
İslam düşünce tarihinin en parlak zekalarından biri olan İmam Gazali, sadece teorik bir kelamcı ya da fıkıh alimi değil, aynı zamanda bizzat sarayın merkezinde bulunmuş, siyasi gücün doğasını yakından gözlemlemiş bir alimdir. Selçuklu Devleti’nin en parlak döneminde, Vezir Nizamülmülk’ün himayesinde Bağdat Nizamiye Medresesi’nin başmüderrisliğini yaparken, ulaştığı zirve noktasında radikal bir karar almıştır. Yaşadığı manevi krizin ardından şan, şöhret ve saray yakınlığını terk eden Gazali, devlet-alim ilişkisini sarsıcı bir ahlaki süzgeçten geçirmiştir. Onun devlet yöneticilerine yönelik sert ikazları ve alimlerin iktidarla kurduğu ilişkilere dair tespitleri, yüzyılları aşan evrensel birer manifesto niteliğindedir.
İmam Gazali’nin devlet başkanlarıyla kurulacak mesafeye dair en meşhur uyarısı, siyasetin kaygan zeminini özetler niteliktedir: “Devrin hükümdarı sana yakınlık gösterirse, onunla mızrak ucunda bulunduğunu hesapla.” Bu çarpıcı benzetme, gücün tabiatındaki istikrarsızlığı ve tehlikeyi gözler önüne serer. Gazali’ye göre, hükümdarların sevgisi de öfkesi de rüzgâr gibidir; çok çabuk yön değiştirir. Siyasi otoriteye kontrolsüzce yaklaşan bir insan, sadece dünyevi olarak her an bir saray entrikasına kurban gidip canından olmakla kalmaz; asıl büyük tehlike olarak maneviyatını, yani dinini de kaybedebilir.
Gazali, adil olmayan bir yönetimin kalıcı olamayacağını savunurken, İslam siyaset düşüncesine yerleşen şu temel düsturu hatırlatır: “Devlet küfür ile yaşayabilir ama zulüm ile yaşayamaz.” Ona göre, bir yöneticinin en büyük imtihanı adaletle hükmetmektir. Gerçek adalet ise yöneticinin kendisini tebaasının, yani halkın yerine koyabilmesiyle başlar. Kendisi için neyi hak ve doğru görüyorsa, sıradan bir vatandaş için de aynısını istemediği müddetçe, hükümdar lüks ve şatafat içinde yaşarken halkı yoksulluk çekiyorsa, o yönetim adaletten sapmış demektir.
Gazali’nin en şiddetli eleştiri okları, hükümdarlardan ziyade onların kapısını aşındıran, iktidarın gölgesinde ikbal arayan din adamlarına ve entelektüellere yöneliktir. O, bu tip kişileri “Ulema-i Sû'” yani “kötü alimler” olarak adlandırır. Kötü alimler, hükümdarın hoşuna gidecek fetvalar üreten, onun hatalarını meşrulaştıran ve zulmünü din kılıfına uyduran dalkavuklardır.
Alimlerin devlet başkanlarıyla kurduğu yakın ilişkinin doğurduğu temel sıkıntılar şunlardır:
– İlmi Ahlakın Yitirilmesi: Güç sahibinin rızasını kazanma arzusu, hakkı ve hakikati söylemenin önüne geçer. Alim, duymak isteneni söylemeye başladığı an ilminin izzetini satmış olur.
– Zulme Ortak Olmak: Hükümdarın haksızlıklarına göz yummak, sessiz kalmak ya da bunu alkışlamak, alimi o zulmün doğrudan ortağı haline getirir.
– Halkın Güvenini Kaybetmek: Toplum, rehber olarak gördüğü alimlerin saray menfaatlerine boyun eğdiğini gördüğünde dini ve ahlaki değerlere olan inancını kaybeder.
İmam Gazali, bu fildişi kule ahlakçılığını sadece kitaplarda bırakmamış, bizzat kendi hayatında en radikal adımı atmıştır. Gazali yaşadığı iç hesaplaşmadan sonra, bir daha asla hiçbir hükümdarın meclisine gitmeyeceğine ve hiçbir sultanın hediyesini kabul etmeyeceğine dair yemin etmiştir. Bu yemin, bir alimin iktidar karşısındaki bağımsızlık ilanıdır.
Ancak Gazali, devlet başkanlarına tamamen sırtını dönüp köşesine çekilmemiştir. Mesafe koymuş ama adalet uyarısı yapmaktan da geri durmamıştır. Sultan süzgecinden uzak, bağımsız bir akılla yazdığı mektuplarla ve ünlü Nasîhatü’l-Mülûk (Sultanlara Öğütler) eseriyle yöneticileri uyarmaya devam etmiştir. Ona göre, bir hükümdarın etrafında olması gereken gerçek alim, onu öven değil, hatalarını korkusuzca yüzüne söyleyebilen takva sahibi insandır. Gazali’nin bu duruşu, güce karşı mesafeli kalmanın, hakikati haykırabilmek için en temel şart olduğunu asırlar öncesinden bizlere kanıtlamaktadır.
Günümüzde iktidarın kamuoyuna seslenen mikrofonu gibi davranan ve iktidarla haram helal sınırları gözetmeden hemhal olan aydın ve entelektüellere, İmam Gazali’de dehşete düşürecek uyarılar vardır.
Yunanistan ve Hindistan’dan Girit Açıklarında Ortak Deniz Tatbikatı Yunanistan ve Hindistan deniz kuvvetleri, stratejik iş…
MODERN DEVLETİN ONTOLOJİK ZORUNLULUĞU: İCAT EDİLMİŞ ÖTEKİ Modern devletin varoluşsal meşruiyeti ve bekası, kendi sınırlarının…
İNGİLTERE'DE KAMUOYUNUN TEHDİT ALGISI DEĞİŞİYOR: HALK İSRAİL VE ABD'YE MESAFELİ İngiltere’de yürütülen geniş kapsamlı araştırmaya…
ABD'DE KONGRE EL DEĞİŞTİRDİ: TRUMP'IN EMPERYAL POLİTİKALARI FREN YİYECEK Mİ? Demokratlar Temsilciler Meclisi ve Senato'da…
SAVCI SAYAN’DAN FON VURGUNCULARINA: MİLLETİN PARASI KİMİN CEBİNDE? Fon vurgunu kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Basında…
CHP, Rezalet Bir Durum, Dokunulmazlığı kaldırılmalıdır Milletvekilliği Suç İşleme Özgürlüğü Sağlamaz Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)…