
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın toplumsal yozlaşmaya dikkat çeken açıklamasının ardından Safa Vakfı da yayımladığı bildiriyle şiddet, bağımlılık, sanal kumar ve aile kurumunun zayıflamasına karşı mücadele çağrısı yaptı. Bildiride, çocukların ve gençlerin korunması için kamu kurumlarından eğitim camiasına kadar herkese sorumluluk düştüğü vurgulandı.

Yahyalı Cemaati ile ilişkilendirilen Safa Vakfı, “Toplumsal Çürümeye Sessiz Kalamayız” başlıklı bir bildiri yayımladı. Bildiride, son dönemde toplumda yaşanan şiddet olayları, bağımlılık, kumar, ahlaki yozlaşma ve aile bağlarının zayıflaması gibi sorunlara dikkat çekildi.
Vakfın açıklamasında, toplumların yalnızca ekonomik imkânlarla ayakta kalamayacağı belirtilerek ahlak, adalet, merhamet ve güçlü aile yapısının önemine vurgu yapıldı.
Çocukların ve gençlerin korunmasının toplumsal bir sorumluluk olduğu ifade edilen bildiride, sanal kumar ve uyuşturucuyla mücadelede kararlı adımlar atılması istendi.
Safa Vakfı, eğitimin yalnızca sınav kazandırmak ve meslek sahibi yapmakla sınırlı olmadığını belirterek vicdanlı, ahlaklı ve sorumluluk sahibi nesiller yetiştirmenin önemine dikkat çekti.
Bildiride, aileyi zayıflatan, şiddeti sıradanlaştıran ve merhameti değersizleştiren anlayışlara karşı toplumsal bir irade ortaya konulması gerektiği ifade edildi. Kamu kurumlarından eğitim camiasına, medyadan sivil topluma kadar bütün kesimlere görev düştüğü kaydedildi.
Vakfın açıklaması, toplumsal sorunların çözümünde yalnızca güvenlik tedbirlerinin ve ekonomik politikaların yeterli olmayacağına; aile, eğitim, ahlak ve toplumsal dayanışmanın da güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Safa Vakfı’nın bildirisi, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın 13 Ekim’de yayımladığı “Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz! İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı” başlıklı açıklamanın ardından geldi.
Farklı vakıflardan benzer konularda yapılan açıklamalar, toplumda giderek daha fazla tartışılan şiddet, bağımlılık, aile yapısındaki zayıflama ve gençlerin karşı karşıya kaldığı riskleri yeniden gündeme taşıdı.
Edabali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünü hepimiz biliriz…
O Edabâli ki, Dünyaya 600 yıl adaletle hükmeden, insan hak ve hürriyetlerini önemseyen, Müslüman, Yahudi ve Hristiyan tüm din mensuplarının özgürce yaşadığı Osmanlı devletinin manevi kurucularındandır…
Bu gün, başta gençlerimiz olmak üzere insanımızı; iyi insan, vicdanlı birey, sorumluluk sahibi insanlar olarak yetiştirme zorunluluğumuz vardır.
Çocuklarımızı, sanal kumar, uyuşturucu bağımlılığı ve tüm kötü alışkanlıklardan korumamız ve ahlaki çöküntüye dur dememiz, bizim hem insani hem de vicdani görevlerimiz arasındadır..
Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturundan hareketle, bugün bize düşen görev de insanı merkeze alan bir anlayışı yeniden hâkim kılmaktır. Çünkü devletin gücü yalnızca ekonomisiyle, ordusuyla veya teknolojisiyle değil; yetiştirdiği nesillerin ahlakı, vicdanı ve sorumluluk bilinciyle ölçülür.
Unutmayalım ki insanı ihmal eden devlet, geleceğini de ihmal eder. Bugün çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak için atacağımız her adım, yarınlarımızı kurtarmak adına atılmış bir adımdır. Edebali’nin asırlar öncesinden yükselen çağrısı hâlâ yolumuzu aydınlatıyor: İnsanı yaşatacağız ki devletimiz yaşasın, toplumumuz huzur bulsun, geleceğimiz güvenle inşa edilsin.
İSLAMİ HABER “MİRAT”