
Hz. İbrahim’in Bıçağı Nefse İndi
Hz. İbrahim’in elleri titriyordu…
Ama bu titreme korkudan değildi.
Bir babanın yüreğiyle bir peygamberin teslimiyeti arasında kalan ağır imtihandandı.
Yıllarca evlat hasreti çekmişti.
Saçlarına ak düşmüş, umutları yaşlanmışken Allah ona bir oğul vermişti: Hz. İsmail…
İsmail sadece bir evlat değildi.
Bekleyişin duası, sabrın meyvesi, bir ömrün sevinciydi.
Sonra bir gece…
Bir rüya gördü Hz. İbrahim.
Rüyasında oğlunu Allah için kurban ediyordu.
Peygamberlerin rüyası vahiydi.
Bu bir hayal değil, emirdi.
Bir baba için bundan daha ağır ne olabilirdi?
Kur’an o sahneyi öyle derin anlatır ki insanın kalbi sarsılır:
“Yavrucuğum! Ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün, ne dersin?”
İsmail dedi ki:
“Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”
(Saffât 102)
Ne büyük teslimiyet…
Bir tarafta Allah’ın emrine boyun eğen bir baba…
Diğer tarafta canını Rabbine teslim eden bir evlat…
Bugün kurban denince çoğu insanın aklına sadece kesilen hayvan geliyor.
Oysa kurbanın özü et değildir.
Kurban, insanın Allah için neyi feda edebildiğinin adıdır.
Hz. İbrahim’in imtihanı aslında “oğul” değildi.
Asıl imtihan, kalpte Allah’tan başka neyin büyüdüğüydü.
Çünkü insan bazen evladını, makamını, parasını, rahatını, hatta kendi benliğini ilahlaştırabilir.
Allah ise kulunun kalbinde kendisinden daha büyük hiçbir şey istemez.
İşte kurban burada başlar.
Bıçağın boyna değdiği yerde değil…
Benliğin kırıldığı yerde…
Kimi insan gururunu kurban edemez.
Kimi öfkesini…
Kimi hırsını…
Kimi de dünyaya olan bağımlılığını…
Bugün hepimizin içinde bir “İsmail” var aslında.
Allah’tan daha çok bağlandığımız bir şey…
Belki alkış sevdası…
Belki para tutkusu…
Belki makam hırsı…
Belki “ben” duygusu…
Ve belki Allah bize her gün aynı soruyu soruyor:
“Kalbinde en büyük kim?”
Hz. İbrahim bıçağı oğluna değil, nefsine vurdu.
Allah da o teslimiyeti görünce kurban olarak bir koç gönderdi.
Çünkü Allah kan istemiyordu.
Teslimiyet istiyordu.
Kur’an bunu açıkça söyler:
“Onların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları. Allah’a ulaşan sadece sizin takvanızdır.”
(Hac 37)
Bugün milyonlarca hayvan kesiliyor.
Ama kaç insan nefsini kesebiliyor?
Asıl mesele burada…
Kurban Bayramı sadece et dağıtma günü değildir.
Kurban Bayramı, insanın içindeki putları sorgulama günüdür.
Hz. İbrahim baltayı putlara vurmuştu.
Biz ise bugün görünmeyen putlarla yaşıyoruz:
Ego…
Gösteriş…
Tüketim…
Şöhret…
Dünya tutkusu…
Belki de modern insanın en büyük putu kendi benliğidir.
Herkes haklı olmak istiyor.
Herkes görünmek istiyor.
Herkes alkışlanmak istiyor.
Ama kimse teslim olmak istemiyor.
Oysa kurban, “Ben”den “Sen”e yürüyüştür.
Nefisten Allah’a dönüş yoludur.
Hz. İsmail’in sessiz teslimiyeti bugün bize şunu fısıldıyor:
“Allah için vazgeçemediğin şey, sana sahip olmuş şeydir.”
İSLAMİ HABER “MİRAT”