islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,9976
EURO
55,9983
ALTIN
6.329,76
BIST
11.027,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
16°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
13°C
Cuma Az Bulutlu
12°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
12°C

CUMHURİYET’İN 103. YILI: İSTANBUL’DA HALİFE VARKEN “İSLÂM CUMHURİYETİ” OLUR MU?

CUMHURİYET’İN 103. YILI: İSTANBUL’DA HALİFE VARKEN “İSLÂM CUMHURİYETİ” OLUR MU?

CUMHURİYET’İN 103. YILI: İSTANBUL’DA HALİFE VARKEN “İSLÂM CUMHURİYETİ” OLUR MU?

Cumhuriyetin 103. kutlamaları çerçevesinde her zamanki gibi değişik kesimlerden yoğun tebrik mesajları basında ve sosyal medyada görüldü. Bazı mesajların içeriğinde ise tarihî tartışmalara yol açacak doğru-yanlış bazı bilgiler de vardı. Bu anlamda İlahiyatçı Hatip Şevki Yılmaz, Cumhuriyetin 103. yıldönümünde sosyal medya hesabından ezber bozan bir paylaşımda bulundu. 29 Ekim 1923’te kurulan yapının temellerinin “İslâm Cumhuriyeti” olduğunu ifade Yılmaz, tarihî sürece dair dikkat çeken tespitlerde bulundu. İşte mesajı:

“29 Ekim 1923’te kurulan Cumhuriyet, Anayasasında İslâm yazan ve İslâm Şeriatının Hukuku olan Mecelle’nin tatbik edildiği İslâm Cumhuriyetimizdir! İçimizde ki mutlu ve putlu ekalliyet, Cumhur’a rağmen; 1924 yılında Hilafet ve 1926 yılında İslâm Hukuku kaldırılarak, İslâmî Cumhuriyete son verildi. Fiilen “Laik” (İslâm Hukukunu reddeden) Cumhuriyete geçildi! Cumhur’u (çokluğu) temsil eden Müslüman halkımıza rağmen baskı, işkence, sürgün ve idamlarla İslam Nizamının adalet, kardeşlik, eşitlik, huzur ve barış gibi insanlığı dirilten ilkeleri; hayatımızda, ailemizde ve devletimizde yasaklandı! 1937’de devletin dini, resmen Laikliğe dönüştürüldü! Bu gerçekleri bu Milletten saklayan kezzaplara (yalancılara) yazıklar olsun!! Allah’ımız en kısa zamanda Milletimizi ve Devletimizi yeniden 29 Ekim 1923’teki İslâm’ın insanlığa hayat veren ilkelerine bağlı Cumhuriyete ve İstanbul Merkezli Hilafet ile kardeşlik ve birliğe kavuştursun. Amin.”[1]

Şevki Yılmaz’ın Mesajının Tahlili: Tarihî Çelişkiler Nelerdir?

Şevki Yılmaz’ın paylaşımındaki “1923’te kurulan yapının temellerinin İslâm Cumhuriyeti olduğu” ve “Mecelle’nin tatbik edildiği” iddiaları, hukukî ve fiilî tarihî gerçekler açısından izaha muhtaçtır. Bu iddiaların açmazları şunlardır:

  • Anayasa ve Mecelle Çelişkisi: 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildiğinde yürürlükte olan anayasa, 1921 Anayasası’dır (Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu). Bu anayasada “Devletin dini İslâm’dır” ibaresi yer alıyordu; ancak bu, devleti mutlak anlamda bir “İslâm Cumhuriyeti” yapmaz; aksine Osmanlı’nın son döneminden devralınan hukukî düalitenin (ikiliğin) bir devamıydı. Üstelik medenî hukuk alanında Mecelle tatbik ediliyordu doğru, ancak ceza hukuku, idare hukuku ve yargı sisteminde Batı’dan alınan kanunlar (örneğin Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu vb.) parçalı bir şekilde uygulanmaya başlanmıştı bile. Yani sistem, hukukî olarak ne saf bir İslâm devletiydi ne de tam anlamıyla teokratik bir cumhuriyetti; bir geçiş dönemi rejimiydi.
  • İstanbul’da Halife Varken Cumhuriyet Olur mu? Yılmaz’ın iddiasındaki tarihî çelişki buradadır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildiğinde ve Mustafa Kemal Paşa, ilk Cumhurbaşkanı seçildiğinde, İstanbul’da Osmanlı Hanedanı’na mensup Halife II. Abdülmecid Efendi makamında oturuyordu. Siyaset teorisinde ve İslâm kamu hukukunda hem ulus-devlet/cumhuriyet modeli hem de makamında oturan bir Halife aynı anda olamazdı. Zaten bu ikilik (Ankara’da TBMM/Cumhurbaşkanlığı ile İstanbul’daki Hilafet makamı), rejim açısından sürdürülemez bir yetki çatışması oluşturmuş; bu yüzden Cumhuriyetin ilanından sadece 4 ay sonra, gücü elinde bulunduran meclis/cumhurbaşkanı tarafından 3 Mart 1924’te Hilafet ilga edilmiş ve Osmanlı hanedanı yurt dışına sürgün edilmiştir. İstanbul’da (saltanatsız/siyasî gücü bulunmayan) Halife varken oraya “İslâm Cumhuriyeti” demek, siyaset bilimi açısından hem anakronizm (tarih yanılgısı) hem de hukukî bir yanılsamadır.
  • 1926 Yılında İslâm Hukukunun Kaldırılması Vurgusu: Şevki Yılmaz’ın “1926’da İslâm hukuku kaldırıldı” tespiti doğrudur; çünkü 1926 yılında İsviçre Medeni Kanun’u iktibas edilmiş (alınmıştır) ve Mecelle, yürürlükten resmen kaldırılmıştır. Ancak bu dönüşüm, 1923’teki rejimin “İslâm Cumhuriyeti” olduğunu değil, kurucu kadronun baştan beri hedeflediği seküler-Batılılaşma çizgisinin aşamalı olarak hayata geçirildiğini gösterir.

Analiz: “Bu Cumhuriyete Ne İsim Vermeli?”

Şevki Yılmaz’ın iyi niyetli ama tarihin akışını ve hukukî zeminini farklı okuyan bir romantik tasvir ve aslında eleştirel bir bakıştır. 29 Ekim 1923’te kurulan yapıya “İslâm Cumhuriyeti” adını vermek tarihe haksızlık olduğu gibi, gerçeği de perdelemektir. Zaten Mustafa Kemal Paşa, İslâm adına bir Cumhuriyet kurma gibi bir niyeti yoktu. Tam aksine onun zihninde kendi şahsiyeti üzerinde tek adam rejimi oluşturmaktı. İşte bunun için bazıları, ona “dâhi” sıfatını da ekleyerek, diktatör deme cesareti bile gösterebilmektedir. O gün kurulan rejim, fiilen “Laik / Seküler Türk Cumhuriyeti“ idi. Kurucuların zihninde İslâmî bir devlet kurma niyeti hiçbir zaman olmamıştır; aksine gaye, teokratik kalıntıları hızlıca tasfiye ederek, Batı tarzı ulus-devlet modelini ikame etmekti.

Eğer İstanbul’da hâlâ bir Halife varken, Ankara’da cumhuriyet ilan edildiyse, bu bir “İslâm Cumhuriyeti” uyumu değil; iki başlılığın, iktidar gaspının ve kaçınılmaz bir hesaplaşmanın başlangıç evresiydi. Yani, saltanatın kaldırıldığı gibi aynı hanedana mensup hilafeti de kaldırmaya yönelik sinsî bir siyasî girişimdi. Nitekim 4 ay içinde hilafetin kaldırılması, bu yeni rejimin İslâmî bir karakter taşımadığının en net delili oldu.

Tarihî gerçekleri bükerek, “Aslında 1923’te İslâm Cumhuriyetiydik, sonradan bozdular” demek, halkı maalesef avutmaktan başka bir şey değildir. Hakikat odur ki; 1923 Cumhuriyeti, Osmanlı’nın (Saltanat ve Hilafet sisteminin) yıkılışı, daha doğrusu Kemalist elit tarafından yıkılması üzerine kurulan, egemenliği kayıtsız şartsız sözde millete (veya o gücü elinde tutan seçkin seküler/Kemalist kadroya) veren, fıkhî ve şer’i referansları sistem dışına iten jakoben bir ulus-devlettir.

Netice-i Kelâm; Bugün bizlere düşen, 1923’ü “İslâm Cumhuriyetiydi” diye makyajlayıp sevimli göstermeye çalışmak değil; o gün kurulan seküler ve tepeden inmeci yapının Müslüman Anadolu halkına yaşattığı trajedileri ve ruhî kopuşları açıkça eleştirmektir. Çözüm; hayalî bir “1923 İslâm Cumhuriyeti” miti oluşturmak değil, gücü ve devleti ilâhî adaletle (El-Devletü’l-Müteâliye) yeniden inşa edecek kurucu bir fıkhî şuur üretmek ve donanımlı ilmî/siyasî kadro oluşturmaktır.

Dipnotlar

[1] Yılmaz, Ş. (2026, 29 Ekim). Şevki Yılmaz Cumhuriyet’in 103. yılını böyle tebrik etti: 1923 ruhu ve İslam Cumhuriyeti vurgusu. Habervakti. https://www.habervakti.com/sevki-yilmaz-cumhuriyetin-103-yilini-boyle-tebrik-etti-1923-ruhu-vurgusu.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.