Gündem

Akparti Cemaatlere Savaş mı Açtı?

Akparti Cemaatlere Savaş mı Açtı?

Araştırmacı-yazar Kul Sadi Yüksel’e yönelik gözaltı süreci ve meşru İslami eserlerin “terör delili” gibi sergilenmesi kamuoyunda sert eleştirilere yol açtı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla Mülkiye müfettişleri olayla ilgili geniş kapsamlı bir soruşturma başlatırken, emniyetteki bu tür uygulamaların iktidara ve toplumsal huzura verdiği zarar tartışılıyor.

Kahramanmaraş’ta kamuoyunda “Kul Sadi” olarak bilinen Sadi Yüksel’in gözaltına alınış biçimi ve basına yansıtılma şekli, toplumun geniş kesimlerinde ve muhafazakar kamuoyunda derin bir rahatsızlık ile tepkiye yol açtı.

Gözaltı süreci sırasında Yüksel’in kelepçelenerek sergilenmesi, adeta bir “terör operasyonu” havası estirilerek yürütülmesi ve ele geçirilen unsurlar arasında İslami düşünür Seyyid Kutub’un kitabının bir suç delili gibi teşhir edilmesi, emniyet birimlerinin sergilediği tutum ve yöntemlerin ciddi şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. Hukuk devleti ilkesiyle ve insan onuruyla bağdaşmayan bu tarz uygulamalar, emniyet tekilatının kamuoyu vicdanında ciddi eleştirilere maruz kalmasına yol açmaktadır. Nitekim İçişleri Bakanlığı’nın, Kul Sadi Yüksel’in kelepçeli görüntülerinin basına servis edilmesi ve operasyonun sunuluş biçimi hakkında idari soruşturma başlatması ve Mülkiye müfettişlerini görevlendirmesi atılmış önemli bir adımdır. Ancak kamuoyunun beklentisi, bu hukuksuz gözaltı, gereksiz sergileme ve kötü muamelede sorumluluğu veya ihmali bulunan tüm görevlilerin acilen ve kararlılıkla cezalandırılmasıdır.

Erdoğan ve AK Parti’ye Verilen Zarar ve Oluşturulmak İstenen Tehlikeli Algı

Emniyet içerisindeki bu tür kontrolsüz veya hatalı uygulamalar, doğrudan AK Parti hükümetine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a zarar vermektedir. Bu ve benzeri olaylar üzerinden kamuoyunda “Erdoğan cemaatlere ve dindar kesimlere savaş açtı” şeklinde son derece tehlikeli ve mantıksız bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu algı operasyonuna ve dindar kitleler ile iktidar arasındaki bağı koparmayı hedefleyen provokatif adımlara asla izin verilmemelidir.

Ülkemizin ekonomik ve sosyal anlamda birçok sıkıntıyla mücadele ettiği, içte ve dışta birlik ile beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, toplumsal fay hatlarını tetikleyecek bu tarz vahim hataların yapılması kabul edilemez.

15 Temmuz Ruhunu ve Dindar Halkın Desteğini Unutmamak Gerekir

Şu hakikat unutulmamalıdır ki; Sayın Erdoğan’a ve AK Parti’ye bugünkü iktidar alanını ve meşruiyetini sağlayan en temel dinamik, bu ülkenin mukaddesatçı, dindar insanları ve cemaatleridir. Özellikle 15 Temmuz hain darbe kalkışmasında, göğsünü mermilere ve tanklara canı pahasına siper ederek sokaklara dökülen, vatanı ve liderini koruyan ana gövde bu samimi dindar kitlelerdir.

Kendi tabanını inciten, dindar insanları rencide eden ve emniyet bürokrasisindeki işgüzarlıklarla iktidarı kendi doğal destekçileriyle karşı karşıya getiren bu tür uygulamalara derhal son verilmeli; yaşanan bu olayda sorumluluğu bulunanlar hakkında gereken hukuki ve idari yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalıdır.


KAHRAMANMARAŞ 6 EKİM TEM OPERASYONU SIRASINDA EMNİYET VE ADLİYEDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALİNE İLİŞKİN BİLGİ NOTU 


 Her şeyden önce basına kasten sızdırıldığı gibi Sadi YÜKSEL’in serbest kaldığı ancak 22 müridinin veya DEAŞ üyesinin tutuklandığı bilgisi ve haberleri tamamen gerçek dışıdır. Şöyle ki; Sadi YÜKSEL hocanın manevi liderliğini yaptığı Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleri olan 17 kişi göz altına alınmış ve bu gruptan sadece 3 kişi tutuklanmıştır.

Bunların haricinde göz altına alınan ve tutuklanan (19 kişi) ve diğer tüm kişilerle ne Sadi hocanın nede Kur’an’a Hizmet Vakfı’nın hiçbir alakası ilgisi yoktur ve bu kişileri tanımıyoruz bilmiyoruz. Faaliyetleri hakkında en ufak bir bilgimiz yoktur.

Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleri olup gözaltına alınanların Listesi;

  • ŞADİ YÜKSEL
  • MUSTAFA SEVER
  • ADEM DOĞANPINAR
  • ADEM KAHRAMAN (Tutuklu)
  • İBRAHİM GÖKÇE
  • HASAN ZENGİN
  • İSA KAVAL
  • İSA YÜCE
  • MUSA BAŞARAN
  • MEHMET GÖKÇE
  • MURAT KESKİN
  • NECAT DİLEKÇİ
  • ŞUAYİP ÇAYIR (Tutuklu)
  • BAYRAM KAHRAMAN
  • MUSTAFA BİÇKE
  • CUMA BARDAK
  • ÖKKEŞ ÖZDEMİR
  • MEHMET MUSLU (Tutuklu)
  1. OPERASYON VE GÖZALTI SIRASINDA YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ:
  • Öncelikle Emniyette Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerine ilişkin tüm istihbarat bilgileri olmasına rağmen (bu insanların ekseriyeti Kahramanmaraş merkezde esnaflık yapan, tanınan bilinen ve faaliyetlerinin tamamı legal olduğu bilindiği halde) operasyon gecesi saat 3 ve 4 sularında çoğu kişinin ikamet kapıları kırılarak evlerine baskın düzenlenmiş ve aile bireyleri gözü önünde mahrem odalarında ters kelepçe yapılmıştır. Kur’an’a Hizmet Vakfı gönüllerinden bazılarına (Musa BAŞARAN ve birkaç kişi daha) şiddet uygulanmıştır. Ancak bunlardan şiddet görenlerin ilk defa göz altına alınmaları nedeniyle şikâyet haklarını kullanmadıkları ve çekindikleri tarafımızdan gözlemlenmiştir.
  • Akabinde 24 saat boyunca şüphelilerin avukatlarıyla görüşme kısıtlaması getirilmiştir. Bu karara derhal itiraz etmemize rağmen sonuç alınamamıştır. Bu süreçte şüphelilerden hiçbir şekilde bilgi alınamadığı için özelikle ticaretle uğraşanların acil ödemeler gibi iş hayatlarında çok ciddi sorunlar yaşanmıştır.
  • Kısıtlılık kararının kaldırılmasına müteakip Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleriyle yapılan avukat görüşmelerinde (Av. Celal KARA & Av. Ferhan GÜNDOĞDU) Operasyon sırasında kapılarının kırılması, kendilerine aile bireylerine karşı oldukça sert ve anlaşılmaz tavırlar sergilenmesi, ibadet özgürlüklerinin ellerinden alınması, bazılarına şiddet uygulanması gibi bilgilere bizzat bu olumsuz durumları yaşayanlardan dinledik ve gözlemledik.
  • Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleri 3 günlük göz altı sürecinin tamamında TEM de görevli emniyet personeli tarafından Nezarethanelerde kötü muamele görmüşlerdir. Terörden hüküm giymiş azılı terörist muamelesi görmüşlerdir. Dini vecibelerinin yerine getirilmesine mâni olma veya kayıtsız kalma, banyo yapmalarına engel olunması, abdest almalarının engellenmesi vesaire konularda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır. DEAŞ TERÖR ÖRGÜTÜ ile hiçbir ilgi ve alakalarının olmamasına rağmen cebir şiddet kullanan ve bu türden eylemleri sabit olan insanlar muamelesini görmüşlerdir.
  • İfade alma sırasında Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin çoğunun ifadesi saatlerce sürmüş, bazıları gece uykusuz kalarak bu ifadeleri vermek zorunda bırakılmıştır. Örneğin Sadi YÜKSEL hocanın Emniyet ifadesi sabaha karşı saat 4’te bitmiş ve aynı sabah saat 6 da adliyeye sevk işlemleri başlatılmış, emniyetten hastaneye ve oradan adliyeye sevk sırasında saatlerce ters kelepçeli bir şekilde bekletilmiştir.
  1. ADLİYEDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ;
  • Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin adliyeye sevkleri 09.10.2026 tarihi Cuma sabah saat 6 da başlanmış ve şüpheliler ters kelepçeli bir şekilde saat 7 den itibaren adliyeye getirilmiştir. Sabah saat 10 doğru ise tek Cumhuriyet Savcısı (Terör savcısı Şaban KURTOĞLU) ifade alma işlemlerine geçilmiştir.
  • Emniyetten adliyeye sevk süresinin tamamında Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerine ve diğer şüphelilere saat 10:30’a kadar su dahi verilmemiş, aç ve ters kelepçeli bir şekilde sandalyeler üzerinde bekletilmişlerdir. Akabinde şüpheli müdafilerin talepleri ve yoğun istekleri üzerine ters kelepçenin çok ciddi anlamda sağlığa zarar verdiğinin beyanı üzerine (çoğu insanın yaşlı ve hasta olması nedeniyle) Cumhuriyet Savcısından izin alınmış ve düz kelepçeye geçilmiştir.
  • Emniyet birimlerince su ve kahvaltı dağıtımına ilgisiz kalınılmış ve şüpheli avukatlarının kendi çabalarıyla saat 11’e doğru şüphelilere su ikramı ve kısıtlı kahvaltı verilmeye çalışılmıştır. İlk başta şüpheli avukatların bu asgari düzeyde ikramlarına dahi karşı çıkılmıştır.
  • 40 kişinin gözaltında olmasına rağmen tek savcı eşliğinde ifadelere geçilmiş, savcılık makamı şüphelileri ve avukatlarını savunma hakları kapsamında kendilerini çok fazla dinlemeden, dosyaları incelemeden Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinden gözlatında bulunan 16 kişiyi tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etmiştir.
  • Terör savcısı ve emniyet birimlerince aynı gün içinde her bir şüpheli için bir klasör olacak şekilde sözde dosya oluşturmak suretiyle (40 klasörden fazla dosyayla) birkaç saat içinde Sulh Ceza Sevkleri yapılmış ve bu şekilde tek mahkeme şeklinde çalışan Sulh Ceza Hâkimi üzerinde çok yoğun bir baskı ve dosyaları inceleme fırsatı verilmeden yoğun bir psikolojik baskı uygulanmıştır. Bu suretle emniyet ve savcılık makamı mahkemenin kısıtlı zamanı nedeniyle kuvvetle muhtemel tutuklanma gayreti içerisine girmişlerdir.
  • Sorgu esnasında hâkimin dosyaları inceleme fırsatı olmaması nedeniyle şüphelilerin sorgusu bittikten sonra; karar aşaması sırasında şüpheli ve avukatları Mahkeme Salonundan çıkartılmış zaman zaman ilgili emniyet mensubu içeri alınmış ve kuvvetle muhtemel tutuklama konusunda hukuka aykırı bir şekilde görüş alışverişi yapılmıştır.
  1. EMNİYETTE KUR’AN’A HİZMET VAKFI GÖNÜLLÜLERİNİN KİŞİLİK HAKLARI, İBADET VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İLE TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ İHLAL EDEN HUKUKA AYKIRI YÖNELTİLEN SORULAR;
  • Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin hiçbir bağlantısı, irtibatı ve iltisaki olmadığı halde (kendi kayıtlarında bunun aksini gösterir delil olmadığı halde) Deaş Terör Örgütü ilgili (DEAS terör örgütü hakkında ne gibi bilgilere sahipsiniz ve bu örgütler hakkında detaylı olarak bilgi veriniz?, DEAS, dini motifli veya başka bir silahlı terör örgütü tarafından verilen askeri/silahlı/dini eğitim aldınız mı? Bu örgütlerin yurtiçinde ve yurdışında nerde eğitim kampları vardır? Detaylı olarak ifadenizi veriniz?”, “DEAS Terör Örgütünün Ülkemiz veya İlimiz Yapılanmasıyla İlgili Bildiklerinizi Anlatınız?” “DEAS terör örgütünün yurtiçi ve yurdışından nasıl eleman temin ettiği ve ne kadar finansman sağladığı hakkında bildiklerinizi anlatır.” “DEAS terör örgütü tarafından internet üzerinden ne şekilde haberleşme yapılmaktadır? Bu maksat ile kullanılan internet siteleri, sosyal medya grupları ile örgüt içerisinde kullanılan gizli haberleşme programları nelerdir? siz başka örgüt mensuplarıyla veya çatışma bölgeleriyle irtibata geçmek amacıyla gizli haberleşme programları kullandınız mi? Bu amaçla sosyal medya hesaplarına veya gruplarına üye oldunuz mu? Bu hesapların yöneticileri ve üyeleri kimlerdir? Bu konudaki ifadenizi veriniz?” “DEAS/ISID terör örgütü içerisinde faaliyet gösterirken veya örgütten kaçmaya çalışırken PKK/KCK/PYD/YPG terör örgütü mensuplarınca esir alınan ve geçmiş yıllarda PYD/YPG nin kontrolünde bulunan bölgede, ROJ, HOLL vb. kamplarda tutulan herhangi bir kişile irtibatınız var mıdır? Örgüt mensuplarını kurtarmak adına o bölgeye gitmeye çalışan örgüt mensupları var mıdır? Varsa bu şahısları tanıyor musunuz’ gibi sorulara maruz bırakılmışlardır. Dosya kapsamında DEAŞ Terör Örgütü ile Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönülleri arasında tek bir somut delil, kanıt veya organik bağı gösterir bir olgu yoktur.
  • Yine ‘Türkiye Cumhuriyeti Mevcut Anayasal Sistemini benimsiyor musunuz? Devleti Tağuti devlet olarak görüyor musunuz? Devlet İmamları arkasında namaz kılma, Cuma namazını ve teravih namazlarını nerede kılma, konuşma tapelerinden çıkartılmak suretiyle ‘infak, tevhid’ kelimelerinin DEAŞ Örgütüne müzahir olması nedeniyle neden ve niçin bu kelimeyi kullandıkları, yine konuşma kayıtlarından toplu teravih, iftar programları, zarf içinde verilen gizi sadakanın neden gizli olduğu, o zarfın içinde ne olabileceği, ramazan ayına özgü yapılan ibadetlere ilişkin kişinin ibadet hayatını ve ifade özgürlüğünü doğrudan hedef alan hukuka aykırı sorular sorulmuştur. (Örnek bir sorgu tutanağı ektedir)
  • Yine Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerine yönelik FİZİKİ TAKİPLERİ tamamen Vakıf Çalışmaları, faaliyetleri ile Sadi Yüksel hocanın Kahramanmaraş Ziyaretine ilişkin konferans çalışmasına yönelik olmuştur. Fiziki takiplerde en ufak bir suç unsuru tespit edilmediği halde, ilimizin en merkezi noktasında ve halka açık olan Vakıf Binası takibe alınmış ve konferansa katılan kişi ve araçlar tespit edilerek saatlerce sorguda tek tek vatandaşların isimleri sorulmuştur. Vakıf Binası ve faaliyetleri DEAŞ Terör Örgütü faaliyetleriyle delilsiz ve kanıtsız bir şekilde bağdaştırılmaya çalışılmıştır.
  • Aynı şekilde Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin MASAK RAPORLARINDA anlaşılacağı üzere banka hesap hareketleri çok cüzi miktarlarda kalmasına rağmen (ki bu miktarlar tamamen günlük yaşamları, ticari faaliyetleri ile vakfın faaliyetleri kapsamındadır) anlamsız bir şekilde DEAŞ Terör Örgütü ile ilişkilendirilmeye çalışmıştır.
  1. KUR’AN’A HİZMET VAKFI GÖNÜLLERİNİN HUKUKİ DURUMLARI VE DAHA ÖNCEKİ BERAAT KARARLARINA İLİŞKİN BİLGİ NOTU;
  • Yukarıda isimleri yazılı Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin büyük bir kısmı daha önce 2009 yılında El Kaide Terör örgütü Kahramanmaraş Vuslat Grubu yapılanması adı altında soruşturma geçirmişlerdir. Akabinde yapılan yargılamada Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Özel Görevli Mahkeme) 2009/92 esas sayılı kararı ile bazıları için hüküm kurmuştur. Ancak dosyanın Yargıtay’a taşınması neticesinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/1223 Esas ve 2020/5020 Karar sayılı ilamı ile Vuslat Grubu’nun terör örgütü olmadığı ve El Kaide ile bir ilişkisinin tespit edilmediği gerekçesiyle tamamı hakkında beraat kararı istemiştir. Sonrasında Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/99 esas ve 2021/252 Karar sayılı kararıyla Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllerinin tamamı beraat etmiş ve beraat kararları 10.2021 tarihinde kesinleşmiştir. Ekte Yargıtay ve beraat kararı ile kesinleşme şerhine ilişkin belgeler yer almaktadır.
  • Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin BERAT KARARLARI ve masumiyetleri olmasına rağmen özelikle Emniyette ‘VUSLAT VEYA VASAT VEYA EL KAİDE TERÖR ÖRGÜTÜNDEN İŞLEM KAYDI OLAN’ adı altında bu insanlara soru sorulmuştur. 30-40 yıldan beri kendi illerinde tanınan, sevilen ve kendi hallerinde olan bu masum insanların gerek vakıf faaliyetleri kapsamında gerekse iş ve gündelik hayatlarında kendi aralarında yaptıkları konuşma kayıtları (TAPE) ve HTS kayıtları ile fiziki takipleri onlara sorulmuş ve masumiyetlerine rağmen örgüt içi organizasyon ve örgütsel eylem süsü verilmeye çalışmıştır.
  • Vasat veya Vuslat veya El Kaide Terör Örgütü grubunun olmadığını, bu insanların zaten gündelik hayatta birlikte oldukları, aile ve iş hayatlarının toplumun göz önünde ve yasal olmasına rağmen örgütsel birliktelik şeklinde emniyet kayıtlarına geçilmek suretiyle Sulh Ceza Hakimliği yanıltılmaya çalışılmıştır.
  • Yine ne yazıkki Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin 2022 yılına kadar geriye gidilmek suretiyle gerek kendi aralarındaki HTS kayıtları ile gerekse DEAŞ/EL KAİDE/HTŞ ve sair geniş bir yelpazede işlem kaydı olanlarla HTS kayıtları iddiasıyla sorular sorulmuştur. Birincisi bu insanların çoğu ticaretle uğraşan kendi hallerinde esnaf olup, aynı zamanda Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönülleri olarak çok sayıda hayır ve hasenat işleriyle uğraşmaktadırlar. Kendilerini gerek iş için gerekse yardım faaliyetleri için arayan karşıdaki insanların GBT’sini soracak halleri olmadığı malumunuzdur. Özelikle 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş depremi sonrası tarihler seçilmiş ve deprem nedeniyle gerek yardım faaliyetlerinde bulunan gerekse AFAD ın koordinasyonunda arama kurtarma çalışmalarına katılan VAKIF GÖNÜLLÜLERİN HTS kayıtları bu anlamda şüpheli işlem olarak kayıtlarına geçilmeye çalışılmıştır.
  • Eş anlatımla deprem zamanında iletişimin yoğun olması ve kimin seni aradığını sorgulama şansın olmadığından ne yazık ki bundan suç devşirmeye çalışılmıştır.
  • Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleri; bu kapsamda DEAŞ/EL KAİDE/HTŞ ve sair geniş bir yelpazede işlem kaydı olanlarla tanıyabildikleri ile neden niçin görüştüklerini zaten açıklamışlardır. Haliyle hatırlayamadıkları ve tanımadıkları da ortaya çıkmıştır. Ayrıca vekil olarak bu hususa tarafımızca şiddetle itiraz edilmesine rağmen, yani DEAŞ/EL KAİDE/HTŞ ve sair geniş bir yelpazede işlem kaydı olanlarla salt HTS kaydının olmasının suç sayılmayacağı, kaldı ki sorulan bu insanların masumiyetlerinde esas olduğu, emniyette sadece ‘işlem kaydı’ denildiği, yargılanmalarına ve varsa kesin mahkumiyetlerine ilişkin dosyaları hakkında bilgi verilmediğini, bunların varsa dosyalarında Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin isimlerinin geçip geçmediğinin belirsiz olduğunu açıkça belirtip itiraz etmemize rağmen ne yazık ki gerek emniyet gerekse de savcılık makamı bu konu özelinde Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllerini haksız yere suçlamış ve tutuklanmaları için mahkeme üzerinde mesnetsiz algı oluşturmuşlardır.
  • Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleri evlerinde yapılan aramalarda (baba yadigarı eski üretim yivsiz bir af tüfeği haricinde) silahlı mühimmat veya örgütsel şiddet amacıyla araç ve gereçler haliyle ele geçirilmemiştir. Seyid Kutup ve benzeri birkaç yazarın kitapları yasaklı kitap gerekçesiyle el konulmuştur. Oysaki tarafımızca yapıla araştırmada söz konusu yasaklı kitaba ilişkin Mahkeme kararının Antalya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2026/2840 Değişik İş sayılı kararıyla alındığı bilgisi verilse de mahkeme kararının tam tarihi gerek bizlerden gerekse Sulh Ceza Hakimliğinden bilerek istenerek saklanmıştır.
  • Sonuç olarak Sadi YÜKSEL hocanın manevi liderliğini yaptığı ve kendisiyle birlikte toplam 18 vakıf gönüllüsünün göz altına alındığı bu süreçte çok ciddi anlamda insan hakları ihlallerinin yanı sıra bu insanların masumiyetleri sabit olmasına rağmen açık hukuksuz bir adli işleme tabi tutulmuşlardır. Özellikle bütün bu hak ihlallerinin yaşandığı ve yaşatıldığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü yetkilileri hakkında yapılması gereken işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz. Bu masum insanlar kamuoyuna DEAŞ TERÖR ÖRGÜTÜ’NE MENSUP KİŞİLER olarak lanse edilmişler ve basına servis edilerek insanların itibarıyla oynamışlardır. Tüm hukuksal süreçler bittikten sonra basına servis yapan emniyet ya da savcılık ne hikmetse de görüntülerde tamamı serbest bırakılan şahısları kullanmışlardır. Servisi yaparken dahi tutuksuz halde bulunan insanları seçmeleri de bu insanları toplumdan dışlatma isteği ve olabildiğince maddi manevi zarar verme isteğidir. Bu insanların masumiyetleri için elbette ki hukuksal mücadelemizi vereceğiz. Lakin her birinin birbirinden değerli olduğu bu Müslüman kardeşlerimizin sesi olma adına ve bir daha Müslüman camianın benzeri hak ihlallerine ve hukuksuz süreçlere maruz bırakılmaması için gerekli tüm kurum ve kuruluşlar nezdinde işlemlerin başlatılması, ve bu haklı talepleri yönünde bilinç oluşturulması adına değerli yardımlarınızı bekliyoruz.

  Ekler:

1-Emniyet örnek sorgu tutanağı.

2-Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin daha önce yargılandıkları ve beraat ettikleri mahkeme kararlarına ilişkin belgeler.

          

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Recent Posts

  • Gündem

Mekke İttifakı, Arz-ı Mevud’un panzehri

Mekke İttifakı, Arz-ı Mevud’un panzehri Türkiye, ABD bölgeden çekilirken oluşan boşluğu dolduruyor ve İsrail'in megali…

21 dakika ago
  • Genel

MODERN DÜNYANIN BÜYÜK İLLÜZYONU: İNSANOĞLU ÖLÜMÜ HAYATIN DIŞINA NASIL İTTİ?

MODERN DÜNYANIN BÜYÜK İLLÜZYONU: İNSANOĞLU ÖLÜMÜ HAYATIN DIŞINA NASIL İTTİ? Gelişen tıp teknolojileri, gökyüzünü delen…

27 dakika ago
  • Makale

“YUKARIDA ALLAH VAR” SÖZLERİ GÜNAH BİR SÖYLEM MİDİR?

Allah Gökte midir? “YUKARIDA ALLAH VAR” SÖZLERİ GÜNAH BİR SÖYLEM MİDİR? Allah zerreciklerden galaksilere kadar…

33 dakika ago
  • Makale

İŞİ EHLİNE VERMEMEK ÜMMETE İHANETTİR

İŞİ EHLİNE VERMEMEK ÜMMETE İHANETTİR Müslümanların ellerinde siyasal velayetle ilgili onlarca ayet ve kâfirlerin siyasette…

38 dakika ago
  • Gündem

Katar ve Suudi Arabistan anlaştı!

Körfez’de kritik imza: Katar ve Suudi Arabistan anlaştı! Katar ve Suudi Arabistan, enerji alanında kapsamlı…

54 dakika ago
  • Gündem

Azerbaycan’daki Başörtüsü Tartışmasında Yeni Gerilim: Aliyev’in Partisinden AK Parti’ye Tepki

Azerbaycan'daki Başörtüsü Tartışmasında Yeni Gerilim: Aliyev'in Partisinden AK Parti'ye Tepki Azerbaycan'da okullarda başörtüsü yasağına yönelik…

1 saat ago