
ABD IRAK’TAN ÇEKİLDİ Mİ, YOKSA SADECE ÜNİFORMASINI MI ÇIKARDI?
“BAYRAK İNDİ!, ASKER ÇEKİLDİ! PEKİ İŞGAL BİTTİ Mİ?”
MAKALENİN SESLİ ANLATIMI
23 yıl sonra ABD Irak’tan çekildi. Fakat geride yalnızca askerlerini değil; milyonlarca insanın hayatını karartan bir yıkım, kan, gözyaşı, parçalanmış bir devlet düzeni ve bölgeye yayılan derin bir kaos istikrarsızlık bıraktı.
2003’te Irak, “nükleer silah” gerekçesiyle ABD ve batlı müttefikleri tarafından işgal edildi.
Oysa savaş sonrasında yapılan BM soruşturmalarında, Irak’ın 1991’de kimyasal silah stokunu imha ettiği ve Irak’ın nükleer silah ürettiğine ya da elinde nükleer silah bulunduğuna dair hiç bir kanıt bulunmadığı sonucuna varıldı.
Sonrası malum: Bombalar yağdı, kan, göz yaşı, şehirler yıkıldı, devlet düzeni çöktü, mezhep çatışmaları büyüdü, terör örgütleri güç kazandı.
Bu gün rakamlar ise yaşananların sessiz tanıklarıdır.
Bağımsız kaynaklar 2003 sonrası 300 binden fazla sivil ölümünü belgeledi; muharipler de eklendiğinde toplam doğrudan ölüm sayısının yaklaşık 600 bine ulaşabileceğini hesapladı.
ABD Brown Üniversitesi’nin araştırmaları ise doğrudan savaş ölümlerinin yanında, sağlık sistemi, altyapı ve yaşam şartlarının çöküşünden kaynaklanan sebeplerle birlikte bölgede ABD işgali sonrası ölümlerin neredeyse bir milyonu bulduğunu belgeledi.
Yaklaşık 6 milyon Iraklı yerinden yurdundan edildi. Milyonlarca insan ülke içinde veya dışında mülteci hâline geldi.
Ve bunun faturası yalnızca Irak’a kesilmedi.
Terör, mezhep çatışması, PKK’nın Irak’ın kuzeyinde ve Suriye’deki varlığı, Terörist yuvası Kandil, sınır güvenliği, göç ve bölgesel istikrarsızlık Türkiye’nin de yıllarca taşıdığı ağır bedellere dönüştü.
Çünkü işgal yalnızca bir ülkenin sınırlarını aşmadı; bir bölgenin dengelerini bozdu.
Birileri savaş uçaklarını gönderdi; bedelini Iraklı anneler çocuklarını toprağa vererek ödedi.
Birileri bombaları attı; enkazın altında kalanlar Iraklı masum siviller oldu.
Birileri savaşı başlattı; faturası mazlumların sofrasından, evinden, geleceğinden kesildi.
ABD ve müttefikleri attığı patlayan, patlamayan her bombanın, her kurşunun faturasını mazlum, madur Irak halkına kesti, petrollerine çöktü.
İŞGAL BİTER Mİ, YOKSA SADECE YÖNTEM Mİ DEĞİŞİR?
Peki şimdi?
ABD çekildi diye hikâyenin bittiğini mi sanıyoruz?
Tarih bize bunun o kadar basit olmadığını hep gösterdi.
Dün Irak’ta güya! “kitle imha silahları” vardı, terör vardı, terörist vardı, güvenlik yoktu, demokrasi yoktu! Gerekçeler bunlardı.
Bugün aynı gerekçelerle başka bir ülkede başka bir tehdit, başka bir “acil durum” ortaya çıkarabilir!
Dün Bağdat’tı… Bugün başka bir başkent olabilir.
Bir ülkeye önce yaptırım uygulanır, sonra yalnızlaştırılır, sonra ekonomik ve siyasi baskı artırılır; ardından “insan hakları”, “demokrasi”, “güvenlik” veya “terörle mücadele” başlıklarından biri öne çıkarılır.
Ve dünya, olup biteni filim izler gibi izler, ABD’den hep aynı bahaneleri dinler:
“Müdahale etmek zorundayız…”
Venezuela örneğinde de ABD yıllarca Maduro yönetimine karşı ağır yaptırımlar ve siyasi baskı uyguladı.
2026’da ise tablo çok daha ileri bir noktaya taşındı: ABD operasyonu sonucunda Nicolás Maduro bir korsan devlet takdiğiyle yatağından! alınarak, kaçırılarak iktidardan uzaklaştırıldı; ülkenin başına bir kukla yönetim getirildi.
Ve Irak’ta oduğu gibi ABD, Venezuella petrollerine çöktü.
DÜN IRAK, BUGÜN VENEZUELA… YARIN NERESİ?
Bu gün temel soru şudur:
ABD bir ülkeyi işgal ederken temel gerekçesi nedir, varmıdır?
Bugün “demokrasi” denilen şeyin yarın “güvenlik”, ertesi gün “terör”, daha sonra “uyuşturucu” veya başka bir gerekçeyle yeniden paketlenip önümüze konulmayacağının garantisi varmıdır?
Dün Irak’tı…
Bugün Venezuela…
Yarın neresi?
Dünya bu gün “ABD Irak’tan çekildi” diye fazla sevinmesin!
Çünkü tarih; emperyaist güçlerin bir coğrafyadan çekilirken, o coğrafyayadaki emperyalist emellerinin bitmediği ile ilgili acı gerçeklerle doludur.
Bazen asker çekilir, fakat hesaplar masada kalır. Bazen bayrak indirilir, fakat çıkarlar gönder de kalır. Bazen savaş biter, fakat savaşın gerekçeleri yeni isimlerle, yeni bahanelerle yeniden üretilir.
Sahi…
Venezuela’da ne olmuştu? Maduro diye biri vardı…
Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum?!
Şimdi nerede?
Hatırlayan var mı?!
Unutma! Unutturma!
Zira unutulan zulüm tekrarlanır! Vesselam.
Erol KAVUNCU
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Doğu Türkistan: Dünyanın Sessizliğe Mahkûm Ettiği Çığlık Dünyanın en fazla zulüm gören insanları kimler? Bu…
Irak'ta Tarihi Adım: Mukteda es-Sadr Mehdi Ordusu'nu Lağvetti Mukteda es-Sadr, ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesinin ardından…
Motosiklet Taşıt mı, Yaya mı? Şehirlerde İki Tekerlekli Karmaşa Türkiye’de motosiklet sayısı her geçen gün…
PENTAGON’DA DİN İŞLERİ OFİSİ: ABD ORDUSU NEDEN İHTİYAÇ DUYDU? ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pentagon…
Eski CIA Analisti Larry Johnson’dan İngiliz İstihbaratına Ağır Suçlama Eski CIA analisti Larry Johnson, Zelenski’nin…
Epstein Aynasında Batı ve Dünyanın Unutma Hızı Epstein Aynasında Batı ve Bizim Sessizliğimiz Bir zamanlar…