
ALLAH’I TANIMAYA BİR YUMURTA YETER
İŞTE ÖRNEĞİ
VİDEO YORUM
Her sabah soframıza gelen bir yumurta…
Çoğumuz onu birkaç dakikada haşlar, kırar, yer ve geçeriz. Oysa elimizin altında duran o küçücük nimet, sessizce bize büyük bir hakikati fısıldamaktadır.
Dışarıdan bakıldığında sert bir kabuk…
İçinde bembeyaz bir hayat örtüsü…
Ve en derinde, korunmuş bir can emanetinin ilk yuvası…
Allah, daha dünyaya gözlerini açmamış bir canlıyı korumak için ne büyük tedbirler almıştır. Kabuğunu yaratmış, gözeneklerini ölçüyle açmış, nefes almasını sağlamış; ama aynı gözeneklerden gelebilecek tehlikeleri de unutmamıştır. İki zarla korumuş, ardından görünmeyen muhafızlar yerleştirmiştir. Mikroskobik düşmanlara karşı görünmeyen bir ordu kurmuştur.
Kim düşündü bunu?
Kim hesapladı?
Kim, henüz yumurtanın içinde hayat başlamadan önce bütün ihtiyaçlarını eksiksiz hazırladı?
İnsan mı?
Tesadüf mü?
Yoksa her şeyi ilmiyle kuşatan Allah mı?
Bugün insan, en gelişmiş laboratuvarlarında steril ortamlar kurabilmek için milyarlar harcıyor. Oysa bir tavuk, her gün Allah’ın kendisine öğrettiği fıtratla kusursuza yakın bir koruma sistemiyle yumurtasını bırakıyor. Ne mühendislik okudu, ne biyoloji bildi, ne mikrobiyoloji laboratuvarına girdi…
Çünkü ona bunu öğreten, “Her şeye yaratılışını veren, sonra da ona yolunu gösteren” Rabbidir.
Asıl düşündüren ise şudur:
Allah, daha kabuğunu kıramamış küçücük bir civcivi böylesine korurken; bizi korumayı mı ihmal edecek?
Anne karnında bizi koruyan O’ydu.
Dünyaya geldiğimizde rızkımızı hazırlayan O’ydu.
Her nefesimizde ciğerlerimizi çalıştıran O’dur.
Kalbimizi durmaksızın attıran O’dur.
Farkında olsak da olmasak da hayatımızın etrafını görünmez rahmet duvarlarıyla kuşatan yine O’dur.
Belki de bu yüzden Kur’ân, göklere bakmamızı istediği kadar yere de bakmamızı ister. Dağlara, yağmura, arıya, deveye, geceye ve gündüze dikkat çeker. Çünkü Allah’ın ayetleri yalnızca mushafın satırlarında değil, kâinatın her köşesinde okunmayı beklemektedir.
Bir yumurta…
Belki avucumuza sığacak kadar küçük…
Ama içine bakmasını bilen için koca bir kâinat kadar büyük bir derstir.
Ne yazık ki bizler, mucizelerin içinde yaşaya yaşaya onları sıradanlaştırdık. Her gün gördüğümüz nimetlerin hayretini kaybettik. Hayret gidince tefekkür azaldı; tefekkür azalınca şükür de eksildi.
Belki bugün soframıza gelen bir yumurtaya bu gözle bakabiliriz.
Onu sadece bir gıda değil, Rabbimizin kudretini gösteren sessiz bir ayet olarak görebiliriz.
Çünkü bazen insanı Allah’a en çok yaklaştıran şey, teleskopla bakılan galaksiler değil; eline aldığı küçücük bir nimetin içinde gizlenmiş sonsuz hikmettir.
Ve belki de iman, tam burada başlar…
Sıradan sandığımız şeylerin aslında hiçbirinin sıradan olmadığını fark ettiğimiz anda…
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Fatih Erbakan’dan Borsa İstanbul’daki sert düşüşe tepki: “Bu bir piyasa dalgalanması değil” Yeniden Refah Partisi…
SULTAN VAHDETTİN; HAİN Mİ, MAĞDUR MU? Yakın tarihimizin üzerinde en az uzlaşılan figürlerinden biri, hiç…
Lewis Hamilton’dan Filistin’e Destek Veren Macklemore’a Dayanışma Mesajı Formula 1’in yedi kez dünya şampiyonu Lewis…
Marine Le Pen’den İslam Karşıtı Referandum Vaadi Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik’in önde gelen ismi…
Diyarbakır’da “O Köy Bilim Köyümüzdür” Projesi Hayata Geçirildi Diyarbakır’da kırsal mahallelerdeki öğrenci ve vatandaşları bilimle…
Çin'deki Gösteride Şok Anı: İnsansı Robot Geliştiricisine Saldırdı Çin’de düzenlenen teknoloji ve robotik fuarında, sergilenen…