yapan kadınlar da başörtüleriyle mesleklerini sürdürme hakkı ile karşı karşıya bırakılıyor. Başörtülü öğrencilerin gözyaşları ve öğretmenlerin öğrencileriyle vedalaşma görüntüleri, meselenin kâğıt üzerindeki bir kıyafet düzenlemesinden ibaret olmadığını açıkça gösteriyor.

Azerbaycan’da 21 Eylül 2026’da öğrencilerin, 6 Ekim’de ise öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin düzenlemeler yapıldı. Kararlarda doğrudan başörtüsü yasağı ifadesi kullanılmasa da laik eğitim ilkesi gerekçe gösterilerek uygulanan kıyafet kuralları, başörtülü öğrencileri ve öğretmenleri hedef alan sonuçlar doğurdu.

Peki, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bir ülkede, bir kız çocuğunun eğitim hakkı neden başörtüsüne bağlanıyor? Bir öğretmen, mesleğini yapabilmek için neden inancıyla mesleği arasında tercihe zorlanıyor?

Azerbaycan, Türkiye’nin 28 Şubat’ını mı yaşıyor?

Türkiye bu filmi daha önce gördü. 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrenciler üniversite kapılarında bırakıldı; kadınlar eğitim ve çalışma hayatında ağır baskılarla karşılaştı. Başörtüsü, bir insanın mesleğini yapmasına ve eğitim almasına engel hâline getirildi.

Bugün Azerbaycan’dan gelen görüntüler, o karanlık dönemin hatıralarını yeniden canlandırıyor. Dün Türkiye’de çağdaşlık ve laiklik adına savunulan baskıcı uygulamalar, bugün başka bir ülkede benzer gerekçelerle karşımıza çıkıyor.

Burada sorulması gereken soru şudur: Laiklik, başını örtmeyen kadının özgürlüğünü korurken başını örten kadının özgürlüğünü neden görmezden gelsin? Birinin tercihine özgürlük, diğerinin tercihine yasak getiren anlayışın adaletle nasıl bir ilişkisi olabilir?

Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun.” (Mâide, 5/8)

Adalet, yalnızca bizim gibi düşünenlerin hakkını savunmak değildir. İnancına katılmadığımız insanların da haklarını koruyabilmektir.

Laiklik mi, ideolojik dayatma mı?

Azerbaycan’daki yöneticiler şunu unutmamalıdır: Başörtülü bir çocuğu okul kapısında bırakmak, o çocuğu laikleştirmez. Bir öğretmeni başını açmaya zorlamak, toplumu daha özgür hâle getirmez. Aksine, devlet ile vatandaş arasındaki güveni zedeler.

Bir ülkede başörtüsü, eğitim görmenin ve meslek sahibi olmanın önündeki engele dönüşüyorsa sorun başörtüsünde değil, özgürlük anlayışındadır.

28 Şubat’ın Türkiye’ye bıraktığı ders ortadadır. İnancı baskıyla ortadan kaldıramaz, insanları zorla belirli bir hayat tarzına mahkûm edemezsiniz.

Azerbaycan’ın önünde de bir tercih var:

Azerbaycan yönetimi, din ve vicdan özgürlüğünden yana mı tavır koyacak, yoksa laikliği başörtülü çocukların gözyaşlarıyla hatırlanacak bir baskı aracına mı dönüştürecek?

Tarih, yönetimlerin hangi gerekçeleri ileri sürdüğünden çok, insanların hayatlarında ne tür izler bıraktığına bakacaktır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.