
Bismillahirrahmanirrahim
Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kalbin tasavvur edemeyeceği ebedi cennetleri güzel kulları için hazırlayan yüce Allah’ımıza hamd ve sena ederim.
Akıllı kişileri, İslamî çizgide nefislerini kontrol altına alan ve ebedi hayatları için çalışan kullar olarak tanımlayan aziz Peygamberimiz, biricik mi biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salât ve selam ederim.
Bu sohbetimizde bizimle vazifeli melekler tarafından iradeli hayatımızın filme alındığını, Kur’an ayetleri ışığında açıklamaya çalışacağız.
Sevgili Kardeşlerim! İslam dininin iman esaslarından biri de âhiret hayatına iman etmektir. Söz ve anlam olarak Allah’ın kitabı olan Kur’an’ımız, pek çok surede ayrıntılarını verdiği bu iman esasını aklımıza da kabul ettirmektedir. Anlamı üzerinde durmaksızın çokça okuduğumuz Yasin suresinin 77 ile 79. ayetlerinde Rabbimiz şöyle buyurur:
“İnsan, onu bir damla hayat maddesinden yarattığımızı bilmiyor mu da apaçık bir hasım kesiliyor? Üstelik kendi yaradılışını unutarak bize örnek vermeye kalkışıyor da bu çürüyüp dökülen ve toprağa karışan kemikleri kim dirilterek, diyor.
Ey aklını kullanabilen insan! Sen şöylece cevap ver: İlk defa kim yarattıysa o diriltecek. O, yaratılışın bütün inceliklerini bilen Rabdir.”
Kıyametin gerçekleşmesiyle birlikte, ruhlarımız yeniden yaratılacak bedenlerimizle birleştirilecek ve biz bütün iradeli sözlerimiz, davranışlarımız, işlerimiz ve ilişkilerimizden sorgulanacağız.
Cuma suresinin 8. âyetinde şöyle buyrulur:
“Ey Peygamber/Ey Yükümlü insan şöyle de: O kaçar olduğunuz ölüm size mutlaka erişecek. Sonra da gizliyi ve açığı bilen âlemlerin Rabbinin huzuruna sevk edileceksiniz. O da size yapar olduklarınızı bildirecektir.”
Bu yeniden diriliş gerçeğini inkâr, hakikati değiştirmeyecektir. Teğabün suresinin 8. âyetinde, bu hakikate şöylece işaret edilmektedir:
“Yaradan’ın hâkimiyetini ve ahiret hayatının sorgulamasını inkâr edenler yeniden diriltilmeyeceklerine inanıyorlar. Ey Peygamber/Ey mükellef insan, sen de şöylece haykır: Rabbime yemin olsun elbette diriltileceksiniz. Hiç şüphesiz yaptıklarınız da size haber verilecektir. Yeniden yaratma ve yargılama Allah’a kolaydır.”
Aziz kardeşlerim! Mükâfatlandırma veya cezalandırma için sorgulama Kur’an’ın, Rabbimizin diliyle el-Kitab olarak nitelediği gibi hayat filmimize göre yapılacaktır. Başrolünü oynadığımız bu hayat filminin çekimi şu an olduğu gibi her an devam ediyor. Bu arada ifade edelim:
İnsan hayatı, senaryosunu Allah’ın ve kendisine cüzî irade verilen insanın yazdığı, yönetmenliğini Peygamberlerin üstlendiği, kayıt ve çekim işlemlerini ilgili görevli meleklerin yaptığı, erkek ve kadın her ergin kişinin başrol oynadığı ve ilişkide olunan insanların figüran olarak konumlandığı bir filmdir.
Edebiyat yapmıyoruz. Açıkladıklarımız, saf gerçektir. Biz bunu dile getiriyoruz. Aslında bu hayat filmi gerçeğine Rabbimiz diğer ayetlerinde de işaret buyurmaktadır.
Dünya hayatı, bir oyun ve eğlence olarak nitelendirilmektedir Kur’an’da. Ankebût suresinin 64. âyetinde şöyle buyurulur:
“Bu dünya başka değil, bir oyun ve eğlence misali kısacık bir hayattır. Ahiret hayatı ise hayatın ta gerçeğidir. Keşke bilselerdi.”
Sevgili kardeşlerim! Yaradan, İslam dini ile bir hayat nizamı sunuyor. Ebedi hayatımız bu hayat düzenini yaşanıp yaşanmamasına göre şekillenecektir. Dünya hayatının önemsiz olduğu söylenemez. Bu âyette oyun ve eğlence söylemiyle anlatılmak istenen dünya hayatının önemsizliği değil kısalığıdır. Bir sinema veya televizyon filmi gibi kısalığıdır.
Âhiret penceresinden bakıldığında uğruna mücadele verdiğimiz bu dünya hayatının bir kuşluk veya akşam vakti kadar süren kısacık bir hayat filmi olduğu görülecektir. Naziât suresinde şöyle buyrulur:
“Dünya hayatına tapar gibi olanlar Kıyamet gerçeğini gördükleri zaman bu dünya hayatının bir akşam veya bir kuşluk vakti kadar olduğunu derinden kavrayacaklardır.” (Naziat 46)
Aziz kardeşlerim, peki Kendisiyle sorgulanacağımız bu hayat filmi nasıl hazırlanıyor?
Bu hayat filmi için sözlerimiz anında tescil ediliyor. Biz her an meleklerin uzattığı mikrofonların önündeyiz. İradeli söz söylemeye gör, anında kaydediliyor. Kâf suresinde Rabbimiz bu gerçeği şöyle açıklar:
“Biz insanı yarattık, ona nefsinin neler fısıldadığını biliriz. Biz ona can damarından daha yakınız. İnsanı sağından ve solundan kuşatan o iki vazifeli meleği de bir düşün. İnsan bir söz söylemeye görsün, hazır bir yazıcı anında kayıt işlemini yapmaktadır.” (Kâf 16-18)
Sözlerimiz kayda alındığı gibi, davranışlarımız, işlerimiz ve ilişkilerimizden oluşan amellerimiz de anında görüntülenmektedir. Rabbimiz bizleri Zuhruf suresinin 50. âyetinde şöylece uyarıyor:
“İnsanlar gizlediklerini ve kendi kendilerine aralarındaki fısıldaşmalarını bizim işitmediğimizi mi sanıyorlar. Hayır, onların yanı başındaki görevli elçi meleklerimiz anında yazıyorlar.”
Sevgili kardeşlerim! Anlamını sunduğumuz âyette “Yektübûne/yazıyorlar” ifadesi yer almaktadır. Masdarı “Yazmak” olarak anlamlandırılan bu fiil, harfleri bitiştirmek manasına gelmektedir. Buradan hareketle bu fiilin görüntüleri birleştirmek, yani montaj işlemleri anlamına geldiğini söyleyebiliriz.
Edebiyat yapmıyoruz. Görüntüleri birleştirme olan montaj işlemi anlamı Casiye suresinin 29. âyetinde açığa çıkarılarak şöyle buyruluyor:
“İşte bu, size karşı gerçeği dile getirecek Kitabımızdır. Çünkü Biz (görevlendirdiğimiz elçilerle) yaptıklarınızı istinsah ediyorduk.”
İstinsah etmek yani birer nüshasını çıkarmak, bugün de kullandığımız bir tabirdir. Örneğin, elimizdeki evrakın nüshasını çıkarmak onu kopyalamaktır. Bir davranışın, bir işin kopyasını çıkarmak resmini almaktır. Kur’ân alınan bu resimlerin konuşacağını söylüyor. (Yasîn 65) Konuşan resim ancak sesli ve hareketli film olabilir.
Ahiret sorgulaması için herkese Kur’an’ın el-Kitap dediği bu hayat filmi sunulacak. (İsra 14) Bu hayat filmi yaptıklarımızı bütün gerçekliği ile açığa çıkaracaktır. Bu hakikat İnfitar sûresinde pekiştirilerek farklı bir boyutuyla bize açıklanmaktadır. (İnfitar 10-12) Bir diğer anlatımla hayat filmimizin kayıt, çekim ve montaj işlemi yaşamımız boyunca devam edecektir.
Aziz kardeşlerim! Kıyamet sorgulaması bu hayat filmine göre yapılacak. İster 15, ister 75 yaşında olsun, mükellef olan herkese bu hayat filmi verilecek ve ona “Oku kitabını” denilecek.
Alak suresi incelendiği zaman anlaşılacağı üzere” Okumak” emri bizim anladığımız manada salt okuma değildir, görülebilecek her varlığı izlemektir. Peygamberimiz okur ve yazar değildi. (Ankebût 48) Böyleyken Peygamberlik görevi “Okuma” emri ile başladı. Oysaki Kur’an henüz indirilmiş değildi.
Peki, bu İkra/Oku emri ile ne okunacaktı?
Okunacak olan izlenebilir her bir varlıktır. Güneş, ay, yıldızlar, çiçekler, çimenler, ağaçlar, insanlar… Kur’ân dilinde her bir varlık bir âyettir. Her âyet bizi Allah Zülcelal’in varlığına, birliğine, kudretine, hikmetine, şefkatine götürür.
Evet, “Oku kitabını, hesap görücü olarak kendi nefsin sana yeter.” denilecek. Yaradan sorgulamayı bize yaptıracak. Herkes yaptığını, Kur’ân dilinde el-Kitap denilen hayat filminde bulacak.
Ali İmran suresinin 30. âyetinde şöyle buyrulur:
“Her bir nefis yaptığı hayırlarını bulacak, şerlerini de görecektir.”
Bahtiyar insanlar olacak müminlerin her biri hayat filmini izleyecek ve iradeli sözleri ve işlerini orada aynen bulacak.
Bakacak ve görecek ki: Allah’a, O’nun emir ve yasaklarına ödün vermeksizin inanmış biri olarak kayıtlara geçmiş; iç huzuruyla kıldığı namazlar, tuttuğu oruçlar, verdiği zekâtlar ve yaptığı hayırlar yerini almış. Anne-babasına, akrabalarına, arkadaşlarına ve komşularına ihsankâr olarak belirlenmiş. İnsanlarla ilişkilerinde adaletli, af ve merhametle muamele etmiş; sözüne ve verdiği sözleşmelere bağlı ciddi bir toplum insanı olarak yaşamış ve bütün bunlar, hayat filminin her bir karesinde görüntülenmiş.
Tebessümleri, teşekkürleri, kolaylaştırıcı tavırları, hepsi tek tek kayıt altına alınmış/görüntülenmiş.
Bizim âhiret saadetimizi sağlayacak olan, salih amellerimiz kadar haramlardan da sakınmamızdır. Bu sebeple örneğin faize, zinaya, zulme karşı durmuşsak, onlar da kayıt altına alınmış olacak. Mümin, hayat filmini izlerken günahlarını da görecek, tövbe ettiği günahların örtü altına alındığını da.
İnkârcı olan ve azgınlıkları sebebiyle inançlarını yitirmiş kişiler de izleyecek hayat filmini. Kehf sûresinin âyet 49. âyetinde şöyle buyrulur:
“el-Kitap (olan hayat filmi) ortaya konacak. Ey Peygamber/Ey insan! Sen de Allah’ı ve yasalarını hayatın merkezine taşımamış inkârcı ve isyancı kişileri, hayat filmi olan amel kitabında gördüklerinden ötürü dehşete düşmüş göreceksin. Onlar şöylece de feryat edecekler: Eyvah bize; yandık ki yandık, hayat filmimiz olan bu Amel Kitabı’na ne oluyor da küçük büyük her amelimizi içine almış. Böylece yaptıklarını hazır bulacaklar. Çünkü Rabbin hiçbir kuluna zulmetmez.” (Kehf 49; ayrıca bak. Yunus 61; Mücadele 7)
Evet, inkârcı ve isyancı kişi de bakacak hayat filmi olan amel kitabına. Kendisini ürpertecek ve feryat ettirecek hayat filmine bakacak da İslam dinini çağ dışı görmüş, seküler/laik yaşamı benimseyerek Allah’ı hayatının merkezinden çıkarmış, İslam karşıtı toplum önderlerini yücelterek izlemiş; faizi meşru, zinayı helal, yalanı ve ekonomik entrikaları mübah görmüş, hepsi görüntüde; namaz kılmamış, zekât vermemiş, hukukî ve sosyal adalete karşı çıkmış, aşağılamış, nefretle bakmış, hepsi ama küçük ve büyük hepsi ayrıntılı bir şekilde verilmiş.
Bunları izleyen inkârcı ve azgın günahkâr çaresizce inkâra yönelecek. Ya Rabbi bu el-Kitap olan bu hayat filmi benim değildir diyecek. İşte o zaman dillere mühür vurulacak.
Yasin sûresi 65. âyette bu gerçek şöyle açıklanıyor:
“Sorgulama Günü olan O Gün’de dillerine mühür vuracağız. Bize elleri konuşacak. Ayakları da yaptıklarına tanıklık yapacak.”
Sevgili Kardeşlerim! Hayatının hangi karesi inkâr ediliyorsa o kare hayat filminde ekrana getirilecek.
Çare yok. Bu defa aleyhine şahitlik edecek organlarına yüklenecek kişi.
Şimdi Fussilet suresinin 21 ile 23. âyetlerini dinleyelim:
“Kendi derilerine/organlarına şöyle diyecekler: (A be gözüm, kulağım; a be elim, ayağım) niye aleyhime/aleyhimize şahitlik ediyorsunuz. Organları da şöylece cevap verecekler: Her bir varlığı konuşturan Allah bizi de konuşturuyor, biz ne yapabiliriz. Sizi ilk defa yaratan O’ydu. İşte böylece O’nun huzuruna döndürüldünüz.”
Sorgulama faslı gelip çatacak. Hakka sûresinde şöyle buyrulmaktadır.
“Onlar o büyük hesap gününde sorguya çekilecekler, onlardan hiçbir şey gizli kalmayacak. el-Kitap olan hayat filmleri sağ tarafından verilecekler çevresindekilere şöyle diyecekler: Ey insanlar/ey dostlarım! Gelin benim şu hayat filmim olan şu el-Kitabımı bir görün. Ben bir gün gelecek, bu hayat filmime göre sorgulanacağımı biliyordum. İşte o, o razı olduğu bir hayatın içinde, yüksek cennetlerde yerini alacak.
Hayat filmleri olan amel kitapları, sol taraflarından verileceklerin her biri de şöyle feryat edecek: Ne olaydı da hayat filmim olan bu el-Kitabım bana sunulmasaydı. Ben bu hesabımı bilmeyeydim. Ne olaydı ölüm bir hiçliğe kapı açsaydı da yok olup gitseydim. Şimdi malım bana bir fayda vermedi. Makamlarım, mevkilerim, otoritelerim… Hepsi silinip gitti.
Rabbimiz de şöyle buyuracak: Onu yakalayıp bağlayın, Cehennem azabına yaslayın ve de yetmiş arşın uzunluğundaki zincire vurun. Çünkü o, büyük olan Allah’a inanmaz, yoksulları doyurmaya da yanaşmazdı.” (Hakka 18-34)
Aziz kardeşlerim, hayatımız filme alınıyor.
Her an meleklerin uzattığı mikrofonların önündeyiz. Anında tescil ediliyor. İradeli davranışlarımız, işlerimiz ve ilişkilerimiz anında yakın çekimle filme alınıyor. Gizli değil, açıktan.
Vallahil azim, şu anda vazifeli melekler beni de sizi de filme alıyor. İyi ki de alıyor. Evet, aciziz, zayıfız ama yüreğimizde Rabbimize ve yasalarına iman taşıyoruz. İnşallah âhiretin güzellikleri bizim olacak.
Sohbet yazımızı Haşr suresinden âyetler ile bitirelim:
“Sakın ha Allah’ı unutanlar, Allah’ın da nefislerini kendilerine unutturduğu kişiler gibi olmayın. Onlar zarara uğrayacakların ta kendileridir. Ateş yaranı Cehennemliklerle ile Cennete girecekler bir değildir. Asıl kurtuluşa erecekler Cennet yaranı olacak olanlardır.”
NOT: Bu sohbeti görüntülü olarak da izleyebilirsiniz:
Bosphorus Cupta kupa teslim töreni gerçekleştirildi hakkında son gelişmeler. Bosphorus Cupta kupa teslim töreni, spor…
Cezayirde kuyuya düşen çocuk hakkında son gelişmeler. Cezayirde kuyuya düşen çocuğun cansız bedenine dördüncü günde…
Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Moskova'ya ulaştı. İki temsilci, Rusya ile ilişkiler…
Nepaldeki selin ardından 10 gündür mahsur kalan 2 kişi kurtarıldı. Kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 kulübün başkanlarını ve yöneticilerini kabul etti hakkında son gelişmeler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4…
İLGİNÇ ŞEYLER OLUYOR! Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, bu nimetlerini kimi zaman artırarak…