
Adil Bir Dünya Mümkündür – 3
Aziz milletimiz,
Ekonomimizin en çok tartışılan göstergelerinden biri bütçe açığı, bir diğeri ise cari açık. İki farklı terim gibi görünürler ama aslında aynı sistemin iki farklı cephesidir.
Ne demek istiyoruz?
Bütçe açığı, devletin gelirlerinden fazla harcama yapmasıdır. Cari açık ise, ülkenin dışarıdan aldığı mal ve hizmetlerin, dışarıya sattıklarından fazla olmasıdır.
Yani biri içerideki, diğeri dışarıdaki dengesizliğin adıdır.
Ve ne acıdır ki bu açıklar, bilerek ve isteyerek sürdürülen bir ekonomik sistemin sonucudur.
Peki, ne oldu?
Bütçe açıkları üzerinden yıllarca yerli rantiyeciler beslendi. Devlet borçlandı, iç piyasadan para topladı ve bunun karşılığında yüksek faiz ödedi. Yani, az çalışıp çok kazanan bir kesim yaratıldı.
Sonra bu strateji yabancı rantiyecilere çevrildi.
Nasıl mı?
Cari açık vererek. Üretimi azalttık, ithalata bağımlı hale geldik. Dışarıdan mal aldık, borçlandık. Bu borcu kapatmak için sıcak paraya muhtaç olduk. Sıcak para gelsin diye de yüksek reel faiz verdik.
Peki sonuç?
Bütçe açıkları ile yerli rantiyecileri, cari açık ile yabancı rantiyecileri besleyip durduk.
Bugün halkımız yoksul, gençlerimiz işsiz, sanayimiz cılız, tarımımız can çekişiyor… Ama birileri, borçtan ve faizden servet aktarmaya devam ediyor!
Bu böyle gitmez!
Biz, bu döngüyü kırmaya veya kırdırmaya kararlıyız.
Nasıl mı?
Bizim hedefimiz, borçla dönen değil, değer üreten bir ekonomi.
Bizim hedefimiz, servet transferi yapan değil, refahı adil paylaşan bir devlet.
Kıymetli dostlarım,
Bugün ekonomimizin sessiz ama derin bir sorununa dikkat çekmek istiyorum
Sermaye piyasalarının tek yönlü, faize dayalı yapısı.
Bugünkü sistem, faizle borçlananı ödüllendiriyor;
kendi öz kaynağıyla yatırım yapanı, ortaklık kuranı ise cezalandırıyor.
Şirketler faize, gider deyip vergi indirimi alıyor, maliyeti vatandaşa yüklüyor.
Ama kâr-zarar ortaklığı kurarsa daha çok vergi ödüyor.
Bu, üretimi değil faizi teşvik eden bir düzendir.
Biz diyoruz ki:
✅ Sermaye piyasaları çok yönlü olmalı.
✅ Risk paylaşan ortaklık modelleri teşvik edilmeli.
✅ Katılım finansı, kooperatif bankacılığı ve adil finans araçları güçlendirilmeli.
✅ Tüm bu yapı, tekil ve şeffaf bir finans otoritesiyle denetlenmeli.
Çünkü ekonomi para çevirmek için değil,
değer üretmek ve bu değeri adilce paylaşmak için vardır.
Aziz arkadaşlarım,
Sermaye, bir avuç zenginin değil, hepimizin alın teridir.
Onu paylaşmak değil, çoğaltmak zorundayız.
Bunun için ekonomi sadece rakamlarla değil, ahlâkla ve adaletle yönetilmelidir.
Bugün elimizde büyük veri, yapay zekâ ve algoritmalar var.
Bu imkânlar, devlete etkin denetim ve adil yönetişim kurma sorumluluğu yüklüyor.
Artık mazeret değil, çözüm üretme zamanıdır.
Şimdi gelin, bu sistemin nasıl finanse edileceğine yani maliye politikalarına ve adil vergilendirmeye bakalım.
Bir devletin adaleti, kimden vergi aldığıyla, kimin yükünü hafiflettiğiyle ölçülür.
Bugün sistem; serveti değil, emeği vergilendiriyor.
Zengin daha zenginleşiyor, yük emekçinin sırtına biniyor.
Biz diyoruz ki:
Vergi adaleti olmadan, sosyal huzur da olmaz!
Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalı.
Servet vergilendirilmeli, emek korunmalı.
İsraf yerine üretim desteklenmeli.
Altın, gümüş fiziksel olarak da tedavül etmelidir.
Devlet gözünü, alın terine değil; haksız servete dikmelidir.
Adaletin yolu buradan geçer.
Dış ticaret alanında nasıl bir yeniden yapılanmaya ihtiyacımız var?
Aziz kardeşlerim,
Bir ülke, kiminle ticaret yapıyorsa, onunla kader ortaklığı yapar.
Türkiye, Batı’ya bağımlı ticaret yapısı yüzünden ekonomik karar alma gücünü kaybetmiştir.
Biz diyoruz ki:
Türkiye artık yüzünü kendi doğal hinterlandına çevirmelidir:
Ortadoğu’ya, Kafkasya’ya, Balkanlar’a, Kuzey Afrika’ya…
📌 Bölgesel ekonomik birlikler kurulmalı,
📌 Gıda, enerji ve teknoloji gibi alanlarda karşılıklı ihtiyaç esaslı ticaret yapılmalı,
📌 Lojistik altyapı güçlendirilmelidir.
Unutmayalım:
Ekonomik bağımsızlık yoksa, siyasi bağımsızlık da hayaldir.
Komşularla güçlü ticaret, dış baskılara karşı direncin temelidir.
Kıymetli kardeşlerim,
Ulaşım sadece gitmek değildir;
ticarettir, stratejidir, birliği inşa etmektir.
Türkiye, denizlerin buluştuğu bir yayladır.
Hazar’dan Ege’ye, Karadeniz’den Kızıldeniz’e oradan da Hint Okyanusuna uzanan altın bir ticaret kuşağının merkezindeyiz.
Ama bu potansiyel, hâlâ metropol merkezli planlara sıkışmış durumda.
Biz diyoruz ki:
📌 Demiryolu taşımacılığı artırılmalı,
📌 Türk deniz ticaret/lojistik filosu yeniden kurulmalı,
📌 Ulaşım, komşu coğrafyaları da içine alan stratejik bir bütünlükle planlanmalıdır.
Unutmayalım:
Yol, sadece mal değil; barış ve umut da taşır.
Ulaşım ağı olmayan ülke, kaderini başkalarının mecrasına bırakır.
Devam edecek…
METE GÜNDOĞAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…
ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…
Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…
KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…
Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçuruma sürüklenir… İngiltere’nin parlak entelektüellerinden John Berger, 1978 yılında…