SİYASİ İRADENİN İLAHLAŞMA ANATOMİSİ VE TOPLUMSAL TEHLİKELERİ Siyasi İradenin Mutlaklaşması ve Güç Yozlaşması İnsanlık tarihi boyunca hem sosyolojik yapıları sarsan hem de inanç sistemlerinde derin yaralar açan en büyük krizlerden biri olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, felsefeciler ve ilahiyatçılar, dünyevi imkânları eline geçiren figürlerin nasıl birer seküler ilaha dönüştüğünü ve...
İKTİDARIN MEŞRUİYET ARAYIŞI VE BİLGİNİN SİYASALLAŞMASI: ULEMADAN MODERN AKADEMİSYENE BİLGİ-İKTİDAR SAVAŞI Egemen güçlerin varlıklarını sürdürme ve toplumsal rıza üretme arayışı, tarih boyunca bilginin ve bilgiyi üreten sınıfın siyasallaştırılmasıyla seyretti. Erken dönem İslam toplumlarında devlet otoritesine karşı mesafe koyan, adalet ilkesini siyasi ikbalin üstünde tutan bağımsız “ulema” modelinden; modern dönemde ulus-devletlerin...
İKTİDARI ELE GEÇİRMEK Mİ, İNSANI İNŞA ETMEK Mİ? İslam’ın hayata geçirilmesinin yöntemi üzerinde yaklaşık 150 yıldır yazılıp çiziliyor. Belki de söylenmedik bir şey kalmamıştır. Ama hayat tecrübelerden ibaret. Her dem ve her daim yeniden yazmak, hatırlatmak gerekir. Evet, İslam’ın hayata geçirilmesi meselesi… Yaşanan tecrübeler bir kez daha gösterdi ki, uzun...
Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Dış Politika Vurgusu: “İktidar-Muhalefet Olmaz” Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu Değerlendirme Toplantısı’nda dış politikaya ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, dış politikanın günlük siyasi çekişmelerin ve parti çıkarlarının ötesinde tutulması gereken, tamamen “partiler üstü” bir alan olduğunu vurguladı. Öne Çıkan Başlıklar •...
FURKAN SURESİ 43. AYET BAĞLAMINDA HEVA VE SİYASAL MEŞRUİYET Kur’an-ı Kerim’in evrensel hitabı, yalnızca ilahi bir siyasal ve sosyal nizam kurmakla kalmaz, aynı zamanda iktidar itaat ilişkilerini, otorite kaynaklarını ve toplumsal meşruiyet krizlerini köklü bir eleştiriye tabi tutar. Furkan Suresi’nin 43. ayetinde yer alan, “Kendi hevâsını ilah edineni gördün mü?...
Yeniden İslâmî Medeniyet Mümkün mü? – 1 MODERN MEDENİYETİN BÜYÜK ÇELİŞKİSİ: İNSAN DÜNYAYA HÜKMETTİ, KENDİNE HÜKMEDEMEDİ Medeniyet tartışmasına doğru yerden başlayabilmek için önce medeniyetin ne olduğunu açıklamak gerekir. Çünkü bugün medeniyet çoğu zaman gelişmiş ekonomi, ileri teknoloji, güçlü devlet, düzenli şehirler, yüksek eğitim seviyesi ve maddî refahla özdeşleştirilmektedir. Oysa bunların...
İKTİDARIN ÖTESİNDE: ADALET, EMANET VE İSLÂMÎ YÖNETİM Yıllardır savaşlar, darbeler, dış müdahaleler, yoksulluk, ayrışmalar ve bitmeyen krizlerle boğuşup duruyoruz. Bir taraftan emperyalist akbabalar dışarıdan tepemize binerken, diğer taraftan kendi içimizde birbirimizi tüketiyoruz. Sınırlar çizilmiş, ülkeler birbirinden koparılmış, insanlar birbirine yabancılaştırılmış… Fakat artık bir şeyler değişiyor. Daha doğrusu, değişmek zorunda! Bugün...
LAİKLEŞEN DİN, İLAHLAŞAN İNSAN İslâm düşüncesinin en temel meselesi, yalnızca Allah’ın varlığına inanmak değil, Allah’ın insan ve hayat üzerindeki hüküm ve belirleme hakkını kabul etmektir. Tevhid, Allah’ı gökyüzünde kabul edip yeryüzünü insan iradesine terk eden parçalanmış bir inanç değildir. Allah’ın yaratıcı olduğunu kabul etmek ile O’nun hüküm sahibi olduğunu kabul...
ÇOCUKSUZ EVLERDEN KADIN İSTİHDAMINA İKTİDARIN TRAJİK PARADOKSU Muhafazakâr iktidarın çeyrek asırlık kesintisiz iktidar serüveni, siyasi tarih boyunca söylem ile eylem arasında yaşanan en derin ve en keskin çelişkilerin açık bir tablosunu gözler önüne sermektedir. Bir taraftan meydanlarda, kürsülerde ve toplumsal platformlarda kadim aile yapısının korunması gerektiği en üst düzeyde hamasetle...
TÜRKİYE’DE POPÜLİST İKTİDAR VE MUHALEFET Mudde, popülizmi “toplumun nihai kertede iki homojen ve antagonist gruba bölündüğünü varsayan ‘ince’ (thin-centered) bir ideoloji” olarak tanımlar: “saf halk” (pure people) karşısında “yozlaşmış elit” (corrupt elite) (Mudde, 2004, s. 543). Popülizmin “ince” bir ideoloji olması, faşizm, sosyalizm veya liberalizm gibi kapsamlı bir sosyo-politik program...
ÇEYREK ASIR AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü bugün kutlanıyor. Parti, 14 Ağustos 2001’de “Aydınlığa Açık, Karanlığa Kapalı” sloganıyla kurulmuştu. Bugün için sloganları “Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır”. 25. yıl özel logosu ise 25 rakamının içine Türk bayrağı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi (Beştepe), Ayasofya, köprüler, yerli yüksek hızlı tren, TOGG, yerli...
YAZILAN VE YAŞANAN TARİH 70’lerin en popüler kitaplarından biri Mustafa Müftüoğlu’nun “Yalan Söyleyen Tarih Utansın” kitabıydı. Zaman içinde Müftüoğlu yazmaya devam etti, şimdi 12 cilde baliğ olan kitap hala piyasada bulunmaktadır. Düzenli olarak kitabı okumuş değilim ama piyasaya çıktığı günden beri ismi hep hoşuma gitmiştir. Müftüoğlu şiirsel bir ifade kullanarak...
İSLAMCILIK ÖLDÜ, YAŞASIN MÜSLÜMANLIK! İnsanlık tarihinin büyük kırılma ve buhran dönemleri, entelektüel zihnin en hararetli çalıştığı, kurulu düzenlerin sorgulandığı ve kaçınılmaz olarak “kurtuluş nazariyelerinin” ortaya çıkmaya başladığı dönemlerdir. Ancak bu nazariyelerin trajik bir ortak yazgısı vardır: Doğdukları iklimin panik havası, aceleciliği ve psikolojik baskısı dolayısıyla bir tarafları sakat doğar. Kriz...
KENDİLERİNİ YÖNETEMEYENLERİN İKTİDAR İDDİASI VE GERÇEKLER Siyasette iddia sahibi olmak elbette meşrudur; ancak bu iddianın içinin ne kadar dolu olduğu, milletin terazisine çıktığında hemen anlaşılır. Bugün ana muhalefet koltuğunda oturanların içine düştüğü en büyük tezat, tam olarak bu terazi noktasında kendisini gösteriyor. Dönüp bir bakın; henüz kendi iç dengelerini kuramamış,...
AMİR’LER İLAH, MEVZUAT ŞERİAT MI? Tartışıp durduğumuz birçok kavramın gerçek anlamını ya da o şeyin hayattaki karşılığını ne yazık ki bilmiyoruz. Bu gibi kavramları, birçok kişi kendine göre anlıyor ve anlatıyor. Aynı şeylere inandıklarını söyleseler bile, aslında farklı dünyalarda yaşıyorlar. Biz aslında dilimizi kaybettik. Onu kaybedince din de kayboluyor. Geçen...
CHP! Faize Karşı Çıkın MİLLETLE ARANIZDAKİ BARİYERLERDEN BİRİNİ KALDIRIN Yazarımız Erol Kavuncu beyefendi MİLLETE RAĞMEN SİYASETİN TARİHSEL ÇÖKÜŞÜ başlıklı nefis bir yazı kaleme aldı. Aşağıda satırlar bu makaleden: “Tepeden inmeci ve halktan kopuk zihniyetin yüz yıllık serüveni, bugün parti içi çözülme, yolsuzluk tartışmaları ve iç çatışmalarla kendi tarihsel karşılığını üretmektedir…...
ECEVİT, ERBAKAN VE ERDOĞAN’IN DURUŞUNDAN ÖZGÜR ÖZEL’İN ÇIKMAZINA Demokrasinin özü sandıktır, eyvallah. Ancak sandıktan çıkan irade, gayriahlaki yöntemlerle, parti içindeki ya da dışındaki birtakım güç odakları eliyle manipüle edilmeye kalkışılırsa ne olacak? Milletin verdiği desteğin çiğnenmesine, iradenin gasp edilmesine hangi makam “dur” diyecek? İşte siyasetin tıkandığı yerde, hukukun hakemliği kaçınılmaz...