Gündem

BALIK DEĞİL! DENİZ BİZİMDİR!

‘‘BALIK DEĞİL! DENİZ BİZİMDİR!’’ ya da ‘‘UÇAMAZSAN KENDİ GÖK KUBBEN DAHİ SENİN DEĞİLDİR!’’

Son günlerin en dikkat çekici gündemlerinden biri Avrupa’dan Almanya, İngiltere, İspanya ve İtalya ortak yapımı Eurofighter Typhoon uçakları meselesi yalnızca bir savunma alımı değil, sahadaki güç dengelerinin, diplomatik ilişkilerin ve geçmiş tecrübelerin yeniden sınandığı bir dönüm noktasıdır. Bu tabloyu sıradan bir ticaret ilişkisi olarak görmek, tarihimizin verdiği dersleri unutarak hareket etmek olur. Tam da bu yüzden, soğukkanlı, temkinli ve akılcı olmak zorundayız.

“Düğün Değil, Bayram Değil..! Avrupa Neden Kapımızda?”

‘‘Başdöndürücü Trafik ve Algı Oyunları!’’

Sadece birkaç gün içinde koca! koca! Avrupa ülkelerinin liderlerinin “âlâ ile vâlâ ile” Türkiye’ye gelmesi, olağan diplomatik takvimlerin normal akışından çok daha hızlı, çok daha yoğun bir “trafiğe” dönüştü.

Özellikle Alman Şansölyesinin sade vatandaş imajı verip valizini kendi taşıdığı sahneler, medyada, kamuoyunda pek çok algı üretilerek “samimiyet” ve “eşitlik” mesajları olarak telkin adildi. Oysa bu görüntüler, her zaman diplomatik satrancın görsel hamleleridir.

“Dostluk Görünür, Tuzak Derinde Saklanır!”

Bu tür sahneler propaganda dili! gerçek niyetlerin, gizli pazarlıkların ve uzun vadeli stratejilerin perdesiydi. Zira bu kadar ani ilgi, sıradan bir savunma pazarlığıyla açıklanamazdı.

“Şimdi düğün değil, bayram değil…” diyeceğimiz bir zamanda bu tabloların neden bu kadar ısrarlı sunulduğunu sorgulamak gerekir!

‘‘Geçmişin Acı Dersleri ve Günümüz Gerçekleri!’’

Türkiye, özellikle savunma alanında Batı ile kurduğu ilişkilerde en hafif ifade ile defalarca haksızlığa uğradı! Parasını ödediğimiz F-35 uçaklarının teslim edilmemesi, F-16 modernizasyon kitlerinin bile engellenmesi, Patriot sistemlerinin verilmemesi gibi örnekler hâlâ hafızalarda tazedir.

“Verilen Her Silah!, Vurulan Bir Pranga Olmasın!”

Yıllardır özellikle yerli savunma sanayimizi baltalamaya yönelik girişimler, yerli projelerin önüne set çekmeler, 1900 lü yılların ortalarına gelmeden Kayseri’de üretime başlayan yerli milli uçağımız, Vecihi Hürkuş’un başına gelenler, Devrim otomobili örneğinde yaşananlar, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durmasını engellemek isteyen zihniyetin geçmişteki tuzaklarına küçük bir kesittir!

“Balık Değil, Olta Bizim Olsun!”

Savunmada Tam Bağımsızlık, Geleceğimizin Teminatıdır

Evet bugün savunma sanayimizde ulaştığımız %80–90 yerlilik oranı, milletimizin azmi ve iradesinin eseridir. Bu başarı, sadece bir teknoloji hikayesi değil; bağımsızlık iddiamızın somut ifadesidir.

Ancak bu kazanımı korumak, dışarıdan gelen her “yardım” veya “iş birliği” teklifinin ardındaki niyetleri titizlikle sorgulamayı da gerektirir. Kısa vadeli ihtiyaçlar, uzun vadeli bağımlılıklara dönüşmemelidir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin acil ihtiyaçları elbette karşılanmalıdır; fakat Eurofighter gibi geçici çözümler asla yeni bir bağımlılık zincirine dönüşmemelidir.

Bugün övündüğümüz yerlilik oranları, bize bir rehavet değil, daha ileri gitme sorumluluğu yükler. Kendi göklerimizde KAAN’larımızın, kendi semalarımızda yerli helikopter ve sistemlerimizin uçtuğu gün, tam bağımsız savunma hedefi gerçeğe dönüşecektir.

“Balık Değil, Deniz Bizimdir!”

Zira tarih bize öğretti ki: dış yardımların ardında her zaman bağımlılık politikası saklıdır. Marshall Yardımı örneğinde görüldüğü gibi “biz size verelim, siz üretmeyin” zihniyeti, bir ülkenin kendi sanayi atılımını hep sekteye uğratmıştır. “Balık vermek ama balık tutmayı öğretmemek” formülü, bağımsızlığımızı törpülemiştir. Bugün aynı tuzaklar daha sofistike biçimlerde geri dönebileceğinden buna asla müsaade edilmemelidir!

Siyasi şovlar, kamuoyu algıları veya geçici imajlar bizi asla yanıltmamalıdır. Lider ziyaretlerinin ve iş birlikleri açıklamalarının arkasında yazılı garantiler, yaptırımlar ve somut taahhütler olmalıdır. Her iş birliği eşitler arası ortaklık olmalı; bağımlılık zincirine dönüştürülmemeli, geçmişin dersleri, geleceğin rehberi olmalıdır.

Evet bu gün Cumhurbaşkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğindeki Türkiye, uluslararası arenada sözü dinlenen, denklemleri değiştiren bir aktör konumundadır. Ancak tarih bize acı ama öğretici bir gerçeği defalarca göstermiştir ki; “Bize balık vererek bağımlı kılan sistemler”, kısa vadede memnuniyet sunsa da uzun vadede milli iradeyi törpülemiştir. Marshall Yardımı’ndan bugüne kadar uzanan bu zihniyet, üretme gücümüzü sınırlamak, kendi kaderimize hükmetme irademizi zayıflatmak istemiştir.

Bu yüzden Türkiye, artık her adımını jeopolitik farkındalık ve milli strateji süzgecinden geçirmek zorundadır.

Devlet Aklının İlkeleri:

  • Milli savunma sanayisine yapılan yatırımlar, olarak sadece ekonomik veya askeri değil, “gerçek beka meselemiz!” ulusal bağımsızlık yatırımıdır. KAAN, helikopter ve insansız sistem projeleri devletin öncelikli stratejik varlıkları olarak kesintisiz biçimde desteklenmelidir.
  • Dış alımlar ancak tam şeffaflık, yazılı garantiler, teknoloji transferi ve geri dönüş şartlarıyla yürütülmelidir. Hiçbir “geçici çözüm”, kalıcı bağımlılığa dönüşmemelidir.
  • Diplomasi sahnesindeki dostluk görüntüleri ve sembolik jestler, stratejik analizle değerlendirilmelidir. Türkiye’nin çıkarı, görüntülerde değil, somut taahhütlerde aranmalıdır.
  • Geçmişin acı tecrübeleri, bugünün uyarı rehberidir. Devlet hafızası bu tecrübeleri unutmamalı; millet şuuru, duygusal tepkilerle değil stratejik bilinçle hareket etmelidir.
  • “Balık verilerek bağımlı kılınma” taktiklerine karşı, milli refleksler ve kurumsal denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir.

Diğer taraftan son tahlilde bu metin, asla bir suçlama, ya da yargılama… metni de değil; sadece naçizane devlet ve millet… aklının naçizane dışa yansıması olarak değerlendirilmelidir! Zira güçlü olmak yetmez; gücü akılla, bağımsızlıkla ve hafızayla tahkim etmek de gerekir.

“Uyanık Olmak, Güçlü Olmanın İlk Şartıdır”

Bugün kapımıza gelenlerin sebepleri farklı olabilir — çıkar, jeopolitik denge, ekonomik hesap, rekabet… Unutulmamalıdır!: Devlet aklı, kısa vadeli dostlukların değil, uzun vadeli bağımsızlığın pusulasıdır!

Ama biz biliyoruz ki:

‘‘Gerçek bağımsızlık, kendi gök kubbemizi! kendi kanatlarımızla koruyabildiğimiz gün gerçekleşecektir!’’

Erol KAVUNCU

YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…

36 dakika ago
  • Makale

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…

1 saat ago
  • Gündem

ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2)

ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…

2 saat ago
  • Gündem

Gençler Arasında Sessiz Tehlike: Apateizm

Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…

3 saat ago
  • Gündem

KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?

KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…

3 saat ago
  • Gündem

Aile Çökerse Nüfus Dibe Vurur, Ülke Uçuruma Sürüklenir

Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçuruma sürüklenir… İngiltere’nin parlak entelektüellerinden John Berger, 1978 yılında…

4 saat ago