Makale

BATININ MASKESİ DÜŞTÜ, EMPERYALİZM YİNE HORTLADI!

BATININ MASKESİ DÜŞTÜ, EMPERYALİZM YİNE HORTLADI!

Son asırlarda insanın gerçekleri görmesini engelleyen büyük bir yanılgı yaşanmaktadır. Çünkü değişik, din, medeniyet ve kültürlerin bilim, teknik, ahlak, kültür, sanat, tefekkür alanlarında insanlığa kazandırdığı değerler unutulmuş; insan haklarının, özgürlüğün, aklın, bilginin gelişmenin; velhasıl bütün güzellik ve hayırların Batı medeniyeti sayesinde kazanıldığı zannedilmiştir. Dolayısıyla koskoca dinler ve medeniyetler tarihine büyük bir haksızlık yapılmıştır.

Diğer taraftan uluslararası siyaset alanında algı operasyonlarıyla insanlara hak batıl, batıl hak gösterilerek gerçekler çarpıtılmaktadır. Yalan, aldatma ve karalamalar üzerine kurulan bir dünyada yaşıyoruz. İfade yerinde ise, tek ayak üzerine kırk yalan söylenmektedir. Küresel zulüm düzeninin devamı için her hileye başvurulmaktadır. Siyasi entrikalar, ihtilaller, işgaller, soykırımlar, iç çatışmalar; evet bütün bunlar, yalan yanlış bilgilerle meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.

Küresel sistemin elebaşları, müdahale edecekleri her yere barış, özgürlük, insanlık ve uygarlık götürecekleri propagandasını yaparlar. Ama musallat oldukları toplumlar, iç çatışma, göç, terör, gözyaşı ve kandan başka bir şey görmez. Demokrasiden dem vururlar, ama Ortadoğu’da halktan kopuk kralların en büyük destekçileri onlardır. Diğer taraftan halkın büyük teveccühüne mazhar olmuş asalet sahibi liderler alavere dalavere ile zindanlarda ölüme terk edilir. “Demokrasi getireceğiz” derler, ama iç çatışmalar çıkararak yüzbinlerce insanı birbirine kırdırırlar.

Bir taraftan silah satışının devamı, öbür taraftan kaynakların sömürülmesi için Firavun’u aratmayacak şekilde ”Böl, parçala, yut” taktiğiyle etnik ve mezhebi çatışmalar çıkarırlar. Toplum katmanlarını birbiriyle çatıştırırlar. Emellerine ulaşmak için her türlü tahribatı ve kıyımı kendilerine mübah görürler.

Batı, diğer kültür ve medeniyetleri küçümsedi. Müslümanları karalamak için her yola başvurdu. İlkel, çağdışı, bilimden anlamaz yaftalamalarını utanmadan yaptılar. “Bunlar ehlileştirilmesi gereken insanlar” dediler. Onların asıl hedefi İslam’dı. Çünkü İslam, günümüz dünyasında hakikat fikrini insana verebilecek, dünya ahiret ufkunu kazandırıp onu nefeslendirebilecek, kısaca alternatif bir medeniyet inşa edebilecek tek dindi.

Batıya hayranlık, son asırlarda Müslümanların kronik hastalığı oldu. İnsanlar komplekslere boğuldular. Özgüvenlerini ve asaletlerini yitirdiler. Teknik ve teknolojik gelişmeler karşısında adeta büyülendiler. Batı medeniyeti hakkında yapılan ilmi bir eleştiriye bile tahammül edilemez oldu, anlayışsızlık ve gericilikle yaftalandı. Kısaca Müslüman toplumlar, Malik Bin Nebi’nin ifadesiyle “Sömürüye müsait bir hale geldiler.”

Son Gazze vahşeti yine İran’a yapılan zalimce saldırılar, şunu açıkça ortaya koydu: Batı yakasında değişen bir şey yok. İnsan onuru, özgürlük, vicdan, hukuk, demokrasi söylemleri boş laflardan ibaret. Bunlar, kontrol etmek istedikleri ülkeye müdahaleyi meşrulaştırmak için kullanılan cafcaflı kelimelerdi. Kısaca, sicili bozuk bu medeniyet, sömürgeci emellerini aynen sürdürmektedir.

Bugün Firavun tarzı tutum ve söylemlerle dünya ile dalga geçiliyor. Kibir ve narsist eğilimler tavan yapmış durumda. İnsanlar, anlamaz ve ahmak yerine konuluyor. Vahşet ve kıyımlar insanlığın gözüne baka baka işlenmektedir. Ortada zulüm altındaki toplumların hak arama adına başvurabilecekleri bir merci kalmadı. Dolayısıyla yaşanan savaş ve soykırımlar, insanları gelecek konusunda ciddi güvensizliklere ve karamsarlıklara sürüklemektedir. Çünkü emperyalist güçler, hak hukuk tanımadan düşmanlık tohumları ekmeye, iç çatışmalar çıkarıp kan akıtmaya devam etmektedirler.

Gazze ve İran’a yapılan saldırılar, Siyonizm ve emperyalizmin vahşiliklerini bir defa daha faş etti. İfade yerinde ise “Takke düştü kel göründü.” Çağdaş medeniyetin emperyalist ve sömürgeci emelleri yeniden hortladı. Kimin gerçekten ilkel ve insanlıktan uzak, kimin vicdan yoksunu ve barbar olduğu gözler önüne serildi.

Yakın zamanlarda Epstein rezaleti dünya gündemine düştü. Malum adada aklın ve vicdanın alamayacağı, kan dondurucu zulümler işlenmişti. Binlerce çocuk istismar edilmiş, öldürülmüş, kanları içilmiş ve etleri yenmişti. Gerçekten insanlar bu yamyamlığı nasıl işleyebilmişlerdi? Hangi, ruh ve vicdanla bunlar yapılmıştı. Anlamak mümkün değil? Üstelik bunu yapanlar sıradan kimseler değil, seçkin insanlardı. Aralarında değişik milletlerden gelen üst düzey bilim, sanat ve siyaset adamları da vardı. Bu menfur olay, çağdaş medeniyetin insanı nasıl bir ahlak krizine ve azgınlığa sürüklediğinin açık göstergesidir.

Bugün, toprakları için mücadele eden Müslümanları terörist olmakla suçlayanların, terörü bir devlet politikası haline getiren vahşi İsrail devleti karşısında nasıl da sus pus kesildiklerini hep beraber gördük. Yine aklıyla, bilimiyle övünen bu toplumların, Evanjelizm adı altında ne iptidailiklere sürüklendiklerini, batıl inanç ve hurafelerden nasıl da medet umduklarını hayretle izledik. Bir de saldırganlıklarını ve yaptıkları zulümleri örtmek için utanmadan sıkılmadan “Tanrı ABD’ye yardım ediyor,” demeleri yok mu? Pes doğrusu, kutsalın istismarı ancak bu kadar olur.

Batı medeniyetinden diğer milletlere karşı ahlak ve hukuk beklememizin fazla iyimserlik olduğu da söylenebilir. Bunda haklılık payı da vardır. Çünkü batılılar, Hıristiyanlığa olan düşmanlıkları yüzünden, kendilerini azgınlıklardan koruyacak, onları adalet ve barışa götürecek bütün kutsal değerlere çoktandır zaten arkalarını dönmüşlerdir.

Mehmet Akif’in dediği gibi “Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” Dolayısıyla yaptıklarının yanında kâr kalmayacağına inananlar ancak erdemli ve hukuka bağlı topluluklar oluşturabilirler. Sadece kendilerinin değil, başkalarının hukukunu da ancak bunlar koruyabilirler. Yoksa öbür dünyada hesap verme diye bir inancı olmayanların, nefsin ve şeytanın azgın ayartmaları karşısında direnmeleri ne kadar mümkündür?

Tanrı ile kavgalı olanlar şeytanlaşmış insanlar olabilirler ancak.  Çünkü bunlar nefis, heva ve iştahlarını tanrılaştıran, dolayısıyla ölçü ve sınırlarını kaybeden kimselerdir. Yine bunlar, sonsuzluk inancını yitirmiş, iç dünyaları viraneye dönmüş ve dünya hırsı gözlerini bürümüş insanlardır. Kalplerine şeytanın ateşini dolduran bu muhterisler, başkalarına ateşten, kandan ve acıdan başka ne verebilirler ki?

Prof. Dr. İbrahim Hilmi Karslı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

İsrail, Lübnan’da 45 Günde Binlerce Can Aldı

İsrail, Lübnan’da 45 Günde Binlerce Can Aldı Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İsrail’in…

9 saat ago
  • Genel

Türkiye rüzgarda üretim gücünü artırarak sanayi üssü konumuna yükseldi

Türkiye rüzgarda üretim gücünü artırarak sanayi üssü hakkında son gelişmeler. Türkiye, rüzgar enerjisi üretim gücünü…

11 saat ago
  • Genel

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Batı Şeriada Filistinlilerin araçlarını kundakladı

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Batı Şeriada Filistinlilerin araçlarını kundakladı hakkında son gelişmeler. Filistin topraklarını gasbeden…

11 saat ago
  • Genel

Giresun ve Ordudaki kadın çalışanlar en çok fındık ihracatına katkı sağladı

Giresun ve Ordudaki kadın çalışanlar en çok fındık ihracatına katkı sağladı hakkında son gelişmeler. Giresun…

11 saat ago
  • Genel

Vandaki Kalp Merkezi Hastalara Umut Oluyor

Vandaki kalp merkezi, kalp rahatsızlığı yaşayan hastalara umut sunuyor. Modern teknoloji ve uzman kadrosu ile…

13 saat ago
  • Genel

Japonya’da eski Başbakan Kişida’dan Ankaradaki NATO Zirvesine Takaiçi’nin davet edilmesi çağrısı

Japonya'da eski Başbakan Kişida, Ankaradaki NATO Zirvesi'nde Takaiçi'nin davet edilmesini talep etti. Bu durum, uluslararası…

13 saat ago