
ABD’de 3 Kasım 2026’da gerçekleştirilen ara seçimlerde Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu kazandı. Böylece Başkan Donald Trump, görev süresinin kalan bölümünde Kongre’de daha güçlü bir muhalefetle karşı karşıya kalacak.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Amerika’da başkan değişmedi, yürütme iktidarı el değiştirmedi. Değişen, yasama organındaki siyasi çoğunluk oldu. Demokratların kazandığı yeni çoğunluk ise 3 Ocak 2027’de göreve başlayacak.
ABD sisteminde başkan önemli yetkilere sahip. Dış politikayı yürütüyor, silahlı kuvvetlerin başkomutanlığını yapıyor ve kanunları veto edebiliyor. Ancak Kongre de bütçe, yasama, denetim ve bazı askerî kararlar üzerinde önemli yetkilere sahip.
Demokratlar Trump yönetiminin bütçe taleplerini zorlaştırabilir, silah satışlarını sorgulayabilir, İran politikası hakkında soruşturmalar yürütebilir ve yönetimin bazı kararlarını engellemeye çalışabilir.
Fakat Kongre’deki çoğunluk, başkanın bütün yetkilerini ortadan kaldırmıyor. Trump’ın veto yetkisi ve yürütme gücü devam ediyor.
Asıl mesele burada başlıyor.
Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında yöntem ve söylem farklılıkları bulunuyor. Ancak ABD‘nin küresel liderliğini koruma, askerî üstünlüğünü sürdürme, enerji yollarını kontrol etme ve stratejik müttefiklerini destekleme hedefleri Amerikan siyasetinde uzun yıllardır varlığını koruyor.
İsrail’e verilen destek de bu sürekliliğin önemli örneklerinden biri. Demokratlar Gazze politikası üzerinden Trump yönetimini eleştirebilir. Ancak Amerikan-İsrail stratejik ilişkisinin yalnızca başkan değişikliğiyle sona ermesi beklenemez.
Demokratların Kongre’deki zaferi Trump‘ın hareket alanını daraltabilir. Ancak bunu Amerikan emperyal politikalarının sona ermesi olarak yorumlamak doğru olmaz.
Bir yönetim askerî güçle, diğeri diplomasiyle baskı kurabilir. Bir başkan tehdit eder, diğeri müzakere masasına oturabilir. Fakat amaç Amerikan küresel hâkimiyetini korumaksa yöntemlerin değişmesi, politikanın özünün değiştiği anlamına gelmez.
Amerika’da Kongre el değiştirdi. Ancak Washington’un dünyaya bakışının değiştiğini söylemek için henüz hiçbir neden yok.
Demokratların Kongre’deki zaferi Trump‘ın hareket alanını daraltabilir. Ancak bunu Amerikan emperyal politikalarının sona ermesi olarak yorumlamak büyük bir yanılgı olur.
Çünkü mesele yalnızca direksiyonda kimin oturduğu değil, aracın hangi istikamete doğru ilerlediğidir.
Amerika’nın dış politikasında şoför değişebilir. Cumhuriyetçiler gider, Demokratlar gelir. Trump‘ın yerine başka bir başkan oturur. Birisi dünyaya parmak sallayarak konuşur, diğeri diplomatik nezaketle mesaj verir. Ancak hedef aynı kaldığı sürece değişen yalnızca üsluptur.
Şoförün değişmesi, otobüsün güzergâhını değiştirmez!
Amerika’nın emperyal politikalarının değişmesi için yalnızca Beyaz Saray’daki ismin veya Kongre’deki çoğunluğun değişmesi yetmez. Asıl değişmesi gereken, dünyanın geri kalanını kendi çıkarlarının arka bahçesi olarak gören anlayıştır.
Aksi takdirde yolcular değişir, şoför değişir, hatta otobüsün rengi bile değişir; fakat otobüs yine aynı istikamete gider.
Dünya halklarının ihtiyacı yeni bir Amerikan şoförü değil, emperyalizmin dayattığı bu güzergâhın değişmesidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Yunanistan ve Hindistan’dan Girit Açıklarında Ortak Deniz Tatbikatı Yunanistan ve Hindistan deniz kuvvetleri, stratejik iş…
MODERN DEVLETİN ONTOLOJİK ZORUNLULUĞU: İCAT EDİLMİŞ ÖTEKİ Modern devletin varoluşsal meşruiyeti ve bekası, kendi sınırlarının…
İMAM GAZALİ’NİN İKTİDARLARA VE ALİMLERE SINIR ÇİZEN UYARILARI İslam düşünce tarihinin en parlak zekalarından biri…
İNGİLTERE'DE KAMUOYUNUN TEHDİT ALGISI DEĞİŞİYOR: HALK İSRAİL VE ABD'YE MESAFELİ İngiltere’de yürütülen geniş kapsamlı araştırmaya…
SAVCI SAYAN’DAN FON VURGUNCULARINA: MİLLETİN PARASI KİMİN CEBİNDE? Fon vurgunu kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Basında…
CHP, Rezalet Bir Durum, Dokunulmazlığı kaldırılmalıdır Milletvekilliği Suç İşleme Özgürlüğü Sağlamaz Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)…