
BAYRAM İDRAKİ VE BİZ
Yine bir Kurban Bayramına eriştik.. Fakat, içimiz hala buruk ve neşemiz, gerektiği gibi değil. Neden? Çünkü, dindaşlarımız öldürülüyor… Irkdaşlarımız, esir ve baskı altında. Yani, vücudumuzun birkaç yerinde yaralar var, bu yüzden huzurlu değiliz. Ayrıca bizler; fiziki olarak rahatlık içinde iken, ruhen ve fikren hür olmadığımızı ve inandığımız gibi yaşama imkanlarını bulamadığımızı unutmuş gibiyiz. Yani, “yaşadığımız gibi hissetmeye” başladık. İşte, insan olmanın en büyük handikapı da, “inandığı gibi yaşayamamak!”
Kurban, “yakınlık” ifade eden bir kelime. Arapça “kurb” kökünden geliyor. Allaha yaklaşmak, öyle kolay bir şey değil. “Seni kabul ettim ve büyüklüğünü tanıdım” demekle de bitmiyor.. Hemen karşımıza, bir cevap çıkıyor: “Öyleyse yakınlığını göster!..”
Allaha yakınlığımızı, ona olan sevgimizi bazı zevk ve alışkanlıklarımızdan feda ederek göstermek durumdayız. Çünkü aşık, maşukuna gösterdiği davranış ile sevdiğini belli eder. Birtakım sözler, deyişler ve gösterişlerle değil… Fakat, bazılarımız, bu fedakarlığı, çoğu zaman sözde bırakıp, inancın uygulaması olan fiiliyatı ihmal etmekteyiz.
Allaha yakınlık, sadece onun için bazı nimet ve imkanlardan uzaklaşmak ile olmuyor. Onun rızası ve hükmünü de hayatımızda gerçekleştirmek gerekiyor. Bir manada, ilahi misyonu ve emirleri de üstlenmek… Onun adını, iradesini ve hükümlerini hayata aktarmak ve bunun mücadelesini vermek.. Çünkü mücadele, önemli görevler ve sorumluluklar için yapılmaktadır.
İçinde yaşadığımız hayatın, kötülükleriyle mücadele etmek, doğrunun inşası ve sürekliliği için gerekli. Böyle bir durum, hayatı ve insanları içine alan sosyal sistemin muhafazası ve dengesi için vazgeçilmez bir çaba olmaktan öteye, Allahın da insanlığı ulaştırmak istediği bir merhale..
Bayram, bir mutluluğun sonucunda gerçekleşen toplumsal bir kutlamadır. Acaba, gerçekten bayramı hak ediyor muyuz? diye bir soru sormamız gerekiyor. Veya, ne kadar ona uygun haldeyiz.. Bayram, bir yaşama tarzının, geleneğin ve değerler sisteminin sonucunda ortaya çıkmıştır. Her doğru ve güzel işin sonunda bir tören veya kutlama olacaktır ki, bu gelenek sürekli hale gelsin ve toplumsal şuura yerleşsin.. Özellikle çocuklar ve genç nesiller için bayram, doğrunun ve güzelin sürekli hale getirilmesi manasına gelmektedir.
Yukarıda da söylediğim gibi, Bayram’ı ne kadar hak ediyorsak, o kadar kutlamalı ve hak edemediklerimiz için, yeniden kendimizi hesaba çekerek, daha iyi bayramları yaşamak ve hazırlamak için temel sorumluluklarımızı ve hayati rollerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz.
Bayram demişken, birbirimizle olan münasebetlerimizi, birbirimizi gözetmemizi ve birbirimizin dertlerini ne ölçüde duyduğumuzu bilmeliyiz. Bu konu, öyle zannediyorum ki, belki de en zayıf olduğumuz yönlerden.. O kadar, kendi basit mesele ve ihtiyaçlarımıza gömüldük ki, dostlarımız, kardeşlerimiz ne halde aklımıza bile gelmiyor!.
Dinimizin cemaat dini olduğunu unuttuk!.. Batı’nın liberal ve ferdiyetçi ruhunu, sanki birçok ihtiyacımıza cevap verecekmiş gibi, heyecanla sahiplendik.. Zaten, batı’dan ne geldiyse, onu inanç ve kültürümüze uyup uymadığına bakmaksızın, “modern görünmek için” itirazsız kabul ettik!..
Batılılaşma hayalinin bizi nerelere savurduğunu, çok geç anladık. Halbuki, hayat felsefemizin, inanç ve ahlakımız ile uyumlu olup olmadığı şuurunu nasıl kaybettiğimizi, yaşlı ve orta yaşlılar yaşayarak gördüler. Şimdi sıra, “moda mantığı”nın etkisiyle yaşayan gençlerde..
Bayram, eksik ve gerektiği yaşanmasa da, bizi gerçek ahlak ve fikir dünyasına ulaştıracak ışığa sahip geleneklerimizden.. Bir yerde inancın, gelenekleşmesi. Hepimize; gerçek bayramlara ulaşmak dileğiyle, hayırlı bayramlar.
Prof. Dr. Sami Şener
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Erdoğan'a Tarihi Davet Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 4 Mayıs 2026 tarihinde…
YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞLER! Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan özeleştiri geldi: "Anket şirketleri tarafından yanlış yönlendirildik."…
İstanbul'da Muayene Sayıları Artıyor: "Yoldan Geçerken Acile Uğruyoruz" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
DÜNYA NEREYE GİDİYOR? İsrail Dünyayı Nereye Sürüklüyor? Uluslararası hukuk çökerken, tepkiler neden sonuç üretmiyor? Uluslararası…
Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri… Giriş: Adaletin Çok Boyutlu Doğası……