HİKMET KIVILCIMLI’NIN DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ Modern düşünce tarihinde İslam, pek çok seküler ideoloji tarafından kendi kavramsal setleri dahilinde yeniden yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu çabalar içerisinde en nev-i şahsına münhasır ve sistemli olanlardan biri, kuşkusuz Hikmet Kıvılcımlı’nın “Tarih Tezi” bağlamında geliştirdiği İslam...
SOYOLOJİK BİR BAKIŞLA DEYİM Dil, bir toplumun yalnızca iletişim kurmasını sağlayan bir araç değil, aynı zamanda o toplumun tarihsel süreç boyunca biriktirdiği tüm deneyimlerin, gözlemlerin, korkuların ve zaferlerin saklandığı devasa bir kültürel depodur. Bu deponun en kıymetli ve anlam yoğunluğu...
SIR İDRAKİ VE MÂNÂ Sır idraki denen keyfiyet, aslında maneviyatın ve aczin idrakidir. İmân; bedahet… Vahy ve ilhâmda… İslâm kalbin yoludur ve zıt kutuplar arası muvazene sırrının hakikati. Ruhsuz insan, cesettir… Ruhsuz fikrin çapı da kuru ekmek, kuru akıldır. Ruha...
MÜSLÜMAN VE PARA Eski çağların mitolojik karanlığında, hiçbir kavim kendi efsaneleri arasına bir “para tanrısı” yerleştirmemiştir. İnsanlık; fırtınaya, aşka, savaşa veya ateşe ilahlık atfetmiş fakat 19. ve 20. yüzyılın o “müzmin şahsiyetsizlik” hastalığına tutulana dek, cebindeki metali mabetlerin başköşesine oturtmamıştır....
BEDİÜZZAMAN’IN TENKİD METODU TAKDİM Bediüzzaman’ın tenkit metodunun temel taşı “müsbet hareket”tir. Bu prensip, düşmanlık üzerine değil, muhabbet ve hakikat arayışı üzerine kuruludur. Nursî, tenkidi “insaf” ve “gurur” ekseninde ikiye ayırır. Eğer tenkidi insaf işletirse hakikati parlatır; ancak gurur ve tarafgirlik...
“SUMMUN, BUKMUN, UMYUN” İnsanoğlunun dimağında fikir bir kez söndü mü, geriye sadece et ve kemikten ibaret birer posa kalır. Kur’ân’ın o muazzam ve mühürleyici ifadesiyle “Summun, bukmun, umyun”; yani sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler! Bu, fiziksel bir engel değil; ruhun ve idrakin...
Yakın tarihimizin zeminini çizen kara hatlar, İttihat ve Terakki dönemiyle başlamış, Cumhuriyet yıllarıyla kemikleşmiştir. Bu, doğrudan doğruya “İslâm nefretinin zeminini” oluşturmaktadır. Büyük kanuni döneminden Tanzimat’a uzanan süreçte “din bağlarının ruhunu kaybettiği devir” yaşanmışken, Tanzimat ve Meşrutiyet arası, din bağlarının “kasıtla...
BATI’NIN DEVŞİRME PROJESİ Bu projenin temel gayesi, Türk ruhunu, Garp’tan alınması gereken ilim ve tekniğe uygun bir entegrasyona değil, doğrudan doğruya “körükörüne Batıya itiliş ve kökümüzü kurutuş macerasının Türk ruhuna sindirilmek istenen maymunvâri taklit ruhiyatına” teslim etmektir. Bu, fikirsizliğin ve...
KÜRT MESELESİ: MINTIKA HASİSLİĞİ VE İSLÂMIN MERKEZÎ KRİZİ Türkiye’de “Kürt Meselesi” denilen yara, çoğu zaman yanlış yerde tedavi edilmeye çalışılmıştır. Mesele, devletin merkezinde yahut dağdaki silahın namlusunda değil; cemiyetin ruhunda, insanın kendine yabancılaşmasında düğümlüdür. Necip Fazıl’ın İdeolocya Örgüsü’nde belirttiği gibi,...
Etnosentrizmin Türkiye’deki siyasal ve toplumsal alandaki yayılımı, onu yalnızca yüzeysel bir önyargı fenomeni olmaktan çıkarıp, derin yapısal ve psikolojik ihtiyaçları karşılayan bütüncül bir ahlaki kompansasyon sistemi haline getirmiştir. Bu makale, sunulan temel metinleri kullanarak, Türkiye’de etnosentrizmin rasyonel kaynak rekabetinden (Realistik...
Batı, asırlardır dünyaya “medeniyet” dersi verirken, arkasında yakılmış şehirlerin, sömürülmüş halkların, köleleştirilmiş zihinlerin külleriyle oturuyor. “İnsan hakları”, “demokrasi”, “barış” gibi kelimeleri birer maskeye çevirmiş; o maskelerin ardında yatan yüz ise, sömürünün, çıkarın ve zulmün yüzüdür. Bugün adına “uluslararası sistem” dedikleri...
Üstad Necip Fazıl’ın “İdeolocya Örgüsü”nde işaret ettiği “Beklenen İnkılap”, sadece bir yönetim biçimi değişikliği değil, kökü derinlerde bir ruh ve mana hamlesidir. Bugün, insanlığın içine düştüğü buhranlar, madde ile mana arasındaki kopukluğun, Batı’nın akıl merkezli fakat ruhsuz medeniyetinin bir sonucudur....
“Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, / Minicik gövdeme yüklü Kafdağı, / Bir zerreciğim ki, Arş’a gebeyim, / Dev sancılarımın budur kaynağı!” Üstad’ın bu dizeleri, onun fikri ve ruhi macerasının da bir özeti gibidir. Büyük Doğu, işte bu “dev sancılar”ın...
Kaderin Vapuru: Üstad Necip Fazıl ve Abdülhakim Arvâsî Buluşmasının Psiko-Biyografik Tahlili Türk irfanının en derunî ve çilekeş dehâlarından Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in hayatı, 1934 senesinde, sıradan bir vapur yolculuğunun perde arkasında tecelli eden bir iç devrimle paramparça oldu ve yeniden...
Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız.