islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,4180
EURO
55,5383
ALTIN
6.608,68
BIST
12.070,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
15°C
İstanbul
15°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
14°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C

Bir Ezgi, Bir Milletin Susturulamayan Umududur

Bir Ezgi, Bir Milletin Susturulamayan Umududur
15/10/2026 20:43
A+
A-

Bir Ezgi, Bir Milletin Susturulamayan Umududur

“Bir sabah gelecek kardan aydınlık…” Bazen bir şiir, bir milletin hafızasına yerleşir; yıllar geçer, meydanlar değişir, mücadeleler değişir ama umut aynı ezgide yeniden hayat bulur.

Bazı ezgiler vardır, insan dinlerken yalnızca bir melodi duymaz. Geçmişini hatırlar, yaşadığı acıları düşünür, yarına dair hayallerini tazeler. Kimi zaman gözleri dolar, kimi zaman yumrukları sıkılır, kimi zaman da bütün yorgunluğuna rağmen yüreğinde yeniden bir umut yeşerir. “Bir Sabah Gelecek Kardan Aydınlık” işte böyle eserlerden biridir.

Abdürrahim Karakoç’un kaleminden çıkan “Aydınlık” şiiri, yıllar içinde yalnızca okunan bir şiir olmaktan çıkmış, ezgisiyle de insanların gönlünde yer edinmiştir. Şiirin daha ilk dizelerinde karşımıza çıkan karanlık geceler ve ardından gelecek aydınlık sabah, aslında insanın zulme, çaresizliğe ve umutsuzluğa karşı verdiği mücadelenin ifadesidir.

Çünkü insan, karanlığın sonsuza kadar sürmeyeceğine inanmak ister.

Bir dönem başörtüsü yasağına karşı mücadele eden insanların yaşadığı acıları düşünelim. Eğitim hakkından mahrum bırakılan, inancı sebebiyle dışlanan, hayalleri yarım bırakılan nice insan… Onlar için aydınlık bir sabah, yalnızca güneşin doğması değil; inançlarıyla, kimlikleriyle ve başları dik bir şekilde yaşayabilecekleri günlerin gelmesiydi. Böyle zamanlarda bir ezginin dilden dile dolaşması, insanların ortak duygularını ve umutlarını birbirine bağlayabiliyordu.

Sonra Kudüs’ü düşünelim…

Yıllardır işgalin, acının ve adaletsizliğin gölgesinde yaşayan bir şehir. Taş sokaklarında yankılanan dualar, özgürlük bekleyen insanlar ve bir gün zulmün sona ereceğine dair inanç… Kudüs için meydanlarda yükselen bu ezgi, dinleyenlere yalnız olmadıklarını hatırlatan bir ses hâline gelebiliyor.

Bugün Gazze’de yaşananları düşünelim. Yıkılmış evler, evlatlarını toprağa veren anneler, çocukların gözlerindeki korku ve bütün bunlara rağmen hayata tutunmaya çalışan insanlar… İnsan bazen sözcüklerin yetersiz kaldığını hisseder. İşte o zaman bir ezgi, söylenemeyenleri dile getirir. Gazze için meydanlarda yükselen sesler, yalnızca bir dayanışma çağrısı değil; insanlığın vicdanına yöneltilmiş bir sorudur: Zulüm karşısında ne kadar sessiz kalabiliriz?

Elbette bir ezgi tek başına zulmü sona erdiremez, işgali bitiremez, yıkılan evleri yeniden kuramaz. Fakat insanın vicdanını diri tutabilir. Unutulan acıları hatırlatabilir, birbirinden uzak yürekleri aynı duyguda buluşturabilir. Bazen bir insanın umudunu kaybetmemesi bile büyük bir anlam taşır.

Abdürrahim Karakoç’un şiirindeki aydınlık sabah, bu yönüyle yalnızca geçmişte yaşanan mücadelelerin değil, bugün devam eden adalet ve özgürlük arayışlarının da sembolüdür. Her nesil o sabahı kendi yaşadığı çağın karanlığında arar.

Kur’an-ı Kerim’de, “Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” buyrulur. (İnşirah, 6.) Bu ayet, müminin zorluklar karşısında ümidini kaybetmemesi gerektiğini hatırlatır. Ancak umut, yalnızca güzel günleri beklemek değildir; o günlerin gelmesi için adaletten yana durmak, mazlumun sesini duyurmak ve insanlığın sorumluluğunu taşımaktır.

Belki de bu ezgiyi yıllar boyunca yaşatan sır burada saklıdır. Her dönemin kendine özgü acıları, mücadeleleri ve beklentileri vardır. Fakat insanın adalet arayışı değişmez. Başörtüsü mücadelesinden Kudüs davasına, Gazze’nin feryadından daha adil bir dünya özlemine kadar uzanan çizgide aynı soru yankılanır: Karanlık ne zaman dağılacak?

Ve bir ses, bütün karanlıklara rağmen yeniden yükselir:

Bir sabah gelecek kardan aydınlık…

O sabahın ne zaman geleceğini kimse kesin olarak bilemez. Ama umudunu koruyan, adalet için çalışan ve mazlumun yanında duran insanlar oldukça, aydınlık arayışı da devam edecektir.

Çünkü bazen bir ezgi, yalnızca bir ezgi değildir. Bazen bir milletin hatırası, bazen bir neslin mücadelesi, bazen de susturulamayan umududur.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.