islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,3930
EURO
55,3122
ALTIN
6.576,60
BIST
12.199,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Yağmurlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
Cumartesi Yağmurlu
15°C
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C

 ENGELLİ BİREYİN İMANINI KENDİ DİLİNDEN ANLAMAK

 ENGELLİ BİREYİN İMANINI KENDİ DİLİNDEN ANLAMAK
A+
A-

 ENGELLİ BİREYİN İMANINI KENDİ DİLİNDEN ANLAMAK

Prof. Dr. Ali Seyyar, Ali Rıza Demircan Hocamızın “Allah Gökte midir? ‘Yukarıda Allah Var’ Sözleri Günah Bir Söylem midir?” başlıklı yazısını engelli hakları ve dinde kolaylık açısından değerlendirdi. Demircan’ın görüşlerine katkı sunmayı amaçlayan Seyyar, Cariye Hadisi üzerinden insanların inançlarını farklı yollarla ifade edebileceğine dikkat çekiyor. Allah’ın mekândan münezzeh oluşuna ilişkin hassasiyeti paylaşan Seyyar, engelli bireylerin iletişim imkânlarının gözetilmesi ve inançlarını ifade etmelerinin kolaylaştırılması gerektiğini vurguluyor.

Prof. Dr. Ali Seyyar’ın bu kıymetli değerlendirmesini, okurlarımızın istifadesine sunmak üzere aynen yayımlıyoruz.

CARİYE HADİSİ’NE ENGELLİLİK VE POZİTİF AYRIMCILIK BAĞLAMINDA TAMAMLAYICI BİR YAKLAŞIM

İlahiyatçı olmamakla birlikte, uzun yıllardır engellilik, erişilebilirlik ve özel gereksinimli kişilerin (engellilerin) toplumsal ve hukukî statüleri üzerine çalışmalar yürüten bir uzman olarak; Muhterem Ali Rıza Demircan Hoca’mızın “Yukarıda Allah Var” ifadesinin dinî hükmünü ve tenzih ilkesini ele aldığı derinlikli yazısını büyük bir istifade ile okudum. Hoca’mızın kelam ilkeleri ve dilsel mecazlar çerçevesindeki kuşatıcı tahlilleri bilhassa halkın zihin dünyasını cisimleştirme tehlikesinden koruma adına son derece kıymetlidir.

Ancak bu mühim konunun, Hoca’mızın da değindiği meşhur “Cariye Hadisi” özelinde, benim de engelli alanındaki akademik ve amelî birikimimden hatırladığım “pozitif ayrımcılık”, “dinde kolaylık”, “dinî sembolizm” ve “kavrama imkânlarına göre beyan” ilkeleri açılarından tamamlayıcı bir tahlile muhtaç olduğu kanaatindeyim. Bu yazı, muhterem Hoca’mızın kelamî çerçevesine bir itiraz değil; konunun insanî ve pedagojik boyutunu tahkim eden tamamlayıcı bir katkı sunma maksadını taşımaktadır.

Hadisteki Engellilik Detayı ve İşaret Dili

Metinde de zikredildiği üzere Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Allah nerededir?” sorusuna göğü işaret ederek, cevap veren siyahî kadının durumu, hadis usulü ve kelam kaynaklarında farklı kanallarla aktarılmaktadır. İmam Mâlik’in el-Muvatta’ı ve birtakım sünenlerde yer alan rivayet boyutuna bakıldığında; muhatap olan kadının dilsiz (akras) olduğu, yani konuşma ve ifade engeli bulunduğu görülmektedir. Hz. Peygamber’in sorularına kelimelerle değil, el ve baş hareketleriyle (işaret diliyle) yön göstererek karşılık vermiştir. Bu hukukî ve insanî durum, kelamcıların soyut mekân tartışmalarının ötesinde, doğrudan dinde engellilere yönelik yaklaşımın ilk tarihî örneklerinden birini teşkil eder. Burada konuşma engelli ve muhtemelen okuma-yazması veya felsefî idraki bulunmayan bir kişinin inanç beyanı söz konusudur.

Pozitif Ayrımcılık ve Dinde Kolaylık (Teysîr) İlliyeti

İslâm hukukunda sorumluluk ve mükellefiyet, kişinin aklî, bedenî ve duyusal imkânları ile orantılıdır (“Allah kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez” – Bakara 286). Konuşma engelli bir kişiden, Allah’ın zamandan ve mekândan münezzeh olduğuna dair soyut ve teknik kelam tanımları (tenzih metinleri) yapmasını beklemek imkân haricidir. Hz. Peygamber (s.a.v.), engelli bir kişinin inancını sorgularken, kelam felsefesinin sınırlarını değil, muhatabının zihnî ve fizikî yetisini esas almıştır. Kadının göğü işaret etmesi, O’nun bir mekânda oturduğunu söylemek değil; yeryüzündeki putları, somut nesneleri ve taşları reddederek “aşkın, yüce ve tek olan Yaratıcıya” yöneldiğini anlatmanın en basit, en yalın ve en erişilebilir yoludur. Dolayısıyla Efendimizin (s.a.v.) bu cevabı yeterli sayarak, kadının mümin olduğuna hükmetmesi ve onu azat ettirmesi, dinî sorumlulukta uygulanan açık bir pozitif ayrımcılık ve kolaylaştırma örneğidir.

İbadet ve Akidede Sembollerle İletişim

Engelli çalışmalarında sıklıkla vurguladığımız üzere, soyut kavramların somutlaştırılması ve engellilerin içtimaî/dinî hayata katılımı ancak erişilebilir iletişim kanalları ile mümkündür. Hadiste yaşanan durum, dinin en temel hakikati olan tevhit inancının, konuşma engelli veya zihnî kapasitesi düşük seviyesindeki bir insana simgeler üzerinden anlatılmasına izin verilmesidir. Gök; yerdeki putların aksine sınırlandırılamayan, her şeyi kuşatan ve yüksekliği simgeleyen en evrensel semboldür. Kadın, konuşamadığı için en ilkel ve en kapsayıcı sembole başvurmuş; Efendimiz (s.a.v.) de bu sembolik beyanı, onun samimî imanın yeterli göstergesi kabul etmiştir. Bu durum, kelamcıların tenzih tartışmalarına bir malzeme olmaktan ziyade; dinin engellilere ve algı yeteneği sınırlı olanlara sunduğu muazzam bir esneklik ve kucaklayıcılıktır.

Velhâsıl-ı Kelâm

Ali Rıza Demircan Hoca’mızın ifade ettiği gibi; “Yukarıda Allah var” ifadesini bilinçli bir şekilde Allah’a mekân biçmek kastıyla kullanmak tecsim sakıncası taşır ve bundan kaçınmak gerekir. Ancak bu ifadenin ve dayanak gösterilen Cariye Hadisinin arka plânındaki insanî/sosyal boyutu gözden kaçırmamak icap eder. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) dilsiz veya ifade yeteneği kısıtlı bir kadının göğü göstermesini, iman için yeterli görmesi, ümmete şu mesajı vermektedir: Dinin özü, sadece akademik ve teorik kalıplara hapsedilemez. Özel gereksinimli kişilerin veya avamın yüce Yaratıcıya dair samimî ve basit simgesel yönelişleri, usul ve kelam tartışmalarının katılığına kurban edilmemeli; aksi halde dindeki kolaylık ve kuşatıcılık ilkesi zedelenebilir. Muhterem Hoca’mızın dikkat çektiği tenzih hassasiyetine katılıyor, bu hassasiyetin yanına engelli hakları ve din pedagojisi açısından “kapıları açan, kolaylaştıran Peygamberi tutumu” da ekleyerek, resmi tamamlamak gerektiğine inanıyorum.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.