
Avusturya’da 14 yaşından küçük kız öğrencilerin okullarda başörtüsü takmasını yasaklayan düzenleme, Müslüman ailelerin tepkisine ve hukuki itirazlara yol açtı. Hükümet yasağı kız çocuklarını baskıdan koruma gerekçesiyle savunurken, okullardan gelen bilgiler başörtülü kızların kendi iradeleriyle örtünmek istediklerini ortaya koyuyor.
1 Eylül’de yürürlüğe giren yasak kapsamında, kurallara uymayan öğrencilerle velileri arasında görüşmeler yapılıyor; ihlallerin sürmesi hâlinde velilere 150 ila 800 avro arasında para cezası uygulanabiliyor. Ülke genelinde 127 veli görüşmesi ve 52 olası ihlal bildirimi kaydedildi. Viyana’da ise mükerrer sayım nedeniyle veriler düzeltilerek 85 görüşme ve 18 bildirim olarak açıklandı.
Viyana’daki okul yetkililerinin aktardığı bilgilere göre, görüşmelerde kız öğrenciler başörtüsünü kendi istekleriyle takmak istediklerini ifade etti. Öğretmenler de öğrencilerin örtünmeye zorlandıklarına ilişkin bir belirti görmediklerini bildirdi.
Bu tablo, yasağın temel gerekçesini tartışmaya açıyor. Hükümet kız çocuklarını baskıdan koruduğunu savunurken, kendi iradeleriyle başörtüsü takan öğrencilerin de örtünmesini engelliyor. Böylece çocukların özgürlüklerini koruma iddiası, onların kendi tercihlerini uygulamalarına getirilen bir yasakla karşı karşıya kalıyor.
Başörtüsünü kendi isteğiyle takan bir öğrencinin bu tercihinin engellenmesi, onun adına karar vermek anlamına geliyor. Müslüman kız çocuklarının iradesini dikkate almadan uygulanan genel bir yasak, din ve vicdan özgürlüğünün yanı sıra eşitlik ilkesi bakımından da ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Yasak, din özgürlüğü ve eşitlik ilkeleri bakımından Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Mahkemenin kararını 2027’nin ilk yarısında açıklaması bekleniyor. Mahkeme, 2020’de daha küçük yaştaki öğrencileri kapsayan benzer bir yasağı iptal etmişti.
Tartışmanın merkezinde şu soru bulunuyor: Kendi iradesiyle başörtüsü takan bir kız çocuğunun özgürlüğü, bu tercihi yasaklanarak nasıl korunabilir? Çocukları korumak, onların yerine karar vermeyi değil, haklarını ve özgür iradelerini güvence altına almayı gerektirir.