
AB’den Tartışmalı Karar: İsrail Lobisinin Baskısıyla İran Devrim Muhafızları Terör Listesine Alındı
Brüksel’de Alınan Kararın Arkasında İsrail Diplomasisi
Avrupa Birliği (AB), İran Devrim Muhafızları Ordusunu (DMO) terör listesine aldığını duyurdu. Brüksel’de yapılan AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde açıklanan karar, yalnızca güvenlik gerekçeleriyle değil, perde arkasında yürütülen yoğun diplomatik baskılarla da gündeme geldi. Özellikle İsrail’in son dönemde AB nezdinde yürüttüğü lobi faaliyetleri, kararın alınmasında belirleyici unsur olarak öne çıktı.
Kaja Kallas: “Terörist Gibi Davrananlar Terörist Muamelesi Görür”
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD merkezli X platformundan yaptığı açıklamada, AB dışişleri bakanlarının İran Devrim Muhafızlarını resmen terör örgütü olarak tanımladığını duyurdu. Kallas, “Kendi halkından binlerce kişiyi öldüren her rejim, kendi sonunu hazırlamaktadır” ifadelerini kullandı.
Kallas ayrıca bu kararın, İran Devrim Muhafızlarını El Kaide, Hamas ve DEAŞ ile aynı kategoriye yerleştirdiğini belirterek, “Terörist gibi davranırsanız, terörist gibi muamele görmelisiniz” dedi.
İsrail’den Açık Tebrik: “Bu Karar İçin Yoğun Şekilde Çalıştık”
Kararın hemen ardından ilk tebrik İsrail’den geldi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, AB’nin aldığı kararı “önemli ve tarihi” olarak nitelendirdi. Saar, İsrail’in uzun süredir, özellikle de son haftalarda AB’nin bu kararı alması için yoğun diplomatik girişimlerde bulunduğunu açıkça itiraf etti.
Saar’ın açıklamaları, kararın arka planında İsrail lobisinin etkisini gözler önüne sererken, AB’nin dış politika adımlarında Tel Aviv’in artan nüfuzuna yönelik tartışmaları da yeniden alevlendirdi.
“Avrupa’daki Faaliyetleri Artık Suç Sayılacak”
İsrail Dışişleri Bakanı Saar, İran Devrim Muhafızlarının terör örgütü olarak tanınmasının, bu yapının Avrupa’daki tüm faaliyetlerini doğrudan hedef alacağını belirtti. Kararla birlikte DMO bağlantılı kişi ve kuruluşların Avrupa’da hukuki ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını söyledi.
Saar, bu adımın yalnızca İran Devrim Muhafızlarına değil, doğrudan Tahran yönetimine de ağır bir darbe vuracağını savundu.
AB’nin Kararı Yeni Tartışmaları Beraberinde Getirdi
AB’nin İran Devrim Muhafızlarını terör listesine alması, Avrupa dış politikasının ne ölçüde bağımsız olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Kararın, İsrail’in güvenlik ve bölgesel çıkarları doğrultusunda şekillendiğini savunan çevreler, Brüksel’in Ortadoğu politikalarında tarafsızlığını kaybettiği eleştirisini dile getiriyor.
Uzmanlar, bu adımın İran ile Batı arasındaki gerilimi daha da tırmandırabileceği ve bölgede yeni diplomatik krizlerin önünü açabileceği uyarısında bulunuyor.
HABER YORUM
İsrail, AB’den İran Devrim Muhafızları Terör Listesine almasını istiyor…
AB’de, Siyonist lobilerin bu isteğini hemen yerine getiriyor ve İran Devrim Muhafızlarını terör listesine alıyor…
Bu kararın hemen ardından ise, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’dan tebrik ve teşekkür mesajları geliyor..
Halbuki İran Devrim Muhafızlarının;
-İran Anayasası’nda yeri vardır
-Devlet bütçesinden pay alır
-Komuta zinciri doğrudan İran dini liderine bağlıdır
-Kara, deniz, hava ve istihbarat unsurları bulunur
Bu açıdan bakıldığında da İran Devrim Muhafızları “Devlet içinde resmî bir ordudur.”
***
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise, İran Devrim Muhafızları için “Terörist Gibi Davrananlar Terörist Muamelesi Görür” açıklaması yapıyor…
Aslında bu kararla AB, İran Devletine terörist damgası vuruyor…
-Gazze’de çoluk çocuk, kadın erkek demeden katleden İsrail’e ses çıkartamayanlar ve hatta yanında durarak destek verenler,
-PKK, PYD ve türevlerine terörist diyemeyenler, yanar döner bir şekilde İran Devrim Muhafızlarını terörist ilan ediyor…
O zaman bizde özetle şöyle diyelim:
1-AB’nin bu kararı hukuki tutarlılıktan çok siyasal konjonktürün ürünüdür…
2-Devletin anayasal bir parçası olan bir askeri yapıyı “terör listesine” almak, terör kavramını evrensel bir hukuk terimi olmaktan çıkarıp siyasî bir sopaya dönüştürmektedir….
3-Aynı AB’nin, açık savaş suçları karşısında sessiz kalması ya da bazı örgütlere karşı gösterdiği seçici körlük ise bu çifte standardı daha da görünür kılıyor…
4-Bugün gelinen noktada mesele İran Devrim Muhafızları değil; uluslararası hukukun kimler için geçerli, kimler için askıya alınabilir olduğunun açık ve net göstergesidir…
Ve böylece, kendini çok değerli ve kıymetli gören narsist Avrupa, inandırıcılığını her geçen gün biraz daha yitirmektedir…
İSLAMİ HABER “MİRAT”