Müslüman toplumun “kalbi” mesabesinde olan camilerimizin yeniden “hayatın merkezi” haline gelmeleri gerektiğini, Peygamber Efendimizin (s.a) Mekke’den Yesrib’e hicret buyurduktan sonra “Medine” ismi verilen bu ilk İslâm şehrinde ilk inşa edilen kurumun da “Mescid/Cami” (Mescid-i Nebevî) olduğunu ve o günden itibaren Mescid’in sadece namaz kılınan mekân değil aynı zamanda eğitim, istişare...
Çarşambayı Perşembeye bağlayan bu gece, Efendimizin dünyayı şereflendirdiği Rabiu’l Evvel ayının 12’inci gecesidir. Yani Rasûlullah’ın (sav) doğumunun sene-i devriyesidir. Bu geceyi vesile edinerek, toplumumuzun Peygamberimizi ne kadar ve nasıl tanıdığını öğrenmek için Çarşamba gününün gündüzünde elimize bir mikrofon, yanımıza da bir kameraman alarak farklı İslamî gurupların yoğunlukta olduğu yerlere gidelim....
Bizler, Fransa’daki karikatürlere, Kur’an’ı yırtıp yakanlara haklı olarak verilmesi gereken tepkiyi veriyoruz. Fakat ocağımıza yerleşmiş, bizim vergilerimizden maaş alan, Marmara İlahiyat gibi saygın bir Fakültede Tefsir Profesörlüğü yapan ve Kur’an ayetleriyle ilgili olarak “Bunlar Allah’ın sözü olamaz” diyen ve Kur’an’ı arkadan dolanarak kalleşçe inkâr eden tarihselci Mustafa Öztürk’e diyecek sözümüz...