
Gazeteci-yazar Muharrem Coşkun, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Azerbaycan ziyaretini ve Türkiye hava sahasının kullanıldığı iddiasını gündeme taşıdı. Coşkun, “Bir millet, iki devlet” söylemini, İslam kardeşliğini ve adalet ilkesini sorguladı.
Gazeteci-yazar Muharrem Coşkun, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Azerbaycan ziyaretini değerlendirerek Türkiye ve Azerbaycan açısından cevap bekleyen sorulara dikkat çekti.
Herzog’un Bakü’de düzenlenen uluslararası zirveye katılması, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve İsrail yönetimine yönelik uluslararası hukuki süreçler nedeniyle tartışma konusu oldu.
Coşkun’un gündeme getirdiği en önemli sorulardan biri, Herzog’un Azerbaycan Hava Yollarına ait tarifeli uçakla Bakü’ye yaptığı seyahat sırasında Türkiye hava sahasının kullanılmasıydı.
Türkiye’nin İsrail’e yönelik hava sahası kısıtlamaları dikkate alındığında, uçuşun hangi şartlarda gerçekleştirildiği ve Ankara’nın bu seyahatten haberdar olup olmadığı sorusu önem kazanıyor.
Türkiye’den konuya ilişkin açık bir açıklama yapılması gerektiğini savunan Coşkun, yaşananların kamuoyu tarafından aydınlatılmasını istiyor.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, ortak tarih ve kültürün yanı sıra Türkiye’nin Karabağ meselesinde Azerbaycan’a verdiği destekle de güçlendi. Ancak Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkileri ve Herzog’un zirvede ağırlanması, bu yakınlığın siyasi ve ahlaki boyutlarını yeniden tartışmaya açtı.
Uluslararası Ceza Mahkemesinin Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmış olması da İsrail yönetimine yönelik eleştirilerin önemli başlıklarından biri.
Coşkun’un sorguladığı mesele, diplomatik ilişkilerin ötesinde, Gazze’de yaşananlar karşısında adaletin ve mazlumların haklarının ne ölçüde gözetildiği.
Azerbaycan’da başörtüsü ve eğitim kurumlarındaki kıyafet kuralları üzerinden yürütülen tartışmalar da Coşkun’un değerlendirmelerinde yer buluyor.
Din ve vicdan özgürlüğü konusunda yaşanan sorunlar, Müslüman toplumların kendi içindeki uygulamalarını da sorgulamayı gerektiriyor. İsrail’in politikalarına karşı gösterilen diplomatik tutum ile Müslümanların hak ve özgürlükleri konusundaki yaklaşım arasındaki tutarlılık da bu çerçevede tartışılıyor.
Kur’an-ı Kerim’de Nisâ suresinin 135. ayeti, müminlere kendilerinin veya yakınlarının aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutmalarını emrediyor.
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkileri elbette önemlidir. Ancak kardeşlik söylemi, adalet ilkesinin önüne geçmemelidir. Devletler arasındaki ilişkiler de insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü ve mazlumların korunması ilkeleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Muharrem Coşkun’un gündeme taşıdığı soruların özü şu: Kardeşlik söylemi zor zamanlarda ne kadar karşılık buluyor? Adalet ile siyasi çıkarlar karşı karşıya geldiğinde hangi tarafta duruluyor?
İSLAMİ HABER “MİRAT”