
Güven duymak ve güvenilir bir insan olarak kalabilmek günümüz insanın başlıca problemlerinden biri haline geldi. Neye, kime, hangi ölçüde güvenelim? Toplumun hemen her alanında derin bir güven bunalımı yaşanıyor. Üstelik bu bunalım, yalnızca bireysel ilişkilerde değil; medya, kamu düzeni ve toplumsal adalet algısında da kendini gösteriyor. Birileri devleti dolandırmaya kalkıyor, dolandıranlar belli ama kiminle iş birliği yapıyor belli değil. Olayın üstüne gidilirken, işin içine bir de medya giriyor ve önce hedef saptırıyor ve büsbütün ortalığı karıştırıyor.
Son zamanlarda gerek sosyal medyada gerekse basında çıkan manipülatif haberler kamuoyunu gereksiz yere meşgul ediyor. Mesnetsiz suçlamalar, uzun yıllar millete hizmet etmeyi görev bilmiş, emek vermiş bilim insanlarına yöneltilerek sosyal medyada haksız bir linç girişiminde bulunuluyor. Meşhur olma peşinde olan muhabirlerin meslek etiğine uymayan davranışları karşısında ne yapılabilir, nasıl tedbirler alınabilir? Sorularıma cevap ararken Ahî Evran’ı hatırladım. 13. yüzyılda yaşamış bu iman ve aksiyon adamı, bugün bize çok şey söyleyebilirdi. Onun meslek etiği ve nefis terbiyesine dair kurucu ilkelerini bilmek, günümüz insanının fikir ve gönül dünyasını genişletecek, umut verecektir, diye düşündüm. Ben onu araştırırken adeta bir keşif heyecanı yaşadım, umarım gerektiği şekilde sizlere tanıtmaya muvaffak olurum.
Biz tarihimizi ve geçmişimizin kıymetlerini, onların bu toprakları vatan yapmak için yaptığı çalışmaları tam olarak bilmiyoruz veya önemsemiyoruz. Oysa geçmişteki medeniyetimizi biraz kurcalasak bugün bile bizlere ilham verecek nice çözümlerle karşılaşırız. Ahî Evran da bizlere gerek mücadeleci kişiliğiyle gerekse Anadolu’da Ahilik teşkilatının kurucusu olarak, önder ve örnek şahsiyetiyle yol gösterebilir.
Ahi Evran (1171-1261), Horasan kökenli bir Türk, mutasavvıf ve âlimdir. İlmî yönünü ilkin Horasan’daki ünlü âlimlerden edinmiştir. Tasavvuf terbiyesini de ilk olarak gençlik yıllarında Ahmet Yesevî’nin talebelerinden almıştır. Fahreddin Râzi ve hikmet arayışında olan kişilerden felsefe ve Kur’an-ı Kerim tefsirlerini öğrenmiştir. Daha sonra ilmî ve tasavvufî alandaki gelişimini Bağdat’ta sürdürmüştür.
Bağdat’ın İslâm dünyasının büyük sanat ve ilim merkezi olması, Ahi Evran’ın çok yönlü yetişmesinde etkili olmuştur. Bu dönemlerde İbn-i Sina, Sühreverdi el-Maktul ve Fahrettin Razi’nin eserlerinden istifade etmiş; bir hac yolculuğu esnasında (tahminen 1204’te), evliyadan Şeyh Evhadüddin Kirmani ile tanışmış ve ondan ders almış, tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ve tıp alanında derin bir âlim, tasavvuf yolunda yüksek makam sahibi bir velî olmuştur. Ahi Evran Bağdat’ta iken, Fütüvvet teşkilâtının ileri gelenleri ile tanışarak onlardan da yararlanmıştır.
XIII. yüzyıl başlarında Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde Muhyiddin Arabî ve hocası Evhadüddin Kirmani ile birlikte Anadolu’ya gelen Ahi Evran, bu tarihlerde hocası Evhadüddin Kirmani’nin kızı Fatma Bacı ile evlenmiştir. Fatma Bacı da Ahî Evran gibi kıymetli bir şahsiyet. Dünyanın ilk kadın teşkilatlarından biri olan Bacıyan-ı Rum’un kurucusudur. Bu yapı, göçmen Türkmen kadınlarının eğitim, üretim, sosyal yaşam ve savunma alanlarında örgütlenmesini sağlamıştır.
Buraya kadar anlattıklarımız Ahî Evran’ın sosyal çevresini tanıtmak, dönemin ilimde ve tasavvufta ün salmış kişileriyle bir arada bulunduğunu vurgulamak içindi. Ahilik teşkilatının kurucusu olan, 32 meslek dalının piri sayılan ve Anadolu’nun Türkleşmesi/İslamlaşmasında önemli roller üstlenmiş birinin nasıl bir donanıma sahip olduğu bilinsin istedim.
Şimdi ahilik teşkilatı ve ilkelerinden söz edelim.
Ahî, Arapça “kardeşim” manasına geliyor, Türkçedeki “akı” (cömert) kelimesini de ahilikle ilişkilendirenler var. Her iki anlam da Ahilik ruhuna uygundur. Çünkü Ahîlik; kardeşlik ve cömertlik, çalışma ahlakı ve dayanışma üzerine kurulu dinî-içtimaî bir teşkilâttır. Teşkilatın dinî temelinde Kur’an’a ve Hz. Peygamber’in sünnetine dayandırılan prensipler var. Ahilik bir tarikat değil; çeşitli tarikatlardan ve çeşitli meslek gruplarından gelenler de Ahi olabiliyor. Esnaf, zanaatkâr, üretim ve dayanışma eksenli bir yapı. Sadece ekonomik değil; aynı zamanda karakter inşasını hedefleyen bir sistemdir. Ahiliğin 7 temel kuralı vardır. Bunlara fütüvvet ilkeleri denir. Yani gençlik, yiğitlik cömertlik ilkeleri demek de uygundur. Ahiliğin temel kurallarının günümüz şartlarında ne derece uygulanabileceğinin mukayesesine bir bakalım:
Bu kurallara ek olarak, Ahi olmak isteyenlerin “eline, beline, diline” sahip olması şartı getiriliyor. Ahî olmak herkesin harcı değil, seçilerek alınıyorlar. Üyelik için bir Ahi tarafından önerilmek ve ahlaklı olmak gerekiyor. Avcılar, gayrimüslümler, meslek sahibi olmayanlar, paracı kişiler, tellaklar, müneccimler, şarap içenler, kötü kanun koyanlar, istifçiler, karaborsacılar Ahiliğe seçilmiyorlar.
Ahilikte insan, yalnızca iş yapan bir beden değil; eğitilmesi gereken bir iç dünya olarak ele alınır. Kişilik, karakter ve meslek birlikte şekillenir. Her meslek insanın iç dünyasını işleyen, sembolik bir dönüşüm yoludur. Usta çırağın sadece elini değil, nefsini de eğiten bir figürdür.
Ahiler, gündüz işte, akşam da Ahiliğin edep, töre ve meslekî kurallarını içeren fütüvvetnameleri okurlar. Moğollara karşı durabilmek için savunma sanatlarını öğrenirler. Kısaca söylemek gerekirse Ahiler hem işlerinde mahir, hem dürüst hem de nefisleriyle ve düşmanla mücadele edebilecek yapıda yetişmiş seçkin insanlardır. Kibardırlar, düzgün konuşurlar; bu yüzden yönetimde sözü geçen kişilerdir.
Ahi Evran ve Şeyh Edebali Anadolu’nun sosyo-ekonomik ve manevi yapısını güçlendirerek beylikten devlete geçişte kilit rol oynamışlardır.
Özetle, Ahi Evran, 1205’te Ahilik teşkilatını kurmuş, dinî-tasavvufi eğitimi ve sanat ahlakını birleştirmiş, kaliteli üretimi, haksız rekabeti önleme ve yoksullara yardımı teşvik eden bir çabayla sadece ticaretin değil, aynı zamanda ahlakın ve sosyal düzenin teminatı olmuştur. Doksan üç yıllık hayatı hep mücadele içinde geçmiş, sonunda şehit edilmiştir. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için; yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmayı benimsemiştir. O hayatını kazanmak için diyar diyar dolaşmış, her sanat ve zanaata başvurmuş, öğrendiklerini de insanoğluna öğretmek için uğraşmıştır. Ahi Evran şehadetinden bunca zaman geçtiği halde öğretmeye devam etmektedir. Bugün yaşadığımız güven krizini ve ahlakî savrulmayı düşünürken Ahî Evran’ın mirası yeniden hatırlanmaya değer görünmektedir.
İsrail, Lübnan’da 45 Günde Binlerce Can Aldı Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İsrail’in…
Türkiye rüzgarda üretim gücünü artırarak sanayi üssü hakkında son gelişmeler. Türkiye, rüzgar enerjisi üretim gücünü…
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Batı Şeriada Filistinlilerin araçlarını kundakladı hakkında son gelişmeler. Filistin topraklarını gasbeden…
Giresun ve Ordudaki kadın çalışanlar en çok fındık ihracatına katkı sağladı hakkında son gelişmeler. Giresun…
Vandaki kalp merkezi, kalp rahatsızlığı yaşayan hastalara umut sunuyor. Modern teknoloji ve uzman kadrosu ile…
Japonya'da eski Başbakan Kişida, Ankaradaki NATO Zirvesi'nde Takaiçi'nin davet edilmesini talep etti. Bu durum, uluslararası…
View Comments
Harika bir yazı olmuş,bir Kırsehirli olarak ayrıca teşekkür ediyorum 🌺Şu an insanlğın ihtiyacı olan ilkeler 13.yüzyıiın başında belirlenmiş aslında,ne diyelim ahilik ruhu tekrar can bulur umarım..
Teşekkürler Ayşegül Hanım.Günümüzün en büyük sorunlarından bir çoğuna Ahî Evran'la ışık tutmuş,çözüm sunmuşsunuz.Anlayan idrâkince,uygulayan ahlâkınca..
Kaleminiz kâim,kelâmınız dâim olsun.Selamlar.
Çok güzel doğal, anlaşılır ve akıcı bir dille gerçekleri bir kez daha dillendirdiğiniz faydalı bilgi ve açıklamalarınız için teşekkürler.
Günümüzde yaşanan güven ve ahlak sorunlarına Ahî Evran üzerinden yaklaşmanız çok anlamlı olmuş. Özellikle ‘eline, beline, diline sahip ol’ anlayışının bugün ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha hatırlattınız. Kaleminize sağlık
Çok değerli ve bir o kadar, günümüzün şartlarını anlatan, derin bir mevzu konu alınmış elinize, emeğinize sağlık Rabbim kaleminize güç versin inşaAllah
Kıymetli Ayşegül hanım yazınız günümüz sorunlarından birine daha ışık tutar nitelikte olmuş çok güzel bir yazı bende bir ayet eklemek istiyorum "Hucurat suresi 6. Ayet Ey iman edenler bir fasık size bir haber getirirse bilmeden bir topluluğa zarar vermemek için o haberin doğruluğunu araştırın" toplum olarak kurandan sünnetten ve özümüz den uzaklaştığımız için halk olarak kaos yaşıyoruz maalesef.Rabbim en kısa zamanda nasihatla özümüze döndürsün.🤲 Selamlar sevgiler
Çok güzel bir makale Birikim Emek Araşıma var. Türkçesi çok ve akıcı. Yaşar Kemal Devlet Ana Romanında Ahilik Kurallarına dikkat çeken bir sahne atıf yapar. Horasan kelime anlamı Doğu Büğün Doğu Türkistan Bölgesi Olarak Tanımlanabilir .Bir bir ilçe değil Digermakaleleride güzel aynı şekilde Özen le Hazlanmış . Tebrik Ediyorum. Prof Dr Mehmet Yücesoy, Erciyes Üniversitesi Emekli Üyesi
Herzaman ahilik fıtratında olabilme niyetiyle
Yüreğine kalemine sağlık ,günümüz sosyal hayatinda yok olmaya yüz tutmuş doğruluk dürüstlük ilkelerine isik tutmuşsunuz maalesef adaletli insanların nadir oldugu dünyadayiz hersey menfate dayanıyor hersey yapay.
Güncel ve güzel bir yazı olmuş. Değerlerimizi günümüze taşımaktadır.Ellerinize sağlık..