Gündem

Ahmed Şer’a Suriye’deki En Tehlikeli Savaşı Nasıl Yönetti?

Ahmed Şer’a Suriye’deki En Tehlikeli Savaşı Nasıl Yönetti?

Ne aceleyle ne de gürültüyle…

Ahmed Şer’a yönetime geldiğinde karşısında ne düzenli bir devlet ne de disiplinli bir ordu vardı. Aksine, yönelişleri birbirinden farklı çok sayıda silahlı grubun oluşturduğu dağınık bir yapı devraldı. Bu bozukluk, sahil bölgesi ile Süveyda’da yaşanan hadiselerde açık biçimde ortaya çıktı.

Buna rağmen ilk andan itibaren şu gerçeği kavradı:
QSD (SDG + YPG) ile yürütülen mücadele yalnızca silahla kazanılamazdı.
Asıl mesele zamanı doğru kullanmak, güç dayanaklarını parçalamak ve dış korumayı ortadan kaldırmaktı.

Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmede, QSD’nin bir yıl içinde orduya katılmasını öngören bir mutabakat imzalandı. Şer’a çok iyi biliyordu ki bu birleşme gerçekleşmeyecekti. Zira QSD, Suriye topraklarının dörtte birini elinde tutuyor; petrol sahalarını, nehirleri, barajları ve tarım havzalarını denetliyordu.

Bu anlaşma bir hedef değil, gerçek bir ordu kurmak için kazanılmış zamandı.

Bu süre içinde:
• Silahlı gruplar tek çatı altında toplandı.
• Türkiye ve Suudi Arabistan desteğiyle nitelikli bir ordu kurulmaya başlandı.
• Silah tedarikinde yerli imkânlara yönelindi; askerî iradenin yabancı başkentlere bağlı kalmaması amaçlandı.

Hesaplaşma yaklaştığında Şer’a cephe diliyle değil, devlet aklıyla hareket etti:
• Güney hattını kapatmak için geçici güvenlik anlaşmasıyla İsrail cephesi devre dışı bırakıldı.
• Cephelerin çoğalmaması adına sahil bölgesinde kalıntı unsurlara yönelik harekât başlatıldı.
• Paylaşılan güvenlik bilgileriyle Lübnan yönetimi harekete mecbur edildi.
• Aşiretlerle kurulan bağlar sayesinde QSD kendi alanında hedef alındı.

Ardından uygun uluslararası ortam doğdu.
Amerika, Çin ile yürüttüğü büyük mücadelenin içine gömülmüş durumdaydı. Suriye’nin birliği artık daha geniş hesapların parçası hâline gelmişti.

Şer’a bu fırsatı ustalıkla değerlendirdi. Türkiye ve Suudi Arabistan baskısıyla Washington etkisizleştirildi. Ekonomik vaatlerle Suriye petrolü Amerikan şirketleri için cazip kılındı. Zira Trump, sloganlardan çok kazanca bakan bir isimdi.

Ülke içinde ise QSD’nin gerçek dayanak noktası hedef alındı.

QSD kendi başına bir güç değildi; Amerikan elinde kullanılan bir araçtı. Sahadaki asıl omurgasını doğudaki Arap aşiretleri oluşturuyordu. İç çekişmeler arttıkça, kadınlar ve çocuklar için zorla silah altına alma uygulamaları yaygınlaştıkça Şer’a bilinçli biçimde geri durdu.

Ateş kendi kendini tüketti.

Böylece QSD bir kurtarıcı değil, işgal gücü olarak görülmeye başlandı.
Suriye ordusunun bölgeye girişi tehdit olmaktan çıktı, halk talebine dönüştü.

Sonrasında belirleyici siyasal hamle geldi.

Başarısız olacağı bilinen görüşmelere bilerek girildi. Amaç uzlaşma değil, QSD’nin dayatmacı tutumunu ve yönetim zaafını dünyaya göstermekti. Bunun ardından dış koruma kaldırıldı; o koruma ki QSD’nin asıl gücüydü.

Basın cephesi de ustaca yönetildi.

Kürtçe yayın yapan bir kanal ile görüşme kabul edildi. Kanal röportajı yayımlamaktan kaçındı ve bunu “gerilimi artırır” gerekçesiyle açıkladı.

Bunun üzerine Şer’a görüşmenin tamamını yayımladı:
Sakin bir devlet dili, ölçülü bir üslup ve QSD’yi açığa çıkaran belgeler…

Neticede halk desteği arttı; QSD’ye yönelik ilgi Kürt çevrelerinde dahi geriledi.

Ardından denge kuran adımlar geldi:
• Kürtlere tam yurttaşlık hakkı tanındı.
• Kürt dili resmen kabul edildi, eğitim yolu açıldı.
• Kimlikten mahrum bırakılanlara yurttaşlık verildi.
• Nevruz resmî tatil ilan edildi.
• QSD mensuplarına açık biçimde ayrılma çağrısı yapıldı.

Eş zamanlı olarak:
• Tamamı Kürtlerden oluşan iç güvenlik kadrosu mezun edildi; tören kendi dilleriyle icra edildi.

Verilen mesaj açıktı:
Kürtler pazarlık unsuru değil, devletin asli parçasıdır.

Askerî harekât sürecinde:
• Arap ve Kürt siviller güvenli alanlara çıkarıldı.
• Acil barınma imkânları sağlandı.
• Hedefler büyük bir titizlikle belirlendi.
• Esirlere ve ayrılanlara insafla muamele edildi.
• Dileyenlerin yeniden QSD bölgelerine dönmesine izin verildi.

Bu bir devletti:

Savaşan ama öç almayan…
Kazanan ama dışlamayan…

Türkiye’nin açık desteğine rağmen Şer’a, kararın bütünüyle millî iradeye dayandığını özellikle vurguladı. Türk yetkililer ise ölçülü ifadelerle şu mesajı verdi:

“Suriye yönetimi askerî destek talep ederse gecikmeyiz.”

Bu, gücü göstermeden hissettirme yoluydu.

QSD ile yapılan görüşmelerde Şer’a’nın sözü şuydu:

“Onlara bir teklif sunacağım; kabul ederlerse ayrılığa düşecekler, reddederlerse yine ayrılığa düşecekler.”

İşte bu şekilde yönetti bu mücadeleyi:

Sabırla…
Akılla…
Zamanı doğru kullanarak…
Rakibini çözerek…
Savaşın ortasında devlet kurarak…

Sanki tarih yeniden sahneye
Muaviye ile Amr bin Âs’ın zekâsını taşımıştı.

Ve Ahmed Şer’a şunu ispatladı:

O, geçici bir devrin değil;
savaşın, siyasetin ve devlet idaresinin
en güçlü isimlerinden biridir.

Ahmed Zidan

Tercüme: Ahmet Ziya İBRAHİMOĞLU

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Recent Posts

  • Gündem

KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?

KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…

33 dakika ago
  • Gündem

Aile Çökerse Nüfus Dibe Vurur, Ülke Uçuruma Sürüklenir

Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçuruma sürüklenir… İngiltere’nin parlak entelektüellerinden John Berger, 1978 yılında…

1 saat ago
  • Gündem

Gazze’de Bir Babanın Bitmeyen Nöbeti: “Evin Altında Şehit Varken Nasıl Uyuyayım?”

Gazze’de Bir Babanın Bitmeyen Nöbeti: “Evin Altında Şehit Varken Nasıl Uyuyayım?” İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne…

1 saat ago
  • Makale

ANA, RABBİMİN VARLIK İŞÇİSİ, SEVGİ PINARI ANAM…

ANA, RABBİMİN VARLIK İŞÇİSİ, SEVGİ PINARI ANAM… Evren, dünya, tabiat ve doğa… Hepsi ayrı ayrı…

2 saat ago
  • Gündem

Almanya Ekrem İmamoğlu’na Ödül Verdi

ALMANYA YİNE YAPACAĞINI YAPTI Almanya merkezli Immanuel Kant Vakfı'nın, hakkında çeşitli davalar devam eden İBB…

2 saat ago
  • Makale

EV HANIMLIĞINI MESLEK KABUL EDİN, ÇOCUK SAYISI ARTSIN

EV HANIMLIĞINI MESLEK KABUL EDİN, ÇOCUK SAYISI ARTSIN Ev hanımlığı, mesleklerin en zoru ve en…

2 saat ago