
Ahmet Zogu (I. Zog), 1922 ile 1939 yılları arasında sırasıyla Başbakan, Cumhurbaşkanı ve nihayetinde Arnavutluk Kralı olarak ülkeyi yönetmiş, modern Avrupa tarihinin tek Müslüman kralı olan aristokrat ve siyasetçidir.
Asıl adı Ahmet Muhtar Bey Zogolli olup, Osmanlı döneminde Kuzey Arnavutluk’taki nüfuzlu feodal Mat bölgesinin beylik ailesinden gelmektedir. Türkiye ile de yolları kesişen Zogu, gençlik yıllarında İstanbul’a gelerek Galatasaray Lisesi’nde (Mekteb-i Sultanî) eğitim görmüştür. Bağımsızlık sonrası süreçte Arnavutluk politikasında hızla yükseldi. 27 yaşında ülkenin en genç Başbakanı (1922-1924) oldu ve Zogu’nun ilk büyük adımı 1923’teki I. İslam Kongresi (Kongresi i Parë Mysliman) oldu. Devlet maliyesiyle desteklenen bu kongre, Arnavutluk Müslümanlarını İstanbul’daki Halifelik makamından tamamen kopardı ve Komuniteti Mysliman Shqiptar (KMSH) kuruldu.
1912 yılında Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanan Arnavutluk’ta, nüfusun çoğunluğunu oluşturan Müslüman tebaa hala kurumsal olarak İstanbul’a bağlıydı. Dönemin güçlü figürü Başbakan Ahmed Zogu ve milliyetçi ulema, yeni kurulan devletin Avrupalı güçler tarafından yutulmaması için dini yapıları “millileştirmek” istiyordu. Hükümetin tam desteği ve yönlendirmesiyle, ülkenin dört bir yanından gelen 36 delege Tiran’daki “Djelmnia Dibrane” cemiyetinin salonunda toplandı. Kongre, İslam dünyasında bir ilki gerçekleştirerek Arnavutluk ulemasının tek taraflı kararıyla İstanbul’daki Meşihat (Şeyhülislamlık) makamı ile olan tüm de jure ve de facto bağları kopardığını ilan etti. Böylece Komuniteti Mysliman Shqiptar (KMSH) resmen kuruldu ve başına ilk Başmüftü olarak milliyetçi kimliğiyle bilinen Hacı Vehbi Dibra getirildi. Kongrede Alınan Radikal Reform Kararları şunlar:
İbadet Dilinin Arnavutçalaştırılması: Hutbelerin ve dini eğitim müfredatının tamamen Arnavutça yapılması zorunlu kılındı.
Medeni Kanun Temelleri: Çok eşlilik (taaddüd-i zevcat) yasaklandı, evliliklerin devlet kontrolünde resmi nikahla yapılması gerektiği savunuldu. Bu hamle, 1929’da Şeriat mahkemelerini tamamen kapatacak olan İsviçre tabanlı Medeni Kanun’un ilk provasıydı.
Modern Eğitim Şartı: Geleneksel Kur’an kursları yerine, hem dini hem de pozitif bilimleri (matematik, coğrafya, Fransızca) bir arada okutacak olan modern Tiran Yüksek Medresesi’nin kurulması kararlaştırıldı.
Kadın Hakları ve Kılık Kıyafet: Kadınların sosyal hayata katılması önündeki engellerin kaldırılması ve peçenin kaldırılmasına yönelik ilk adımlar ulema eliyle bu kongrede meşrulaştırılmaya çalışıldı.
Bu kongrede alınan kararlar, Arnavutluk’un kuzeyindeki katı dindar katmanlar ve özellikle Osmanlı ulema ağından yetişmiş fıkıh alimleri arasında infiale yol açtı. Nasırüddin el-Elbânî’nin babası Hacı Nuh Necâti el-Arnavut (ö. 1953), dönemin Arnavutluk toplumunda ve sonrasında göç ettikleri Şam’da derin dini izler bırakmış çok sıkı bir Hanefî fıkıh alimidir. Kısaca değinmek gerekirse: Nuh Necâti Efendi, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde o zamanki adıyla yani İstanbul’a gelerek buradaki medreselerde ve yüksek dini kurumlarda (Maârif-i Şer’iyye) yatılı olarak uzun yıllar fıkıh, tefsir, kelam ve Arap dili eğitimi aldı. İstanbul’da özellikle Hanefî fıkhı üzerine derinleşti ve icazetini alarak tam donanımlı bir Osmanlı uleması olarak memleketi İşkodra’ya döndü. İşkodra’ya döndükten sonra halkın dini meselelerde en çok güvendiği, fetva aldığı ve danıştığı ana merci (merci’an li’n-nâs) haline geldi.
Elbânî’nin sesli ders kayıtlarının derlemelerinde, Şeyh Elbânî’nin Ahmed Zogu için bizzat şu duayı veya bedduayı ettiği aktarılır:
“أحمد زوغو أزاغ الله قلبه”
(Ahmet Zogu… Allah onun kalbini doğruluktan saptırsın/kaydırsın ki o, Arnavut Müslümanları tıpkı Atatürk’ün Türkiye’de yürüttüğü yola sokmuştur.)
Elbânî 9 yaşındayken (1923-1924 civarı), babası Hacı Nuh Necati ülkenin tamamen dini kimliğinden koparılacağını öngörmüş ve “Dini korumak adına batıl hükümdarın topraklarından hicret etmek farzdır” düşüncesiyle Şam’a göç kararı almıştır. Şam’ın seçilmesinin nedeni ise babasının daha önce Hac yolculuğu sırasında bu şehirden geçmiş olması ve Şam’ın faziletine dair hadislerdir.
1 Eylül 1928 tarihi, Arnavutluk siyasi ve dini tarihi için en radikal dönüm noktasıdır. Bu tarihte Kurucu Meclis, Ahmed Zogu’nun dikte ettiği yeni anayasal düzeni kabul ederek cumhuriyet rejimini feshetti ve monarşiyi ilan etti. Ahmed Zogu, Kral I. Zog unvanıyla tahta çıktı.
Bu anayasal değişimin getirdiği en köklü devrim, 1928 Anayasası’nın (Statuti Temeltar i Mbretërisë Shqiptare) 5. maddesidir. Bu maddeyle birlikte, daha önceki anayasal metinlerde yer alan “Devletin dini İslam’dır” ibaresi tamamen kaldırıldı ve yerine şu kesin hüküm getirildi:
“Arnavutluk devletinin resmi bir dini yoktur. Bütün dinlere saygı duyulur ve bunların serbestçe icrası garanti altındadır; ancak din, hiçbir şekilde devlet işlerine ve siyasi amaçlara alet edilemez.”
Bu madde, kâğıt üzerinde bir din özgürlüğü vaat etse de fiilen devletin dini kurumları tamamen yutması, sekülerleştirmesi ve kendi polisine/ordusuna bağlaması sürecini başlattı. 1929 yılında yürürlüğe giren Arnavutluk Medeni Kanunu (Kodi Civil Shqiptar), Kral Ahmed Zogu döneminin en radikal, toplum yapısını kökten sarsan ve geleneksel Müslüman ulemayı açıkça cephe almaya zorlayan yasal reformudur. Bu kanun, sadece mahkemeleri kapatmakla kalmamış; aile, mülkiyet ve miras hukukunu İslam fıkhından koparıp tamamen seküler bir zemine oturtmuştur. Dönemin Adalet Bakanı Thoma Orollogaj başkanlığında seküler hukukçulardan oluşan bir komisyon kuruldu. Komisyon, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1926’da yaptığı gibi İsviçre Medeni Kanunu’nu (Code civil suisse) ve kısmen Fransız Medeni Kanunu’nu (Code Napoléon) esas aldı. Kodifikasyon tamamen Fransızca metinlerden Arnavutçaya uyarlandı. Kanun, 1 Nisan 1929’da resmi olarak yürürlüğe girdi ve Osmanlı’dan kalan, İslam hukukunun (Hanefî fıkhının) medeni kanunu olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye ile Şeriat aile hukukunu tamamen yürürlükten kaldırdı.
Kanun, muhafazakar Müslüman tebaa tarafından “şeriatın doğrudan ilgası” olarak görülen şu maddeleri içeriyordu:
Şeriat Mahkemelerinin (Gjykatat e Sheriatit) Kapatılması: Evlilik, boşanma, velayet ve miras davalarına bakan tüm dini mahkemeler lağvedildi. Tüm hukuki yetki, devletin atadığı seküler hâkimlerin görev yaptığı sivil mahkemelere devredildi. Kadılar ve müftüler hukuki statülerini tamamen kaybetti.
Resmi Nikâh Zorunluluğu ve Dini Nikâhın Yasaklanması: İslami usullere göre kıyılan imam nikâhı hukuken tamamen geçersiz sayıldı. Evlilik birliğinin kurulması için belediyelerde resmi nikâh kıyılması şart koşuldu. Devlet nikâhı olmadan dini nikâh kıyan imamlar ve aileler için ağır hapis ve para cezaları getirildi.
Çok Eşliliğin (Taaddüd-i Zevcat) İlgası: İslam hukukunun belirli şartlarla müsaade ettiği birden fazla kadınla evlilik kanunen tamamen yasaklandı ve suç (bigami) kapsamına alındı.
Miras ve Mülkiyette Tam Eşitlik: Geleneksel İslam hukukundaki miras paylaşım esasları (erkeğe iki, kadına bir pay) tamamen reddedildi. Kız ve erkek çocukların, eşlerin mirastan eşit oranda pay alması zorunlu kılındı.
Boşanma Yetkisinin Kadına da Verilmesi: İslam fıkhında erkeğin tek taraflı iradesine veya kadının belirli şartlarla mahkemeye başvurmasına dayanan boşanma sistemi kaldırılarak, boşanma yetkisi yalnızca seküler mahkemenin kararına bağlandı ve kadına erkekle eşit boşanma davası açma hakkı tanındı.
Çeçenistan’da Mejidov öldürüldü: Kadirov yönetiminin baskı sicili yeniden gündemde Çeçen muhalif kaynaklar, Turpal Ali Mejidov’un…
DÜZENLİ YAĞMURLAR VE BEREKETLİ ÜRÜNLER Mİ İSTİYORUZ? Kuraklıktan şikâyet ediyor, sellere sebep olmaksızın barajlarımızı da…
Emekli Aylığında Adalet Tartışması: Yılların Emeği Ne Kadar Karşılık Buluyor? En düşük emekli aylığı net…
DABBETÜ’L-ARZ SAVAŞI Kuran-ı Kerim Neml Suresi 82. ayet, Ahir Zamanda yeryüzüne yayılmış, topraktan çıkacak, insanları…
İNSAN NEFSİNİ NASIL İLAH EDİNİR? İnsanoğlunun tarih boyunca yaptığı en büyük aldanış, putları yalnızca taştan,…
Avrupa Sokağa İndi: Sömürge Düzeninin ve Çifte Standardın Sonu mu? Fransa'dan İtalya'ya, Belçika'dan İspanya'ya uzanan…