
Bismillahirrahmanirrahim
Sevginin kaynağı olan, seven, sevdiren ve sevilen yüce Rabbimize hamd ve sena ederim. Yüce Rabbimizi gereğince sevebilmemiz için izini sürmekle yükümlü olduğumuz aziz Peygamberimiz, biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salat ve selam ederim.
Bu sohbetimizde “Allah’ı seven kullardan olmalıyız” konusunu işlemeye çalışacağız.
Sonuncusu Hz. Muhammed olan bütün peygamberlerin tebliği anlamına İslam dininin özü Allah’a imandır. Allah, bütün yüceliklerle vasıflı, tüm eksikliklerden beri olandır. Biz yüce Rabbimizi, O’nun bize tanıttığı vasıflarıyla kavrayabiliriz. Rabbimiz bize Kur’an-ı Kerim’de yüzü aşkın sıfatıyla kendisini tanıtmaktadır. Tanıttığı bir vasfı da VEDÛDdür.
Allah, sevginin kaynağıdır, sevendir. Sevdiklerini birbirlerine sevdirendir. Ve O, özellikle müminlerince sevilen Rabdir.
Kur’an-ı Kerim’in Bürûc suresinde şöyle buyrulur:
“O, pek bağışlayıcıdır ve Vedûd’dür. “
Hûd suresinde 90. Ayetinde ise şöyle buyrulmaktadır:
”Rabbinizden bağışlanmanızı isteyiniz. O’na dönünüz. O pek merhametli ve Vedûd olan Rabdir.”
Rabbimiz sever ve sevilmek ister. Biz Rabbimizi sevmekle yükümlüyüz. Rabbimiz öylesine sevilmek istemektedir ki, yarattığı varlıkların Kendisinin sevilir gibi sevilmesini Kur’an-ı Kerim’de yermektedir; Bakara suresinin 165. ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Bazı insanlar kendilerinde yücelik, kuvvet, makam, itibar var zannettikleri insanları yüceltirler. Allah’ın yanı sıra onları yarı ilahlaştırırlar da Allah’ı sever gibi onları severler. Müminlerin Allah’a olan sevgisiyse pek mi pek güçlüdür…”
Biz Rabbimizi bütün varlıkların yaratıcısı olduğu için severiz. Zerreciklerden galaksilere, tek hücrelilerden dev yaratıklara kadar bütün canlıların halikı olduğu için severiz.
Biz Rabbimizi canlı ve cansız olarak nitelendirdiğimiz varlıklarını bilgisi, kudreti ve rahmetiyle kuşattığı için severiz.
Ve biz Rabbimizi sevginin kaynağı olduğu için, bizde ve canlılarda sevgiyi halk ettiği için, severiz.
Bütün bunların özeti olarak ifade edelim: Sevilmeye layık yaratıcı olduğu için severiz, sevmeye çalışırız. Sevmek görevimizdir.
Yüce Rabbimizi gerçek anlamda sevebilmek için O’nun sevdiklerinden olmamız gerekir.
Allah kimleri sever? Genelden özele doğru tanımlama yaparsak, Allah İslam’ın inanç esaslarına gereğince inanan ve Rabbinin emirleri ve yasaklarına bağlanarak güzel ameller yapanları sever.
Allah Kur’an-ı Kerim’de rahmeti olan Cenneti ile lütuflandıracağını bildirdiği kulları sever. Bu tanımlar genel.
Ama bir de tek tek saydıkları var. Şunları, şunları severim dediği kullar var. Kur’an-ı Kerim’de sekiz ayrı ayrı vasıflı insanlar Rabbimiz tarafından sevilmektedir..
“Allah, zâtına ortak koşmayan, koyduğu yasaları mutlak yüce bilen; emirlerine ve yasaklarına muhalefetten (aykırılıktan) sakınan Muttaki kullarını sever.” (Tevbe 4)
“Allah, cömert olan ve yaptığı her işi ibâdet zevkiyle, ‘Allah beni görüyor’ şuuru içinde güzel yapan Muhsin kullarını sever.” (Bakara 195)
“Allah, sırasıyla İslâm Dini’nin, ortak aklın ve bilimsel verilerin üzerinde ısrar edilmesini gerekli kıldığı hususlarda Sabreden; imanda, amelde, ahlâktave cihadda Direnç gösteren kullarını sever.” (Al-I İmran 146)
“Allah kendi yolunda kaleler gibi saf tutarak Savaşan kullarını sever.” (Saff 3)
“Allah, emrolunduğu için sebeplere bağlılığı ihmal etmeyen, fakat sebeperi sonuçlara götürenin yalnız ve yalnız Kendisi olduğuna inanan/güvenen Mütevekkil kullarını sever.” (Al-I İmran 159)
“Allah, hatalarında ısrar etmeyen, kulluğunu ve eksikliğini idrakle tövbe edip af dileyen Tevvâb kullarını, beden ve kalp temizliğine özenen Mütetahhir kullarını sever.” (Bakara 222)
“Allah her şeyi yerli yerinde yapan, bütün davranışlarında hukuki adalet yanı sıra sosyal adaleti ölçü alan Müksit kullarını sever.” (Mümtehine 8)
Biz de sohbetimiz/yazımızda de, bu sekiz vasıflı kulları açıklamaya çalışacağız.
Rabbimiz önce kendisinin sevmesini gerektirecek işleri emreder. Sonra da bu emrini uygulayanları sevdiğini bildirir. Sevdikleriyle de beraber olduğunu açıklar. Allah, muttaki kulları sever.
“Takva ve muttaki (takva sahibi) ” ifadeleri Kur’an kavramlarıdır. Ayrıntılara inmeden açıklayalım.
Muttaki genel bir kavramdır. İslami çizgide inanan, Rabbinin emirleri ve yasaklarına aykırılıktan korunan ve özelde namaza ve sosyal yardımlaşmaya önem veren kişiye Kur’an dilinde muttaki denir. (Bakara 1-5)
Rabbimiz muttaki kullardan olmamızı emreder. Örneğin Ali İmran sûresinde şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Rabbinize karşı gereğince muttaki kullardan olunuz ve Müslüman olarak can vermeye bakınız.” (Al-i İmran 152)
Rabbimiz muttaki kullardan olmamızı emrediyor ve muttaki kullardan olmaya çalışanları da sevdiğini açıklıyor. Bu açıklamalardan biri şöyle:
“Kim verdiği söze, kim yaptığı sözleşmelere bağlı kalır, sözü ve sözleşmelerine aykırılıktan korunursa biliniz ki o muttakilerdendir. Ve Allah böylesi muttaki kullarını sever.” (Ali İmran 76)
Rabbimiz Kur’an’ın Kâf suresinde “Biz insana can damarından daha yakınız…” buyururken Hadid Suresinde : “…Nerede olursanız olun Rabbiniz sizinle beraberdir…” buyurur.
Ama Rabbimiz sevdiğini bildirdiği muttaki kullarına özellikle yakın ve onlarla beraber olduğunu bize açıklıyor. Örneğin Nahl suresinin son âyetinde şöyle buyrur:
“Hiç şüphesiz Allah, Mütteki ve yaptığını güzel yapan Mühsin kullarıyla beraberdir.”
İyice bilmeliyiz ki Allah muttakilerle beraberdir. Allah kuluyla beraber olursa, ona hak ile batılı, doğru ile eğriyi kavrama yeteneğini bahşeder.
“Ey inananlar! Eğer Mütteki kullardan olur; Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşarsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir. Kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, büyük lütuf sahibidir.” (Enfal 29)
Allah kuluyla beraber olduğunda “Hiç beklenmedik yerden onu rızıklandırır…Hayatı ona kolaylaştırır.” (Talak 2-4)
” Muttaki” bahsini burada noktalayalım ve yüce Rabbimizden bizleri sevdiği muttaki kullardan kılmasını dileyelim.
Devam edecek
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-