islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
50,1572
EURO
56,1178
ALTIN
6.522,87
BIST
11.333,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
12°C
İstanbul
12°C
Az Bulutlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
11°C
Pazar Az Bulutlu
11°C
Pazartesi Az Bulutlu
13°C
Salı Parçalı Bulutlu
13°C

MODERN DEVLETİN ONTOLOJİK ZORUNLULUĞU: İCAT EDİLMİŞ ÖTEKİ

MODERN DEVLETİN ONTOLOJİK ZORUNLULUĞU: İCAT EDİLMİŞ ÖTEKİ

MODERN DEVLETİN ONTOLOJİK ZORUNLULUĞU: İCAT EDİLMİŞ ÖTEKİ

Modern devletin varoluşsal meşruiyeti ve bekası, kendi sınırlarının ötesinde veya içinde kurguladığı bir “Öteki” figürünün varlığına sıkı sıkıya bağlıdır. Siyaset felsefesi ve sosyoloji literatüründe sıkça işlenen bu dinamik, devletin homojen bir toplumsal kimlik yaratmak, kitleleri mobilize etmek ve kendi tekelindeki şiddet kullanımını meşrulaştırmak için bilinçli olarak düşman ürettiğini gösterir. Bu durum, rasyonel bir yönetim aygıtı olarak sunulan modern devletin, aslında irrasyonel korkular ve kurgusal tehditler üzerinden yükselen bir inşa olduğunu kanıtlar.

Siyasal Alanın Özü: Dost-Düşman Karşıtlığı

Siyaset teorisyeni Carl Schmitt, siyasal olanın özünü “dost-düşman” ayrımında bulur. Schmitt’e göre bir topluluğun siyasi bir birlik olarak var olabilmesi, kimin dost kimin varoluşsal bir düşman (Öteki) olduğunu tanımlayabilme yeteneğine bağlıdır. Modern devlet, bu ayrımı sadece dışsal bir savaş tehdidi üzerinden yapmaz; aynı zamanda içerideki düzeni korumak adına sürekli yeni “ötekiler” imal eder. Düşman, devlet aygıtının toplumu kendi arkasında hizalamasını sağlayan en güçlü yapıştırıcıdır. Ortak bir korku etrafında birleşen kitleler, devletin otoritesine daha kolay boyun eğer ve bireysel özgürlüklerinin kısıtlanmasını rıza ile karşılar.

Düzen Tutkusu ve Yabancının Patolojisi

Sosyolojik açıdan “Öteki” üretimi, toplumsal dayanışmayı içeriden sağlamlaştırmanın patolojik bir yoludur. Zygmunt Bauman, modernitenin en büyük tutkusunun “düzen ve temizlik” olduğunu belirtir. Bu düzene uymayan, sınırları muğlaklaştıran ve devletin kategorizasyonuna direnen her grup (göçmenler, azınlıklar, marjinalize edilmiş topluluklar veya ideolojik muhalifler) birer “yabancı” ve potansiyel düşman olarak kodlanır. Modern devlet, iktidarını pekiştirmek için bu grupları suçun, ekonomik krizlerin veya ahlaki çöküşün kaynağı olarak gösterir. Böylece yapısal ve sistemsel sorunların üzeri örtülerek, öfke devletin işaret ettiği yapay düşmanlara yönlendirilir.

Güvenlik Kıskacı ve Kalıcı İstisna Hali

Bu düşman üretme mekanizmasının en çarpıcı sonucu, siyaset felsefesinde kavramsallaştırılan “istisna hali”nin süreklilik kazanmasıdır. Modern devlet, ürettiği barbarlık veya terör tehdidini öne sürerek hukuku askıya alma ve olağanüstü hali kalıcı bir yönetim biçimi haline getirme eğilimindedir. “Güvenlik” söylemi, devletin sivil hayatı militarize etmesinin, gözetim toplumunu derinleştirmesinin ve insan haklarını ihlal etmesinin meşru kalkanı olur. Devlet kendi yarattığı “öteki” ile toplumu felç ederken, asıl şiddet ve barbarlık bizzat devletin bürokratik ve askerî çarkları tarafından üretilir.

Yanılsama Perdesi ve Sistemin Bekası

Sonuç olarak modern devlet, toplumsal rızayı rasyonel politikalardan veya refah vaatlerinden ziyade, planlı bir korku ve “Öteki” inşası üzerinden devşirmektedir. Düşman üretimi, devletin kendi yapısal kusurlarını, sınıfsal adaletsizliklerini, ekonomik başarısızlıklarını ve derinleşen meşruiyet krizlerini gizlediği devasa bir yanılsama perdesidir. Kitleler hayali bir dış tehditle ya da içerideki “hainlerle” meşgul edilirken, kaynakların adaletsiz dağıtımı ve iktidarın baskı mekanizmaları sorgulanamaz hale gelir. Sosyolojik ve siyasi bir gerçeklik olarak, modern devletin varlığı düşmanın varlığına göbekten bağlıdır. Bu durum iktidara konforlu bir zırh sağlar: Gerçek bir düşmanın yokluğu devlet için bir rahatlama değil, yapısal bir krizdir; çünkü sistemin kendi meşruiyetini üretebilmesi için o düşmanın icat edilmesi, her gün yeniden üretilmesi ve toplumsal hafızada taze tutulması kaçınılmazdır.

Yakup Döğer

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.