“Bayram o bayram ola!”

Abdullah Yıldız

“Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise Cehennem ateşinden kurtuluş” olan (Camiu’s-Sağîr, 2818) Şehr-i Ramazan’ın sonuna geldik. Yarın arife, ertesi gün Ramazan Bayramı. Cümlemize müjdeler ola.

Efendimizin (s) şöyle dediği rivayet olunur:“Bayram günü melekler sokak başlarını tutarak müminlere seslenirler: ‘Size lütuflarda bulunan ve üstelik bolca ödüller de veren kerem sahibi Rabbinize koşun! Gece namaz kılmanız istendi kıldınız, gündüz oruç tutmanız istendi tuttunuz, Rabbinize itaat ettiniz, hadi gidip ödüllerinizi alın!’Bayram namazı kılınınca da şöyle seslenirler: ‘Haberiniz olsun, Rabbiniz günahlarınızı bağışladı, evlerinize doğru yolda olarak dönün; çünkü bugün ödül günüdür’…” (Terğib ve Terhib,2/533)

Kerem sahibi Rabbimiz lütfedip namazlarımızdaki, oruçlarımızdaki, diğer ibadet ve taatlerimizdeki kusurlarımızı bağışlar da bizleri “hadi gidip ödüllerinizi alın!”diye müjdelenen mutlu sınıfa dahil eder ve Kudüs’ten, Doğu Türkistan’dan, Arakan’dan, Keşmir’den, Yemen’den yükselen feryatları içimize gömerek, Alvarlı’nın dua gibi mısralaştırdığı şu güzel bayram neşesini hep birlikte yaşarız inşaallah:

Hüzn ü keder def ola,

Dilden hicap ref ola,

Cümle günah af ola,

Bayram o bayram ola.

Diyorum ki; bir Ramazan-ı Şerif’i daha geride bırakırken, gelin şöyle bir nefis muhasebesi yapalım:

Bakara suresinin 183. ayetinde orucun amacı ve hikmeti olarak açıklanan “takvâ”yıkuşanabildik mi? Takva, Allah’a karşı sorumluluklarımızın bilincine erip, O’na saygısızlık etmekten ve günahlardan sakınarak O’nun azabından korunmaktır. Peki bizler Yüce Rabbimizin “O mahza hayırdır” diye nitelediği “takva elbisesi”ni (A‘râf 7/26) giyinerek, üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirebildik mi?

İnsanların parayı, şehveti ve mideyi putlaştırdığı şu haz ve hız çağında “hayvanların yediği gibi yiyen” (Muhammed 47/12) kimselerden olmamak için nefsani arzu ve isteklerimize oruçla gem vurabildik mi?

Efendimiz (s): “Oruç kalkandır” buyurur (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 29). Peki biz, tuttuğumuz oruçları günahlara, haramlara, kötülüklere, kötülere, şeytana ve şer odaklara karşı kalkan edebildik mi?

Tevbe 9/112 ve Tahrim 66/5. ayetlerdeki “sâihûn” ve “sâihât” (seyahat eden yani oruç tutan erkek ve kadınlar)kelimelerinden hareketle oruç mülk ve melekût âlemindeki ilahi sırları keşfetmeye yönelik ruhi bir riyazet ve seyahat olarak da yorumlanır (Bak: A. Yıldız, Oruç Ötelere Seyahat). Peki biz, tuttuğumuz oruçla seküler âlemden iç âlemimize hicret ederek ötelere doğru manevi bir yolculuğa çıkabildik mi?

“Ramazan” isminin “ramazî”den türediği, bunun da ‘güz yağmuru’ demek olduğu söylenir. Peki, biz “müminler için şifa ve rahmet” (İsra 17/82) olan Kur’an yağmuruyla içimizi-dışımızı yıkayabildik mi? Ramazan ayının Kadir gecesinde inen (Bakara 2/185; Kadir 97/1) ve bu ayda oruç ağızlarla okuduğumuz Kitabullah’ın kadrü kıymetini bilerek “hayat verici” (Enfal 8/24) ilkelerini hayatımıza hâkim kılabildik mi?

Dua istemekten ibaret değil; akleden kalpte şekillenip dilden dökülen, sonra da iradeye ve eyleme dönüşen muazzam bir süreçtir. Allah’ın davetine icabet etmeden (Bakara 2/185), kavli dualar fiili dualarla birleşmeden dualar karşılık bulmaz. Peki biz, yaptığımız dualarımızı söylemden eyleme taşıyabildik mi?

Ezan günde beş kez “Haydi namaza! Haydi kurtuluşa!” davetini tekrarlar. Kur’ân “Sabırla ve namazla Allah’tan yardım dileyin!” (Bakara 2/153); “Gerçekten kurtuluşa eren müminler, namazlarında huşu duyanlardır.” (Müminûn 23/1-2) buyurur. Peki biz, “sabrın yarısı” (Tirmizi, Deavât 85) olan oruca ve oruç bedenlerle kıldığımız namazlara tutunarak mümin gönüllerin ittihadı için Allah’tan yardım diledik mi?

Ramazan orucuyla aç-susuz kalıp açların halini tecrübe ederek gözümüzü ve gönlümüzü doyururken, infaklarımızı Allah’ın rızasına, sadakalarımızı sadakatimize, zekatımızı arınmamıza vesile kılabildik mi?

Kısaca biz, “on bir ayın sultanı” Ramazan-ı Şerif’te eksiğiyle-gediğiyle yaşamaya çalıştığımızyoğun İslâmî hayatın güzelliklerinidiğer aylara da yansıtarak bütün hayatımızı Ramazanlaştırabilecek miyiz?

İşte o zaman, Hz. Ali’ye (r.a) izafe edilen “Müminin günahsız geçen her günü bayramdır” sözü gereğince bütün hayatımız “bayram” olur; Alvarlı’nın ifadesiyle de “Bayram o bayram olur”.

Günahların af, hüzn ü kederin def olduğu bayramların özlemiyle, Ramazan Bayramımız mübarek ola.

Recent Posts

  • Genel

Maxim Galkin’in, İstanbul Gösterisi İptal Edilsin

“İsrail kazanacak” demişti: Galkin’in İstanbul gösterisi için iptal çağrısı İsrail’e desteğini açıklayan Rus komedyen Maxim…

16 dakika ago
  • Genel

Türk Askeri Suriye ve Irak’ta Kalacak

Bakan Güler: Sınır Güvenliği Sağlanana Kadar Türk Askeri Suriye ve Irak’ta Kalacak Milli Savunma Bakanı…

48 dakika ago
  • Gündem

Discover the Best Casino Gift Shops and Exclusive Merchandise

Discover the Best Casino Gift Shops and Exclusive Merchandise Casinos are more than just venues…

1 saat ago
  • Gündem

Hamanei’nin Vasiyetnamesine İlişkin Açıklama!

İran Uzmanlar Meclisi Üyesi Mirzayi’den Hamanei’nin Vasiyetnamesine İlişkin Açıklama Yaptı! İran Uzmanlar Meclisi (Meclis-i Hubregan)…

2 saat ago
  • Genel

Çeçenistan’da Mejidov Öldürüldü

Çeçenistan’da Mejidov öldürüldü: Kadirov yönetiminin baskı sicili yeniden gündemde Çeçen muhalif kaynaklar, Turpal Ali Mejidov’un…

3 saat ago
  • Genel

ARNAVUTLUK’UN ATATÜRK’Ü (1)

ARNAVUTLUK’UN ATATÜRK’Ü (1) Ahmet Zogu (I. Zog), 1922 ile 1939 yılları arasında sırasıyla Başbakan, Cumhurbaşkanı…

3 saat ago