
Büyük şirketlerin ve küresel sermayenin kadın istihdamını destekleyen projelerinin arkasında yatan temel motivasyon tartışmaya açıldı. Finansal analizleri ve çarpıcı yorumlarıyla tanınan Mert Başaran, küresel şirketlerin kadın istihdamı politikasının arkasında sanıldığı gibi sadece “sosyal sorumluluk” olmadığını, derin bir ekonomik strateji ve tüketim çarkı barındırdığını söyledi.

Büyük ölçekli firmaların kadın çalışma hayatını desteklemek adına sürekli vakıf ve dernekler kurduğunu hatırlatan Mert Başaran, bu durumun arka planındaki gizli ajandaya dikkat çekti.
Mert Başaran, sistemin yıllar önce keşfettiği ekonomik modeli şu sözlerle özetledi:
“Yıllar önce şunu keşfettiler: ‘Biz bir ailenin geçinmesi için erkeğe 100 lira vermek zorundayız.’ Ama kadını da sisteme sokarsak, erkeğe 100 lira vermemize gerek kalmaz; enflasyonla eritip erkeğe 50 veririz, kadına da 50 veririz. Yine toplamda 100 lira vermiş oluruz ama aynı paraya iki eleman birden çalıştırmış oluruz, maliyetimiz düşer.”
Eskiden tek bir maaşla bir evin rahatlıkla geçinebilmesinin temel sebebinin bu olduğunu belirten Başaran, günümüzde çalışanların “Bu parayla geçinilmiyor” sitemine karşılık işverenlerin “Eşin de çalışsın, karı koca geçinirsiniz” yanıtını verdiğini ifade etti.
Kadının iş hayatına katılımının sadece işgücü maliyetlerini düşürmekle kalmadığını, aynı zamanda devasa bir tüketim pazarı yarattığını vurgulayan Başaran, erkeğin ve kadının harcama alışkanlıkları arasındaki farka değindi:
“Kadının makyajı, kılık kıyafeti, ayakkabısı inanılmaz bir tüketim gamı demek. Erkeğin kalemi sınırlıdır; saat alır, ayakkabı alır biter. Kadındaki tüketim yarışı ise sınırsız. Kadını sisteme sokarak hem maaşları böldüler hem de tüketimi patlattılar.”
Mert Başaran’ın bu açıklamaları, küresel şirketlerin kadın odaklı sosyal sorumluluk projelerinin masumiyetini ve ekonomik sistemin çalışan aileler üzerindeki baskısını yeniden tartışmaya açtı.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube