Makale

ANLAMIN ONTOLOJİK VE EPİSTEMOLOJİK TEMELLERİ: İLAHİ EDİM VE BEŞERİ TECRÜBE İLİŞKİSİ

ANLAMIN ONTOLOJİK VE EPİSTEMOLOJİK TEMELLERİ: İLAHİ EDİM VE BEŞERİ TECRÜBE İLİŞKİSİ

Giriş: Anlamın Mahiyeti ve Aşkınlık Boyutu

Anlam, doğası gereği aşkın (transcendent) bir mahiyeti haizdir; bu, bir olayı veya olguyu maddi sınırlarının ötesine taşıyarak ona hakiki değerini bahşeden ilahi bir niteliktir. Anlamın olguyu aşan bu yapısı, beşeriyetin kendi eylemlerine müstakil bir değer biçemeyeceği gerçeğini beraberinde getirir. Zira bir tavrın veya davranışın nihai kıymeti, o davranışı kuşatan sınırlı tecrübe tarafından değil, onu dışarıdan ve daha üst bir merciden belirleyen “anlam” tarafından tayin edilir. Beşeri sistemler ve felsefi ekoller, eylemleri yarar veya zarar ekseninde tecrübî olarak değerlendirebilse de bu yargılar şartlara bağlı olarak değişkenlik gösterir. Hakiki anlam ise, bu değişkenliğin fevkinde, ilahi iradeden neşet eden ontolojik bir sabitliğe istinat eder.

Ontolojik Zemin: Değişmez Olanın Yasası

Ontoloji, varlığı ve bu varlığın temelindeki ilahi edimi temsil eder. Varlık zemini, “sabit” ve “değişmez” olanın tecelli ettiği alandır. İnsanın doğumu, çocukluğu, büyümesi ve ölümüyle nihayete eren yaşama serüveni, kolay kolay değişmeyen bir varlık yasasıdır ve bu süreç varlığın ontolojik zeminini teşkil eder. Bu zeminin karakteristik unsurları şunlardır:

İlahi Bilginin ve Vahyin Ontolojik Karakteri: İlahi kelam ve iradeden sudur eden her bir asli hüküm, vahiy ve temel ilkeler ontolojiktir ve sabittir.

Sünnetullah Kavramı ve Varlığın Yasaları: Yaşamın üzerine bina edildiği temel yapısal kanunlar (Sünnetullah), ontolojinin alanına girer ve değişime kapalıdır.

İyi ve Kötünün Ontolojik Tanımlanması: İyi ve kötü, özü itibarıyla ilahi bilgiye dayanan ontolojik bir tanımlamadır. Bu tanımlama, anlamın bizzat Allah’a ait olduğu ve kulun müdahale edemeyeceği sabit alanı ifade eder.

Kuşatıcı Bilgi ve Nübüvvet: Ulûhiyetten sudur eden ve hakikatin değişmeyen ilkelerini barındıran “Kuşatıcı Bilgi”, Nübüvvet aracılığıyla insana ulaştırılan ontolojik bir bilgidir. Bu bilgi beşeri tecrübenin ötesinde konumlandırıldığı için beşeri tecrübe sadece onu anlamaya matuf bir arayışın tezahürü olarak öne çıkar. O yüzden beşeri tecrübe ve onun devreye girdiği her alanda bilgi/episteme öne çıkar. Ulûhiyetin devrede olduğu her bilgi ise saf hali içinde ontoloji/varlığın kendisini temsil eder.

Epistemolojik Zemin: Beşeri Tecrübe ve Değişkenlik

Epistemoloji, yaratılmış varlığın kendi içindeki yaşamını, beşeri ilişkiler ağını ve bilgiye dayalı uygulamaları kapsar. Ontolojinin sabitliğinin aksine, epistemolojik zemin değişken, şartlara bağlı ve çoğul (kesret) bir yapı arz eder…

Değişkenlik ve Şartlara Bağlılık: Haller ve şartlar değiştikçe, bilginin tezahür ve uygulama biçimleri de evrilir. Epistemoloji, insanın olgularla kurduğu dinamik ilişkiyle şekillenir.

Beşeri Tecrübe ve İyi-Kötü Uygulaması: İyi ve kötü ontolojik birer tanım olsa da pratik dünyadaki karşılıkları epistemolojik bir uygulamadır. İnsanın bu değerleri hayatın içine nasıl akıttığı, beşeri tecrübe ve bilgiyle ilintilidir.

Eminlik ve Barış: İnsanın yeryüzünde barış ve güven (selamet) içinde olabilmesi, kendi “eminlik” vasfıyla kuracağı epistemolojik ilişkiye bağlıdır. Bu, ontolojik iyilik ilkesinin beşeri münasebetlerdeki pratik tezahürüdür.

Ontoloji ve Epistemoloji Karşılaştırmalı Analizi

Ontolojik anlam, epistemolojik alanı belirleyen, sınırlayan ve ona meşruiyet dairesi çizen üst bir çerçevedir. Bu iki zemin arasındaki yapısal farklar aşağıdaki tabloda detaylandırılmıştır:

Kriter:

Ontolojik Anlam; Kaynak: İlahi Edim / Ulûhiyet… Yapı; Sabit ve Tek (Tevhit)… Kapsam: İhata Edilemez (Ulûhiyet)… Niteliği; Asli Hüküm (Değişmez)…

Epistemolojik Anlam; Beşeri Tecrübe / İlişkiler…  Yapı; Değişken ve Çoğul (Kesret)… Kapsam; İhata Edilebilir (Akıl/Tecrübe)…  Niteliği; İçtihat ve Uygulama (Değişebilir)…

Uygulamalı Örnekler: Sabit İlkeden Değişken Tezahüre

Ontolojik ilkelerin epistemolojik zeminde nasıl kesret kazandığı şu temel örneklerle izah edilebilir:

Kısas (Asli Hüküm vs. Beşeri Durum): Kısas emrinin kendisi ilahi bir takdir olarak ontolojik ve sabittir. Ancak bu hükmün uygulama aşamasında ortaya çıkan; “kısasa kısas”, “diyet ödenmesi” veya “ailenin affetmesi” seçenekleri, durumun mahiyetine göre şekillenen epistemolojik bir çeşitliliktir. Bu seçeneklerin varlığı, bilginin olguyla kurduğu ilişkiye göre değişir.

Namaz (Farziyet vs. Esneklik): Namazın farziyeti hiçbir şartta değişmeyen ontolojik bir esastır. Fakat kişinin hastalık (ayakta duramama hali), yolculuk (seferilik) veya kadınlara mahsus muafiyet halleri gibi durumlarda namazın oturarak, yatarak veya teyemmümle kılınabilmesi, beşeri tecrübeye göre şekillenen epistemolojik bir esnekliktir.

Sevgi (Öz vs. Tezahür): Sevginin özü ve insanın sevgi üzerine bina edilmiş olması ontolojik bir zorunluluktur. Ancak bu sevginin; Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, eş, evlat veya dost sevgisi şeklinde farklı derecelerde ve biçimlerde tezahür etmesi, sevginin nesnesiyle kurulan ilişkinin epistemolojik boyutunu temsil eder.

İmtihan Olgusu ve Hakikatin İhatası

İmtihan, her nefsin bir sınava tabi tutulması hasebiyle ontolojik bir yasadır. Ancak bu tekil kanunun, her bireyde zenginlik, fakirlik, hastalık, makam veya yalnızlık gibi farklı formlarda tecelli etmesi, anlamın epistemolojik olarak çoğalmış biçimidir.

İnsan, akıl ve tefekkür gibi epistemolojik enstrümanlarla mücehhez olsa da, bu araçlarla ulûhiyeti ve hakikati tam olarak ihata (kuşatma) etmesi mümkün değildir. Zira Hakikat, ulûhiyete dair bir sonsuzluğu ifade ederken, beşeri tecrübe yapısal olarak sınırlıdır; sınırlı olanın sınırsız olanı kuşatması ontolojik bir imkânsızlıktır. Bu noktada İçtihat, sabit olan ontolojik hükmün, değişen beşeri şartlara ve epistemolojik zemine tatbik edilme çabası olarak hayati bir köprü vazifesi görür.

Sonuç: Kuşatıcı Bilgi ve Tevhidin Tezahürü

Netice itibarıyla, “anlam” tekildir ve ontolojik bir köke sahiptir; “anlam katmanları” ise çoğuldur ve epistemolojik alana aittir. Tevhid, ontolojik bir gerçeklik olarak varlığın özündeki vahdeti (birliği) temsil ederken; bu vahdetin dağda, nebatatta ve insanda farklı şekillerde görünmesi, hakikatin kesret (çokluk) âlemindeki epistemolojik tezahürleridir. Sağlıklı bir metafizik tasavvur, parçadan (epistemolojik olandan) bütüne (ontolojik olana) doğru bir seyir izleyerek, sabit ilkeler ile değişken tecrübeler arasındaki bu dengeyi kavramayı ve çokluktaki birliği (tevhid) müşahede etmeyi gerektirir. Asli unsur ise; parçadan bütüne yürürken bütünlüğün neliğini öğrenmesi ve onu idrak etmesi de şartlar içinde biricik olma hüviyeti taşımaktadır.

Abdülaziz Tantik

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

S-400’den F-35’e: Türkiye’nin Savunma Denkleminde Ne Değişti?

S-400’den F-35’e: Türkiye’nin Savunma Denkleminde Ne Değişti? Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri…

4 dakika ago
  • Makale

SİSTEMSEL BUNALIMDAN TOPLUMSAL REFAHA: BORÇ DAYATMASINA KARŞI BÜTÜNCÜL BİR ÇÖZÜM İRADESİ

SİSTEMSEL BUNALIMDAN TOPLUMSAL REFAHA: BORÇ DAYATMASINA KARŞI BÜTÜNCÜL BİR ÇÖZÜM İRADESİ ​Anayasa Mahkemesi binası önünde…

6 dakika ago
  • Makale

“GÖZÜMLE GÖRMEDİĞİME İNANMAM!” DİYEN, KENDİNİ GÖRDÜN MÜ?

“GÖZÜMLE GÖRMEDİĞİME İNANMAM!” DİYEN, KENDİNİ GÖRDÜN MÜ?  Gözle görülmeyen, kulakla duyulmayan, elle tutulmayan her bir…

14 dakika ago
  • Genel

Başörtüsü, Ermenistan’da Serbest Azerbaycan’da Yasak

Başörtüsü Ermenistan'da Serbest Azerbaycan'da Yasak Hristiyan nüfusa sahip olan ve Türkiye ile yıllardır sorunlar yaşayan…

22 dakika ago
  • Makale

KADIN KOVAN MESCİTLER

KADIN KOVAN MESCİTLER Ahzab Suresi 35. Ayet-i Kerimede Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:         …

28 dakika ago
  • Gündem

Florence Pugh’tan Hollywood’a Filistin Tepkisi

Florence Pugh'tan Hollywood'a Filistin Tepkisi: Sessizlik Suçtur Tarafsızlık Değil, Suça Ortaklık İngiliz sinemasının başarılı ve…

54 dakika ago