
ALLAH (st) FÂTİHLERİN EN HAYIRLISIDIR
Kur’an’da Allah’ın hükmedenlerin en hayırlısı olduğu bir âyette ‘fâtih’ kelimesiyle anlatılıyor. Önce ‘fâtih’ kelimesinin aslı olan ‘fetaha’ fiiline bakalım:
‘Feteha’ fiili; belirsizliği ve kapalılığı gidermek demektir. Bu da iki şekilde olur. Birincisi; gözle görülecek şekilde olan. Mesela; kapı ve benzerini, kilit, sürgü veya kapalı bir şeyi açma gibi. Kur’an’da bu anlamda geçiyor:
“Yüklerini açınca (fetehû) karşılık olarak götürdükleri mallarının kendilerine iade edilmiş olduğunu gördüler…” (Yûsuf 12/65. Bir benzeri: Hıcr 15/14-15)
İkincisi; basiretle, hissederek, duyumsamakla olan. Üzüntünün açılması, yani giderilmesi gibi.
”feteha’l kadiyyete fitâhen-Meseleyi karara bağladı ve ondaki kapalılığı giderdi” denir.
‘fetaha’ fiili ve onun bazı türevleri bir kaç anlama gelir.
a. Dünyalık işlerle ilgili…
Gamın, üzüntünün, kasavetin giderilmesi, fakirliğin mal ve imkan verilerek giderilmesi gibi. Şu âyette bu anlamda geçiyor:
“Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık (yani genişlettik, fetehnâ). Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.” (En’am 6/44. Bir benzeri: A’raf 7/96)
b. Kapalı olan ilimleri açma…
“Falanca kişi, kapalı bir ilim kapısını, anlaşılmayan ilmi bir konuyu açıkladı, muhatapları aydınlattı” denilir.
c. Açıklama, beyan (izah) etme, kapalılığı giderme…
“İnananlarla karşılaştıkları zaman, “İnandık” derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, “Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah’ın size açıkladığını (feteha) onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?” derlerdi.” (Bekara 2/76)
d. Verme, bezletme…
“Allah’ın insanlar için açtığı rahmeti kısabilecek yoktur, O’nun kıstığını da O’ndan başkası açamaz (lâ yeftehu). O mutlak izzet ve derin hikmet sahibidir.” (Fatır 35/2)
e-Fetih…
Türkçe’de bilinen fetih de bu kökten gelir. Allah (cc) Rasûlüllah’a hitaben;
“Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik” (Fetih 48/1) buyurdu.
Bazılarına göre bu fetih Mekke’nin fethi, bazılarına göre Rasûlüllah’a açılan ilimler, sevaba vesile olan hidâyet yolları, günahların affına sebep olan amellerdir. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 557)
Taberî, bu âyetteki ‘fetih’; Allah’ın hüküm vermesi veya Hudeybiye anlaşması şeklinde yorumlandı diyor. (Câmiu’l-Beyân, s: 11/332)
Geleceği açan, ileride pek çok fetihlerin başlangıcı olan bir fetih. Bazı müfessirler bunu Mekke’nin fethi vaadi diye almışlarsa da çokları bunun Hudeybiye anlaşmasını haber verdiğini söylediler. (Elmalılı, H. Yazır. Hak Dini Kur’an Dili (sad.), 7/155)
Buna göre İslami bir terim olarak fetih; bir beldeyi veya toplumu ele geçirmek değil, insanların yüreklerini ve beldeleri İslâma açmaktır.
“Allah’ın yardımı ve fethi geldiği zaman” (Nasr 110/1)
“Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah’tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele.” (Saff 61/13. Bir benzeri: Mâide 5/52)
Burada geçen ‘fetih’ yardım, zafer, karar ve Allah’ın vereceği, açacağı bilgi anlamındadır.
f-Başlama…
Kişi bir şeye başladığı zaman “feteha fülanün kezâ- Falanca şöyle, şuna başladı” denir.
g- Haberdar etme…
“Feteha aleyhi kezâ –ona falan şeyi bildirdi, ya da haberdar etti” şeklinde söylenir.
h-Hüküm/karar…
“Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih ne zamanmış?” diyorlar.
De ki: “Fetih günü, inkâr edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır.” (Secde 32/28-29)
Yani karar günü. Bu da kıyâmet ve hesap günüdür. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 557)
Müşrikler; mü’minlere; “sizinle bizim aramızdaki hüküm, bu dediğiniz sevap (karşılık verme) ve azap ne zaman gelecek” dediler. Yani âhiretteki hesabı inkâr ettiler. Takip eden âyet, fetih’in bu anlamının delilidir. O hüküm/karar günü ve o günde hak ettikleri azap hükmü geldiği zaman inkârcılara, putlara tapanlara hiç bir şey fayda vermeyecektir. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 10/253)
ı- Hüküm talep etme…
‘fetaha’ fiili ‘istiftah’ kalıbında; fetih, yani hüküm/karar istemek manasındadır. İki âyette geçiyor.
“(Ey inkârcılar!) Eğer fetih istiyorsanız (in testeftihû) işte size fetih geldi. Eğer (karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur.
Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez.
Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.” (Enfâl 8/19)
Sanki şöyle deniyor: “Ey kâfirler, eğer sizler fethi, müslümanlara karşı muzaffer olmayı ve hakkınızda Allah’ın hükmünü istiyorsanız, işte, Allah’ın, hakkınızdaki hükmü gelmiştir. O hüküm de, zulme uğramış olanların, siz zalimlere karşı galip gelmeleri ve haklı olanın, haksızı mağlup etmesidir.”
Hak davetle mücadele edenler bundan vazgeçerlerse, bu onlar için dünyada da âhirette de daha hayırlıdır. Şayet yine savaşa dönerlerse Allah (cc) Bedir’de olduğu gibi yine yardım ve zaferiyle mü’minlerle beraber olur. Onların zenginliği, çokluğu, malzeme (teknoloji) üstünlüğü onlara hiç bir fayda sağlamaz.
Bu âyet bir açıdan inkârcılarla alay ediyor. Onlar fetih istemişlerdi, ancak bu mü’minlere nasip olmuştu. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 6/205)
Bir başka âyette şöyle deniyor:
“Kendilerine ellerindekini tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce inkârcılara karşı yardım istiyorlardı (yesteftihûne).
(Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun” (Bekara 2/89)
Ehl-i kitap Rasûlüllah’a dair bazı bilgileri hem insanlardan, hem de önceki kitaplardan öğrenmişlerdi. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 557)
Müşriklere karşı onu vesile kılarak Allah’tan fetih (yardım, zafer veya onların aleyhine hüküm) istiyorlardı. Rivayet edildiğine göre müşrikler o zaman şöyle diyorlardı: “Allahım, sen, gönderilecek son Elçi hürmetine müşriklere karşı bize yardım et.” Ancak kendilerine o bekledikleri gelince içlerindeki haset yüzünden onu inkâr ettiler. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 1/454)
-Miftâh
‘feteha fiilinden ‘miftâh (çoğulu mefâtih)’ kendisiyle başka bir şeyin açıldığı şey. Anahtar. Üç âyette çoğul olarak geçiyor.
“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” (En’am 6/59. Bir benzeri: Cinn 72/76-77)
Bu kelime bir âyette Kârun’un servetinin çokluğunu nitelemek üzere yer alıyor: “… Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez.” (Kasas 28/76)
Yine ‘feteha kökünden ‘babün fütuh-bütün hâllerde açık kapı… Şöyle bir deyim var:
“men vecede baben ğulükan vecede ilâ cenbihî bâben fethan-Kapalı bir kapı bulan, onun yanıbaşında açık kapı da bulur.”
-Fâtiha…
‘Fetaha’ fiilinin dişil özne ismi (müennes ism-i fail’i). Sözlük anlamı, sonrasında kendisiyle açılan her şeyin başlangıcı.
Kur’an’ın girişinin, ilk sûresinin “fatihatü’l-kitab-Kitabın başlangıcı” diye isimlendirilmesi bundandır.
‘Fâtih’, ‘fetaha’ fiilinin öznesidir (ism-i fâilidir). Bu da açan, karar veren, hükmeden, kapalılığı gideren, fetheden demektir.
Şuayb (as) kavmine dedi ki: “Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah’a karşı yalan uydurmuş (iftira etmiş) oluruz. Rabbimiz Allah dilemiş başka, yoksa ona geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir.
Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a dayanırız.
Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet!
Sen fâtihlerin (hüküm verenlerin) en hayırlısısın.” (A’râf 7/89)
Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Olup biten hiç bir şey O’na gizli değildir. Biz mü’min olarak sadece O’na tevekkül ederiz. Şöyle dua ederiz: “Ey rabbimiz Sen, bizimle kafirler arasında hükümle ver. Zira Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.” (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 6/3)
Şu âyet de aynı anlamdadır:
“De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyâmet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir.
O, gerçeği apaçık ortaya koyan, hakkıyla bilendir.” (Sebe’/34/26)
İşte o gün kimin doğru yolda kimin sapıklık üzere olduğu ortaya çıkacaktır. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 10/377)
Allah (st) hidâyet üzere yaşayanlara ödül, dalâlet (sapıklıkta) üzere yaşayanlara hak ettikleri cezayı verecek. Zira O yaratıkların, kulların her halini bilir ve hak ile hükmeder.
Bu âyette geçen ve sözlükte ‘açar’ anlamına gelen ‘yeftehu’ fiili bu bağlamda “hak üzere yargılar ve hüküm verir”, ‘fettâh’ da hak ve adaletle hüküm/karar veren, kadı, hâkim demektir. (Komisyon, Kur’an Yolu, 4/389) Ki burada Allah’ın sıfatı olarak yer aldı.
Hüseyin K. Ece
İSLAMİ HABER ‘MİRAT’ -YOUTUBE-
YAZARLARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Kuran'dan Ayetler Okudu AYM Başkanı Özkaya’dan Adalet Vurgusu: "Kul Hakkı En Büyük Sorumluluktur" Anayasa…
UYGUNSUZ AÇIK YAYINLAR ANINDA KALDIRILACAK! Dijital Dünyada Yeni Dönem: Uygunsuz İçeriklere Bir Saat İçinde Müdahale!…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Jeffrey Sachs'tan Trump'a Orta Doğu Uyarısı: "10 Trilyon Dolarlık Felaketten Uzak Dur" Columbia Üniversitesi Profesörü…
Din ile Dinî Yorumları Ayırma İşlemini Hangi Usûl ile Kimler Nasıl Yapacak? Özet Bu çalışma,…
Şiiliğe Mesafeli Sahabeye Saygılıyız EHL-İ SÜNNET DEYÜ YERENLER BARİ EHL-İ SÜNNET OLSA Kur’ân ve Sünnet…